Bizler kadınız; hep erkeğin bir adım gerisindeyiz. ister okumuş olalım, ister cahil olalım. Çünkü günümüzde erkek her koşulda iktidar olandır. iktidar, güç demektir. Bu gücü baskı aracına dönüştürerek kendisinden zayıf olana dayatmak demektir. Bu dayatmaları her yerde görürüz. Dayak, hakaret, aşağılama, yok sayma biz kadınlara dayatılan, olağan hale gelmiş durumlardır. Devlet bu durumlara maruz kalan kadını hukuğuyla ve erk-ek anlayışıyla görmezden gelir. Çünkü devlet iktidar demektir, hukuk da devletin dilidir. Bu durumda kadın her koşulda bir iktidarın altında ezilmektedir. Bu adil değildir, eşit değildir, özgür değildir.
Peki farkında mıyız? Özgürlüğümüzün elimizden öyle ya da böyle alındığının.
Belki bir çoğumuz kapatıldığımız hücrelerimizde mutlu, özgür ve eşit olduğumuzu zannediyoruz. Ama yanılıyoruz. Özgür değiliz. Evde kocasına ve çocuklarına hizmet etmek zorunda olan, işyerinde ne yaparsa yapsın erkekle eşitlenemeyen, okulda pasif kalması gereken kadın özgür değildir.
Sanılıyor ki; bu alanlardan kaçması gereken kadın için kurtuluş iktidar olmaktan geçer. Ancak bizler ne iktidar olmayı, ne de erkekle eşitlenmeyi istiyoruz. Özgür bir yaşam için bizleri kapattığınız hücrelerimizi parçalayıp, sokaklara koşuyoruz.
Bundan böyle biline; özgürlük sokaktadır, kadınlar isyandadır."
Bundan bir yıl önce Kağıthane Asayiş Büro Amirliğinde 3 polisin tecavüzüne uğrayan ve geçtiğimiz Temmuz ayında yine aynı polislerden birinin tecavüzü sonrasında hamile kalan Reyhan Topal için; Taksim Gezi Direnişi sonrasında tutuklanarak Şakran Cezaevine kapatılan ve gardiyanların tacizine maruz kalan Elif Kaya için; gözaltına alındıktan sonra polisin tacizine uğrayan Eylem Karadağ, Ezgi Özmen ve birçok kadın arkadaşımız için Biz kadınlar bugün (28 Eylül Cumartesi günü) karakollarda tacize, tecavüze, işkenceye karşı bir araya geldik ve hep birlikte yeniden haykırdık: Tecavüzcü Polis Hesap Verecek!
Kadıköy Boğa Heykelinden, Kadıköy iskele Karakolu önüne bir yürüyüş gerçekleştirdik. Yol boyunca Kadınlar Sokağa, Hesap Sormaya, Yaşasın Kadın Dayanışması, Kadınlar sokakta, öfkeyle isyanda, Direnen kadınlar özgürleşiyor, Nerede: Karakolda, Ne var: Tecavüz, Faili kim: Polis! sloganlarıyla yürüyerek karakol önüne geldiğimizde, polis barikatları ile karşılaştık. Polis, gözaltına aldığı kadın arkadaşlarımızı taciz ettiği karakolunu korumak için barikatıyla, TOMAsıyla, kalkanıyla karakol ve çevresini tamamen kapatmıştı. Bizlerse tecavüzcü/tacizci polisin barikatları önünde yeniden haykırdık: Karakolda tacize, tecavüze, işkenceye karşı yılmıyoruz, utanmıyoruz, susmuyoruz!
Karakol önünde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasının ardından, polisin tecavüzü sonrasında hamile kalan Reyhan Topal, Ne tuhaf ki, o gün karakolun kameraları çalışmıyormuş. Ne tuhaf ki, Kağıthane doktoru beni görmeden sağlam raporu vermiş diyerek, tecavüz sonrasında yaşadıklarını anlattı. Topal, kürtaj olmak istediğinde Sen doğur, devlet bakar diyen, N.Ç davasını hatırlıyor musunuz? Meslektaşlarım orada çok doğru karar verdiler. Kadınlar doğuştan cinsel isteklilerdir. Tecavüz deseler de ondan zevk alırlar. Senin de ne mal olduğun ortada diyerek kendisini suçlayan savcıların konuşmalarını bir kez daha hatırlatarak, artık ne devletin polisine, ne savcısına ne de yargısına inandığını belirtti. Topal, karakolun önünde barikat kuran polislere dönerek, Tecavüz ederken mideniz bulanmıyordu, korkmuyordunuz. Şimdi neden korkuyorsunuz? TOMAların, panzerlerin arkasına saklanıyorsunuz. Boyumuzdan büyük barikatlar kuruyorsunuz. Artık ölmekten korkmuyorum, sadece gururum ve canım kaldı diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Anarşist Kadınların çağrısını yaptığı eyleme Yeni Demokrat Kadın, Vicdani Retçi Kadınlar, HDK Kadın Meclisi, Emekçi Hareket Partili Kadınlar ve BDSPli Kadınlar da destek verdi
Eylemde okunan basın metni aşağıdadır:
Karakolda tacize, tecavüze, işkenceye karşı yılmıyoruz, utanmıyoruz, susmuyoruz!
Biz kadınlar doğduğumuz andan itibaren hep ensemizde hissettik erkek iktidarın baskısını, şiddetini. Bazen en yakınımızdan gördük erkekliğin ne olduğunu. Bazen hiç tanımadığımız birileri gösterdi bize erkekliklerini; sokakta yürürken yaşadığımız taciz korkusunu, tecavüz korkusunu Ama bizler yılmadık. inanmadık bunun bizim suçumuz olduğuna, tahrikin haklılık payına, erkeğin zaafına. Ne erkek devletin yasalarının bizi korumasını bekledik, ne de polisine güvendik. Çünkü biz kadınlar gördük yan yanayken bir olabileceğimizi, birlik olabileceğimizi; devletin baskısına, erkeğin şiddetine omuz omuza direnebileceğimizi.
Bundan 1 yıl önce, devletin polisinin tecavüzüne uğradı Reyhan Topal. Kağıthane Asayiş Büro Amirliğinde biri emekli üç polis ona tecavüz ederken, kimse görmedi olanları, Reyhanın çığlıklarını kimse duymadı. Şikayetçi oldu, delil istedi; ama kamera kayıtları yoktu. Emekli polis tecavüzcü Mehmet Çakır yaşadıklarını unutamayacaksın diye tehdit etti Reyhanı; devletin doktoru tecavüzün ardından sağlam raporu verdi Ona. Geçtiğimiz Temmuz ayında, Reyhan bir kez daha aynı polisin, Mehmet Çakırın, tecavüzüne uğradı ve bu kez hamile kaldı. Kürtaj olmak istediğinde, devletin savcısı Sen doğur, devlet bakar dedi. Ne devletin polisi korudu Reyhanı, ne savcısı, ne yargısı Hangi kapıyı çalsa, kime derdini anlatmaya çalışsa, olmadı. Reyhanı kadınlığıyla suçladılar.
Haziran ayında sokaklar özgürlük tutkusuyla alev alev yanmaya başladığında, bizler de sokaklara çıktık, direndik. Devlet aramızdan alsa da bazı kardeşlerimizi, biz korkmadık. Katledilen kardeşlerimizin ardından daha da büyüyen öfkemizle, hep birlikte direndik.
Devlet bizleri susturmak için türlü yol denedi, gözaltına aldı, tutukladı, katletti ama olmadı; mücadele edenleri susturamadı. Taksim Gezi Direnişinin ardından gözaltına alınan birçok kadın arkadaşımız da oldu. Gözaltına alınan kadınlara yönelik polisin artan saldırısı taciz oldu, çıplak arama oldu, işkence oldu.
Direnişe katıldığı için, izmirde gözaltına alınan Elif Kaya tutuklanarak Şakran Kapalı Cezavine kapatıldığında ince arama adı altında çıplak arama dayatmasına maruz kaldı. Elif çıplak aramaya direndi, 1 aylık görüş cezasına çarptırıldı. Elif işkence gördü, ama direnmeye devam etti. Elifi devletin gardiyanı taciz etti.
Ankarada gözaltına alınan Eylem Karadağ, polisin tacizini şu sözlerle anlattı bizlere: içlerinden biri göğsümü sıkıyor, biri de kalçamı okşuyordu. Bu bir süre sürdü ve beni de akrebin içine adeta fırlattılar. Tam bu sırada cinsel organımda bir el hissettim Eylemi taciz eden, devletin polisiydi. Ama eylem susmadı, maruz kaldığı tacizi anlattı, direnmeye devam etti.
Ezgi Özen de, Eylem gibi Ankarada gözaltına alınan arkadaşlarımızdandı. Ve O da, tıpkı Eylem gibi, işkenceci polisin tacizine maruz kaldı. Ezgi Basından uzaklaşıp gözaltı aracına götürüyoruz yalanıyla ekiplerin bekleme alanına götürüldüğümü fark ettiğimde biraz sonra neyle karşılaşacağımı anlatmak ister gibi polislerden biri elini bluzumun içine sokup sutyenimi çıkarmaya çalıştı. Müdahale etmeye çalıştığımda ise bacaklarıma vurarak yol boyu sürüklediler. Şantiye önüne vardığımda orada yaklaşık 200 polisin olduğunu gördüm. Polislerden biri saçımdan sürükleyerek içlerine doğru itti. Yaklaşık yarım saat boyunca şiddet, taciz ve küfürlerine maruz kaldım. Her biri sıra eşliğinde vücuduma dokundu. Bağırdığımda ve direnmeye çalıştığımda dayak yedim. Öyle ki bizim işimiz bu diye aralarında gülüştüler bile. diyerek anlattı yaşadıklarını. Ezgi, tacizci polisi bir kez daha teşhir etti, yaşadıklarının ardından yılmadı, direnmeye devam etti.
Polisin katlettiği Ahmet Atakanın ardından, Kadıköy sokaklarında direnen arkadaşlarımız da gözaltına alındıkları işte bu karakolda, Kadıköy iskele Karakolunda polisin tacizine uğradı, ince arama denilerek çıplak aramaya zorlandı.
Biz kadınlar bugün bu karakolun önünde, polisin gözaltında tacizine, tecavüzüne, işkencesine karşı tacizci polisi teşhir etmek, devletin tecavüzcü yüzünü anlatmak için bir araya geldik. Bizler, devletinin kendisinin de, polisinin de, savcısının da, yargısının da işkencelerini biliyoruz. Kadını her alanda sömüren, baskılayan, yok sayan, katleden erkek egemen politikaları yakından tanıyoruz. Ve biz kadınlar, yaşamlarımız için omuz omuza mücadele etmeye devam ediyoruz.
Bizleri ne devletin tacizci polisi, ne tecavüzcüyü koruyan yasaları susturabilir. Reyhan gibi, Eylem gibi, Ezgi gibi, Elif ve daha birçok kadın arkadaşımız gibi bizler polisin tacizinin, tecavüzünün, işkencesinin ardından korkmuyoruz, susmuyoruz, utanmıyoruz! Erkek egemen iktidara karşı yalnız değil, omuz omuza direniyoruz.