çok çalışması, muhteşem bir zekaya sahip olması gerekmez bunun için. özel şirketlerde ve bankalarda yüksek yerlere gelen kadınları gözümüzün önüne getirdiğimizde, hiçbirinin şişman olmadığı dikkatimizi çeker. hepsi mini etek sahibidir. yine hepsi bir ton makyaj yapıp işlerine giderler.
yüksek bir pozisyon için bir erkek ve kadın aday ise, mutlak surette kadın kazanır. bu kadın da mutlak surette seksapelini ön plana çıkartıyordur.
bir de bu kadın nesli kendisine laf atılmasına bayılır. biri kadına laf attığı takdirde, kadının egosu şişer ve yükselerek arşa değer.
Bir kadın çocuktur aslında; Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister.Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını; Ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..
Bir kadın güçlüdür aslında...
Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. ister ki, erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.
Bir kadın sevgidir aslında...
içinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever; ama, tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer alamazsınız. Her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette Bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri ;acımak" duygusudur.
Bir kadın yalnızdır aslında...
Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız, onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.
Bir kadın çılgındır aslında
Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Üreticiliğinin sınırı yoktur ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz üreticiliğini. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz!
...........bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!!
....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!!!!
kadın;erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!
öyle olsaydı ezilirdi......!!! üstün olsun diye başından da yaratılmadı......!!
AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI......
Eşit olsun diye......
kolun biraz altında...
Korunsun diye...!!!
KALP HiZASINDA SEViLSiN DiYE!!!
kimilerine göre şeytanın alası kimilerine göre melek şeklinde benzetmelere maal olan fakat genelde hz.ademden ve hz.havva'dan sonra her insanın bir kadının rahminden çıktıgını bazen unutturacak şekilde gereksiz sofralara meze edilmiş kadın...
Allah (c.c) öyle bir yaratmışki hercanlıyı ,hercanlının dünyada bir çift olacagı bir canlı var.insanlar için erkek ve akabinde kadın...
erkekleri; güçlü,kadınlardan daha zeki yaratmış mevla ama kadına muhtaç bir zaaf vermiş,kadına güç yerine kıvrak bir zeka ,ince bir ruh ,birde çekicilik vermiş ...dünyadaki her dişi bir erkege muhtaçtır.çiçekler bile çogalmak için erkegin tozlarına muhtaçken,kadınlar yaşamak için erkeklere muhtaçtır.erkekler de kadınlara...
yastıga başımızı koydugumuzda hangimiz yalnızlıgından bezmemiştir ki.yanında sarılacak bir kadın/erkek olmadıgı sürece,saçlarını okşayamayacagın,dışarda polat alemdar gibi takıldıktan sonra içindeki çocuk ruhunu aksedemeyecegin bir insan olmadıgı sürece,evini sıcacık bir ortama dönüştüren sihirli insanın olmadıgı sürece ne anlamı varki tek cinsi savunmanın.kadın yada erkek.ne farkederki...
kesinlikle duygusal değildir, pragmatiktir. çözülmez gibi görünür, kendini de çözemiyor zanneder ancak külliyen yalandır. o kadar basit ve yalınlardır ki zannedilenin ilüzyondan ibaret olduğu dikkatli kişiler için açıktır. nedir yani sonuçta insandır. fiziksel farklılıktan başka ne farkı vardır ki? kendisini farklı yapan çevredir, ortak kültürdür. oysaki durum bazen çok farklıdır, erkek gibi yetiştirilen bir kız aynı erkek gibi düşünüyorsa o çok meşhur "kadının çözülmezliği"ne ne diyeceğiz? kendi başının çaresine bakmayı kişiliğine oturtmuş, bacağının arasındakinin milyonda bir bulunan değil milyonlarca hatta milyarlarca bulunan bir"şey" olduğunu bilir...
kadının çözülmez bir problem haline getiren bakış kargaşasıdır. anne mi olacak? sevgili mi olacak? akılı mı olmalı? seksi mi? çalışmalı mı? çalışmamalı mı? ya da sadece insan olması yetmez mi?
velhasıl kadınlar basittir. yeterki önemli olan çorbayı kaşıkla karıştırabilecekken mikser kullanmamak...
hakkat ve hakkat bu dünya da bir kaç isteği karşılandığında, kimseye zarar vermeyen, yapıcı, eli öpülesi varlıklardır.
(bkz: biz erkekler kötüyüz oğlum)
bu konuda bob marley baba son noktayı koymamış mıdır? no woman no cry . budur. aslında baba olayı öznelleştirmekle hata yapmıştır. tümden bünyeye zarardır bu arkadaşlar.
bazılarının vücutlarının birer estetik harikası olduğuna inandığım tür. böyle kadınlara bakarken duyduğun istek seks değil sadece ve sadece izlemektir.
ir lutuf, bir aykuttur kadın, tıpkı erkeğin olduğu gibi. erkek kadına armağandır, kadın erkeğe. erkek kadına muhtaçtır, kadın erkeğe; doğası gereği.
tanımımızı yaptık, asıl anlatmak istediğimiz konuya gelelim; kadın hakları, sorunları gibi gereksiz, önemsiz, basit konular(!) bahsetmek istediklerim. şöyle bir satır da boşluk bırakalım ki, okunabilir olsun.
aslında kadın sorunları denen şey yoktur; insanlık sorunları vardır. şu ulu varlıkların yaşadıkları kendileri ile ilgili problemler değil, insan olanın problemlemleridir. elbette bu sorunlardan bahsederken bu konuda belli bir birikime sahip olmak gerekir, yeterli derecede eğitim almak gerekir. zaten cevap değil midir her soruya eğitim? bilinçsizce kadın haklarını savunmak kadar yanlış bir davranış olabilir mi? sen hala ''saçı uzun aklı kısa'' bilmemnesini kullanıyorsan olmamışsın demektir.
kadın haklarının savunulması, fenizmden öte insanı bir yaklaşımdır. bu sorun üstünlük sorunu değildir. kadınların erkekler üzerinde egemenlik kurma anlayışı değil, yaşamsal eşitliktir.
kadına sırt dönme mavzusu, kadının ''öteki''leştirilmesi mevzusu özel mülkiyet ile ortaya çıkmıştır. bu döneme kadar anaerkil bir toplum olduğu bile söylenebilir. lakin bu dönemden sonra erkek egemen bir toplumun oluşması kadının ikinci plana atılmasına sebep olmuştur. bu süreçte kadına ve erkeğe farklı roller yüklenip toplum içindeki konumları farklılaştırılmıştır. bu durum sadece cinsel iş bölümüyle sınırlı değil, kadının kamusal alandan soyutlanması durumuna kadar varmıştır. yukarıda bahsedildiği gibi erkek egemen topluma geçişte erkek, "öteki"yle kendisi arasındaki sınırları kesin çizgilerle ayırınca erkek ve kadın arasında bir dikotomi yaratıldı. bir başka deyişle birbirini dışlayan keskin bir ikilik ortaya çıkarıldı.
öncelikle erkek egemen kültürün ana maddesini cins ayırımcılığının oluşturduğunu ifade etmekte yarar var. kültür erkek egemen bir topluma göre uyarlandığı gibi, erkeklerin çıkarınların uygun biçimde şekillendirilmiştir. kadına, uysal, kabullenici, pasif, duygusallık giib özellikler verilirken; erkeğe, aktif, asi, yaratıcı, düşünen, yarışıcı özellikler aşılandırılmıştır. şöyle bir de örnek verelim; bir erkek duygusal davranırsa ana kuzusu, süt çocuğu gibi söylemlerle karşılaşırken; kadın özgürce davranırsa erkek fatma gibi söylemlerle karşılaşır.
kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği gidermek belki de geleceğin toplumunu yaratmada aşılması en temel ve en zor sorundur. hatta bazı sosyalistler bile sosyalizm rejiminin de bu durumu ortadan kaldıramayacağını düşünmektedir. eşitlikçi topluma doğru ilerlemek için kadının yalnızca ekonomik olarak özgürleşmesi yeterli değildir. kadının politik arenada ve karar alma mekanizmalarında da etkin olması gerekir. bunun için toplumsal projelerin her yapı taşında köklü bir hazırlık yapmak gerektiği açıktır.
kadın ve erkeğin dünya katında yeri aynıdır. ne bir eksik, ne bir fazlası vardır birinin diğerine. bu konuda erkekler biraz olsun, egemen olma düşüncelerinden sıyrılmalı, bu dünya'nın iki cinse de yeteceğinin farkına varmaldır.
ağda kisvesi altında bacağındaki tüyleri çekip kökünden kopartırken gıkı çıkmayan ancak küçücük bir örümcek gördüğünde ortalığı birbirine katan tuhaf organizmaların ortak adı.
çarmıha çivileyebilen, yaşamınızı yakalayıp her yana bükebilen, yetmezmiş gibi bin parçaya ayırabilen ve kendilerine gereksinim oldugu zamanlarda cekip gidendir.
anlayamadım, tanıyamadığım, arap saçı gibin varlık.evet varlık. ben de bu cinse dahilim. kendi hem cinslerimi anlayamıyorum. niye böyleyiz bilemiyorum. bazılarımızın yaşama amacı ne? çözemiyorum.
cocuk dogurmadan varolusunu tamamlayamayan cins. kadın olmak icin once bir cocuk dogurması gerekir. cocuk dogurmayan kadın eksik kalır,sorumsuz-hoppa davranır.
oyle sezaryenle falan da degil. kemikleri catırdayacak, canı burnuna gelecek.
kadınlık bekaretle alakalı degildir, bir ruh halidir.
bir dişi anne olmadan kadın olmanın ne demek oldugunu asla anlayamaz.
Kainatin es degersiz olarak yarattigi, anlasilmasi zor, anlatilmasi zor olan, ama bir demet cicek yada bir tatli sozle kalbinin kazanilmasi kolay guzel varlik.