bu gibi ülkelerde ne giyeceğine bile karar veremeyen varlık. babası, amcası, abisi, kocası, sevgilisinin ya da bekçisi her kimse onun iznine tabidir giyecekleri. onurluysa bir yolunu bulur ezdirmez kendini; malsa, kocam beni çok kıskanıyoo ondan x i giymeme izin vermiyooo gibi cümleler kurar. açık konuşmak gerekirse malların sayısı da azımsanacak gibi değil.
dokunurken tenine, masumiyetin ve emanet edilmişliğin hissi düşer parmaklarınızın ucuna. narin, hem de bir nar çiçeği kadar. ürkek bakışları yeter de artar, üzerine sereserpe bıraktığınız gözlerinizi alamamaktan yana. kadın bu, melekten hallice.
Mitolojide ki tanımı ;
--spoiler--
"tanrı yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneş ışığının kıvancını, sisin gözyaşını aldı; rüzgarın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini buna ekledi. onların üzerine kıymetli taşların sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, kışın soğuğunu, saksağanın gevezeliğini, kumrunun sevgisini kattı. bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadını yaptı. yarattığı kadını erkeğe armağan etti. "
--spoiler--
erkek güneşse kadın aydır. gece gibidir kadın, hep sürprizleri vardır. kah gecenin zifiri karanlığı kah dolunay berraklığı. ama hep bir yönü karanlıktır. güneşin aydınlatmak için peşisıra sürüklendiği...
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayâlimdir,
boynumda taşıdığım vebâlimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek , ne köçek, ne ayâl ne vebâl.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim, hayat arkadaşımdır...
yuvarlak belini, güzel göbeğini, şahane sırtını, dolgun kalçalarla birbirine bağladıktan sonra bütün bu harikaların arasına, o oyun ya da savaş alanını yerleştirdi. *
her kadın içten içe kendisinin çok güzel olduğunu düşünür. örneğin görecesiz bir çirkinliği vardır ama her aynaya baktığında "ne kadar güzel"im der. hatta lisede edebiyat hocam şöyle bir şey söylemişti;
bir kadın aynaya baktığında çirkin olduğunu düşünürse, bunu düşündüğü ilk an o ayna çatlar. o yüzden kadınlar şımarıktır yani en azından her kadında biraz şımarıklık vardır ve şımartılmayı severler. her kadın sevilmeyi sever, hiç hoşlanmadığı bir erkek mesela kendisini seviyorsa içten içe büyük haz duyar.* normal psikolojideki erkek için durum böyle değildir. neyse kadınlar garip yaratıklardır vesselam...
ademde cennette gayet memnunmuş halinden; gülüyor, oynuyor, türlü mevyenin tadına bakıyor, ireme dalıyor, topladığı o güzel üzümleri, o güzel ırmakların kıyısında afiyetle yiyor yiyemediğini meleklere atıyormuş...
derken, kader ağlarını örmüş ve haliyle adem sıkılmış doğal olarak bir süre sonra.
ve demiş ki; "sana görüp görebileceğin en güzel, en akıllı, varlığı ile huzurunu daim kılacak, yanında durduğunda hiçbir şeyden korkmayacağın, muhteşem bir yaratık vereceğim; bir kadın. yalnız bir şartım var; sağ kolunu alırım."
çoğu felsefeden, siyasetten, spordan ve müzikten anlamayan erkek olmayan canlı türü.
sonra da niye erkekler toplumda daha ön planda diye ağlaşıp yapay siklerle birbirlerini sikmeye başlıyorlar.
şüphesiz ki dünyanın en zarif ve en hayran olunası varlıklarıdırlar. Lakin bir de şu vardır ki; televizyonda gördükleri orospular gibi giyinmek isterler, geceleri onlar gibi çıkıp eğlenmek isterler, onlar gibi her hafta her ay erkek degistirirler, o orospuların yaşamına özenir taklit ederler, ama orospu dediğinde dünyanın en büyük suçu olur..
Ha bide şöyle bir gerçek vardır; bunun yanında , bu işi abartmamış bir kadına da orospu demek dünyanın en büyük hayvanlığıdır.