Yaşı gelmiş olan bir abinin anlattığına göre hepsi yumurta gibi olan türdür. Abinin kendisi olayı şu şekilde aktarıyor....
40 tane yumurtayı kaynatıp, 40 farklı renge boya. Hepsini önüne diz, illa bir kaç tanesi daha çekici gelecektir. Belki sana mavi daha hoş gözükecek, bana kırmızı. Ama ikimizde yumurtaları soyduğumuz zaman, aynı beyaz önümüze çıkacak evladım. Kadınlar da yumurta gibidir. Soyunduğu zaman hepsi aynı... o yüzden çok Seçici olmaya gerek yok, çok ta üzerine düşmeye gerek yok....
Konu erkekler olunca en zekisini bile parmağında oynatabilir bir kadın. Ne napoleon, ne atatürk, ne cengiz han kurtulamamıştır bu kaderden.
Gelin gelelim konu kendilerine geldiğinde tek hücreli canlılar kadar bile kafaları çalışmaz.
ilki zaten malûm, ikinciyi anlatayım:
Kadınların anlaşılmaz olma nedenleri ne istediklerini bilmemeleridir. Bu yüzden efendi yerine piç adam tercih ederler.
Piç adama âşık olurlar çünkü o heyecan verir. Âsidir, ele avuca sığmaz, haşarıdır...
Sonra bu adamı baştan çıkartırlar. Vu işin kolay yönü çünkü ortalama bir kadın erkekleri parmağında oynatabilir.
ilişki başlar, aslında adamın böyle bir ilişkiye hiç niyeti yoksa da kadın istediğini, yani adamı alır.
Sonra aynı kadın bu adamı mazbut aile babasına çevirme girişimlerine başlar. Eee, evinin kadını olacak ne de olsa kendileri.
Saç sakal güzelce temizlenir. Yırtık Kot ve iron maiden tişörtü yerlerini kumaş pantolon ve gömlek ikilisine bırakır. Motosiklet satılır, yerine araba taksidine girilir. Bugün var yarın yok işten memuriyete dikey geçiş yapılır.
Bunların hepsini de "sana çok yakıştı", "ay ben korkuyorum", "bir ömür böyle geçmez ki" klişeleri eşliğinde yapar.
Sonra? Sonra o herif o kadına artık heyecan vermez olur. Nasıl heyecan versin ki, o artık bir memur! Kendisi bile kendisinden sıkılıyor.
Böylece kadın kendi eliyle âşık olduğu herifi yok edip kafasındaki aile babasına dönüştürerek yok eder.
(Burada yanlışlıkla göndere bastım. Kaldığım yerden yazıyı sürdürüyorum)
Erkekse tüm bunları onun için yapmıştır ve bu kadar emek harcadığı kadına iyiden iyiye bağlanmıştır.
Ve gün gelir "çok değiştin"li bir ayrılık konuşması yapar kadın. Ve esas oğlanımız kelimenin tam anlamıyla, nefret ettiği bir hayatın içine sıkışmış vaziyette piç gibi kalır.
Kadınsa, az önceki döngüyü tekrarlamak üzere başka aşklara yelken açmıştır bile.
Ekleme:
Kadının bu sorumsuz, ne istediğini bilmez hâli 30 yaşına dek sürer. 30 yaşında, hormonların baskısıyla anne olma dürtüsü devreye girer. Gider dünyada tek erkek olarak milyarlarca kadınla kalsa eline mahkûm olacak bir mal bulur ve onunla evlenir.
kadınların gitmesi; kendilerine yönelik saldırılardan, özel ve aleni tacizlerden, isim takılması ve aşağılanmalardan, dış görünüşleri ile yargılanıp alaya alınmaktan bıkmaları ve burayı terk etmeleri sonucunda geride kalacak olan abaza it sürüsünün testesteron ile bulanmış tek açılı hayat görüşleri ile başbaşa kalmaları durumudur.
kadınların "susması" it sürüsünün en büyük hedefidir. duygularını korkmadan yaşayan, hayatını özgürce sürdüren, kendini çekinmeden ifade eden kadınlar itlerin kendilerini tehdit altında hissetmelerine neden olur. itler böyle kadınları susturmak, bastırmak, örtmek için tüm güçleriyle saldırırlar.
bu kendi egosunun kölesi olan it sürüsü, aşağılık ve karaktersiz davranışlarını haklı göstermek için "türk kızı işte", "kezban sonuçta", "lezbiyendir", "yolludur" gibi kokmuş basmakalıp ifadeleri kullanacak (bunlar itlerin en güvenilir silahlarıdır) ve kadınların getirdiği o renk, fikir, ifade, düşünce çeşitliliğinden yoksun hayatlarına içlerinde hiç dolmayacak olan bir boşluk hissi ile devam edeceklerdir.
yaşamlarının anlamsızlığını ancak sonuna vardıklarında idrak edebileceklerdir, o da o kadar olgunlaşacak kadar yaşayabilirlerse. çünkü kadınlara duydukları, içlerinde yer etmiş o öfke, hınç ve küskünlükleri kendilerini kısa sürede tüketecektir.
kadınlara karşı besledikleri dinmek bilmeyen kinleri her zaman ağır hastalıklar olarak ortaya çıkmasa bile uykusuzluk, asabiyet, mutsuzluk hissi, amaçsızlık duygusu, gerginlik, soğuk algınlığı, baş ağrıları, üriner sistem rahatsızlıkları gibi farklı şekillerde dönem dönem tezahür edecek ve her seferinde ömürlerinden biraz daha çalacaktır.
bugün sözlükteki bir yazar, yarın okuldan yada iş yerinden bir arkadaş, başka bir gün size güvenme hatasına düşen bir kadın; siz onları yaşamınızdan uzaklaştırdıkça yaşam da sizden uzaklaşacaktır.