Gözyaşı sinmiş dolu bir avuçla tokalaşmamak,
Dokundurmamak için yaslarına,
Ya da bir hüznün arasından geldiğini belli etmemek için o yeni adama;
Bazı kadınlar gözyaşlarını hep ellerinin tersiyle silerler...*
1 1,5 yaşına kadar aslında çok güzel canlılardır ne zamanki konuşmayı öğreniyorlar film de orda kopuveriyor. sürekli kendi aralarında bir rekabetleri vardır buna biz masum erkekleri de alet ederler. bir de olmazsa olmazları vardır erkekleri paylaşamazlar. karşılıklı sevmeyi de çok az bilirler.
bazıları birisinin arabasına binmekte o kadar rahattır ki hem de eteği ile. ve hatun kişi o kadar rahattır ki, akıbeti tamamen bir erkeğin eline verilmiştir. o değilde anası babası da hanım kızım diyordur belkide ona. evet çok hanımdı.
bazıları çok güzeldir, o minicik ayakları o yavaştan ağırdan yürümeleri, hiç sebep yokken, hiç tanışmamışken aniden gidip sarılsam ya lan ben sana diye düşündüren naif varlıklar.
bazıları çok şanssızdır.
türk kızı-kadını denir onlara, daha da sevgisizlikten kırılanları kezban der ona;
yontulmamış odunlarla, ne söylediğini bilmeyen kokuşmuş öküzlerle muhatap olmak zorunda kalırlar. koca göbeğine dökülmüş saçına bakmadan türk kızına bok atmaya çalışan bir türle. bu türün kendisi boka benzemektedir ve yazıktır ki bu durumdan da bihaberdir. *
kâinatta âşık olabilen sekiz-dokuz adet kadın vardır, onlar da efsane olmuştur. Âşık olmak evrende yeryüzüne uzanan eli öpmek gibidir, cesaret ister, yürek ister, inanç ister. küçük bir kısmı hariç, bu kadınlarda olmayan bir ruh halidir. onlar için isterseniz dünyadaki sistemi yeniden tasarlayın, doymazlar. yeni bir dil, hiç denenmemiş bir medeniyet tasarlayın, yine iflah olmazlar. tüm insanların yararına bir aşı bulsan bile "duvara çivi çakamadın" diye seninle tartışırlar...
yani demem o ki çözemedim ben de diğer herkes gibi bu kadınları...
sorun yok!
en iyisi onlar nasıl istiyorsa öyle yapın, o zaman acaip mutlu oluyorlar. sofistike düşünmeye gerek yok...