hiç kimse ihtiyarı haricinde kendisinde bulunan vasıflardan dolayı kötülenemez, kınanamaz ve şiddete veya olumsuz davranışlara maruz bırakılamaz. çünkü bu özellik(ler) kendi isteği dışında olmuştur ve bunda bir dahlinin olması gayr-ı kabili mümkündür. irk, cinsiyet, renk bunlara verilecek örneklerdendir. bir insanın kadın veya erkek olması tamamen allahın takdirindedir ve kimseye bu hususta bir seçme hakkı verilmemiştir. bu mevzudaki önemli bir nokta da, seçimi insanlara bırakılmamış vasıfların bir hikmete mebni olması ve bu sebepten dolayı bu özellikler arasında mutlak manada bir üstünlük ve aşağılık durumundan bahsedilememesidir. nasıl ki arabın aceme (arap olmayana), acemin araba üstünlüğü yoksa erkeğin de kadına veya kadının erkeğe mutlak anlamda bir üstünlüğü yoktur. yani allah kimseyi bu anlamda dezavantajlı olarak yaratmamıştır. mutlak kelimesi burada kritik bir rol oynamaktadır. duruma göre kadın erkekten üstün ve aynı şekilde erkek kadından üstün olabilir. ancak her manada biri diğerinden daha üstün ve yüce yaratılmamıştır. zira allah adildir ve kullarına asla zulmetmez.
bu anlamda fıtrata, insanın temiz yaratılışına birebir uygun olarak gönderilen islam dininde kadının aşağı olarak görüldüğü düşüncesi asla söz konusu olamaz. aslında kadın ile erkek arasında yukarıda bahsettiğim şekilde mutlak eşitlik yani allah yanında eşit olmaları durumu çok net olmasına rağmen neden hâlâ islamın kadına erkekten daha az değer verdiği düşüncesi kafalardan silinip atılamamıştır? bu konu neden sürekli insanların kafasını meşgul ediyor ve müslümanlarda bir savunma psikolojisine sebep oluyor? bu tarz düşüncelerin hâlâ var olmasında iki faktör rol oynamakta: islam dışı düşüncelerin dezenformasyonu ve Müslümanların islamın kaynaklarına muhalif yorumlamaları ve bunun beraberinde gelen uygulamaları. islamın pir-u pak buyruklarını kendi mekruh düşünceleriyle kirletmek isteyen kötü niyetli unsurlar sırf insanların kafalarını karıştırmak için ayet ve hadisleri farklı yorumlamış ve maksadından tamamen farklı anlamlar vererek, safi zihinleri bulandırma azmi içerisinde olmuşlardır. bu fikirler sadece islam dışı unsurların eserlerinde kalmamış, içimizde iyi ve kötü niyetli bir çok insanı da etkilemiştir. bunun haricinde ataerkil bir yapı arz eden örf ve adetlerimiz, temel kaynakların önüne geçmiş ve müslümanlar alışkanlıklarını islama uyduracaklarına tam tersini yaparak ayet ve hadisleri ya farklı yorumlamışlar veya bilerek bunların tersi bir hayat yaşamışlardır.
kuranda ve hadislerde kadın erkek eşitliğine dair onlarca şey olmasına rağmen birkaç örnek vereceğim sadece:
rableri, onlara şu karşılığı verdi: ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. sizler birbirinizdensiniz. hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. mükâfatın en güzeli allah katındadır. (al-i imran, 3/195)
ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır. (hucurat, 49/13)
peygamberimiz aleyhisselatu vesselam buyurdu ki:
rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve peygamberiniz de birdir. arabın aceme (arap olmayana), acemin araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. üstünlük ancak takva iledir. (ibni neccar)
çok net bir şekilde allah, üstünlüğün sadece ve sadece takvada olduğunu yani, allahı hakkıyla bilerek ona saygı gösterme ve ona ibadet etme ve ondan gereği gibi korkmada olduğunu bildirmiştir. bunun haricinde başka manalar başka yorumlar çıkarmak ya abesle iştigaldir ya da kötü niyettir. hal böyleyken islamın kadınlar hakkındaki görüşleri söz konusu olduğunda duyarlılık sahibi müslümanlardaki kasılmayı anlamak gerçekten mümkün değil. allahın kulları arasına bir fark soktuğu düşüncesi tamamen gayr-ı islamidir. islamda peygamberlik haricinde her şey isteyerek, çalışarak, sabır ve sebat ile azmederek ele geçirilebilir.
bu dünya bir imtihan dünyasıdır. ancak herkese farklı sorular sorulmaktadır. bazen sorular birbirleriyle benzerlik gösterse de hiçbir şekilde aynılık söz konusu değildir. herkes farklı avantaj ve dezavantajlarla bu dünyaya gönderilmiştir. hiç kimse için sadece dezavantajlık veya sadece avantajlık asla söz konusu değildir. ancak herkeste olumlu özellikler kesinlikle olumsuzlardan çok daha fazladır. allah kulları için aslolarak nimeti yazmıştır. zahirde bazen bu tam görülmeyebilir ancak bu, fotoğrafın tamamını görememekle alakalıdır. görebilen gözler bunu çok net bir şekilde fark edecektir. evvela herkes fıtraten temiz ve günahsız olarak yaratılmıştır. yani herkese doğuştan büyük bir nimet verilmiştir. ancak kimisi fazla güzel olur kimisi daha az güzel, kimi kısa boylu olur kimisi uzun, kimisi beyaz renkli olur kimisi siyah, kimisinin sesi güzel olur, kimisinin bazı uzuvları eksik olur . bunu sayfalarca uzatmak mümkün. ancak dışarıdan baktığınızda her manada olumsuz bir hayata gözlerini açmış bir kişide bile muhakkak olumlu ve güzel yanlar vardır. sadece bazılarında olumlu taraflar çok barizken bazılarında bu hemen görülemeyebilir. i̇şte islam, herkesteki bu güzelliğin görülmesini sağlayan ve imtihanın diğer bir yanı olan olumsuz durumları bile güzelliğe çeviren mutlak güzellik kaynağıdır. iman etmiş kişi hayatını iyiden iyiye tahlil ederek gerçeği, özü görmesini bilendir.
dünya üzerinde biyolojik olarak bulunan iki farklı cinsiyetten doğruganlık özelliğine sahip olanıdır.
bilimsel incelemesi ise şu şekilde imiş:
Element : Kadın
Sembolü : Ka
ideal Atom ağırlığı : 51,6 kg olarak kabul edilmiştir.
Alternatif ağırlıkları (izotopları) : 35 - 130kg
Bulunduğu yerler : Gezegendeki tüm kırsal ve kentsel alanlar
FiZiKSEL ÖZELLiKLERi:
1- Yüzeyi renkli film tabakasıyla kaplıdır.
2- Değişik sıcaklıklarda kaynar.
3- Bilinen bir sebep olmaksızın donar.
4- Özel ilgi gördüğünde erir.
5- Yanlış kullanımlarda ısırır.
6- işlenmemişinden sıradan maden filizine kadar pek çok halde bulunur.
7- Doğru noktalara basınç uygulandığında ürün verir.
8- Standart ölçüleri varsa da kolay bulunmaz.
9- Çekici özelliğine aldanılıp fazla yaklaşılmaması önerilir.
10- Her zaman bir uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
KiMYASAL ÖZELLiKLERi:
1- Altın, gümüş, platin ve diğer kıymetli madenlerle yakın akrabalığı vardır.
2- Büyük miktarlardaki pahalı maddeleri ve değerli taşları absorblayabilir.
3- Belli bir sebebe bağlı olmaksızın patlayabilir.
4- Sebepsiz yere çıkıp gidebilir, çıkıp gelebilir.
5- Sıvılarda çözünürlüğü yoktur.
6- Alkolle doyurulduğunda aktivitesi büyük oranda artar.
7- Dünyada bilinen en büyük servet indirgeyicidir.
8- Kapalı alanlarda bir arada tutulmaları tehlikelidir.
9- Çok sayıda bir arada olmaları merkezi sinir sistemini etkiler.
10- Belli bir sistemi çökertmek için kullanılabilir.
11- Hiç işlenmeden son derece etkin maddeye sahip olabilir.
12- Bir tanesi bile nefes kesilmesi hafıza kaybı yaratabilir.
GENEL KULLANIM ALANLARI:
1- Genelde süs olarak.
2- Üretimde
3- Belli dozda kullanılması halinde rahatlamada büyük yardımcı özelliği vardır.
4- Çok etkili temizleyici özelliği vardır.
TESTLER:
1- Saf numunesi doğal halde bulunabilirse rengi parlak pembeye döner.
2- Daha iyi bir numunesiyle kıyaslandığında rengi yeşile döner.
3- Kulağa zarar verdiği tespit edilmiştir.
POTANSiYEL TEHLiKELERi:
1-Tecrübesiz ellerde çok tehlikelidir.
2- Birden fazlasıyla ilgilenmek yasal olarak engellenmiştir.
3-Ancak değişik mekanlarda ve birbirleriyle direkt temas etmelerini engellemek koşuluyla bunu yapanlar bulunmaktadır.
4- Aynı mekanda, uzun süre bir arada olmak, çeşitli sakıncalar oluşturmaktadır.
5- Bağımlılık yapabilir ve tedavisi yoktur.
6- Bir çok efsanede ve gerçek hikayede tehlikeleri anlatılmıştır.
Ah kadınlar ahhhh.........
*Öperseniz beyefendi değilsinizdir, öpmezseniz adam değilsiniz.
*iltifat edersiniz yalan der, etmezseniz bırakır gider.
*Her isteğine evet derseniz karaktersiz olursunuz, karşı çıkarsanız anlayışsız.
*Çok yanına giderseniz sıkıldım der, az giderseniz küser.
*iyi giyinirseniz çapkınsın der, dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar.
*Kıskanırsınız huyun kötü der, kıskanmazsınız sevmiyorsun der.
*Siz bir dakika geç kalın kıyamet kopar, kendisi bir saat gecikirse bunda ne var.
*Arkadaşınızla buluşursunuz adı ihmal olur, o buluşur 'Bizim kızlar' olur.
*Siz başka kadına bakacak olsanız gözleriniz oyulur, başka bir adam ona baktığında adı hayranlık konur.
*Konuştuğunuz anda dinlemenizi ister, dinlediğiniz anda 'Neden konuşmuyorsun?' der.
Kısacası..
*Sade ama çok karışık.
*Zayıf gibi ama çok güçlü.
*Akıl karıştıran ama hayranlık uyandıran.
*insanı çıldırtan ama mükemmel!
*Çok güzelse nadiren sadıktır.
*Çok sadıksa da nadiren güzel.
not: bilimsel inceleme forward bir mail zincirinden alıntıdır.
Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.
Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.
Kadın susarak gider!
En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.
üzerine 38 sayfa tanım yapılmasını beklemediğim erkeğin karşı cinsi. henüz net bir tanımı yok, fizyolojik özelliklerine göre tanımlamak şüphesiz mümkündür; ama gerisini tanrı bilir.
''ezmekten çok, ezilmekten hoşlanır. bu kaba bir eziliş değil, erkeği böyle bir fethe memur etmekte derin bir haz ve fahr payı arayan, göz- yaşı içinde mesut bir sarsılış... erkek, saadetini ve şahsiyetini işte bu, zarif ve rakik sarsmada, kadın da zevkini ve hüviyetini bu sarsılmada bulur. erkeği erkek, kadını da kadın yapan hilkat sırrı... manevî mânada ipek bir halı üzerinde yürür gibi kadın cenazelerine basarak geçemeyen erkek, cinsinin memuriyetini bütünleştirebilmiş ve kadına kadınlığını öğretebilmiş değildir. en küstah bir kadına gardrop şaşkınlığı verecek ve çorabın nasıl çekildiğini bile unutturacak bir dalgınlık havası aşılayamazsanız, kendinizi başarılı sayamazsınız !''
çerkes ve fars kadınlarını tek geçerim.
vakti zamanında rus kızı mı vardı? ayrıca rus'a osm'de moskof derlerdi... moskof kızları hiç de öyle ahım şahım değildi... burjuvazi dünyada tv'de bize empoze edilen güzellik anlayışı: rus kızlarını öne çıkardı. sarışın ve beyaz tenli.
bu tamamen burjuvazi anlayışın getirisidir. televizyon: güzellik anlayışımızı şekillendirdi.. artık insanları dış görünüşlerine göre yargılıyoruz.
bir hevesle mesaj atacaklar için baştan söyleyeyim, kimse yorulmasın; erkeğim ("erkekim" eki). şimdi bu kadın dediğimiz naneye kadın dediğimiz kadar, "amerikan oyunu aydınlıkta" deseydik, ne olurdu? birkaç tanesini koysak bir adaya mesela, çok akademik bir çalışmanın ortasına. demek istediğim şey şu; bu tanımın diyalektik bir tarafı olduğu muhakkak. ama asırlarca erkeğin bir şekilde egemen olduğu bir dünyada, yapılmış ve yapılacak açıklamaların sağlığıyla ilgili doğru düzgün bir değerlendirmeyi nereden bulacağız? herhangi bir uca savrulmak da değil, burada uçların konumlarında bile bir sıkıntı varmış gibi geliyor.
bence devrim filan olsun. indirim olsun. taksit olsun. adidas botlar çok güzel.
gerdek gecesi kanlı çarşafın namusunuzun simgesi olmasıdır, toplum içinde kahkaha atarak gülememek demektir, mirastan men yemektir, çalışamamak demektir, sırtından köteği karnından bebeği eksik etmeyeceksin demektir kadın olmak...
aynı eylemi yapan iki insandan birinin kahraman, diğerinin orospu addedildiği ikiyüzlülükle yüzyüze geleceksiniz hayatınız boyunca... karanlık bastığında sokakta olamazsın. başarınla bir yere gelemezsin, güzelsindir yada dişi. sesini çıkaramazsın kötü kadın olursun. akıl veremezsin sen de yoktur ki.
yamalı erkek zihniyetleriyle yaralanmaktır... içindeki sen gibi yaşayamamak, hep "olması gereken" gibi davranmak zorunda kalmaktır . "olması gerektiği" gibi davranmadığında ise çeşitli iğrenç sıfatlarla anılmaktır. doğumdan ölüme kadar hep yenik başlamaktır hayata!
hem herkesin korumak, hem de herkesin kullanıp atmak istediği bir eşyasınız siz.
ne cennet annelerin ayakları altındadır, ne istiklal savaşı türk kadını sayesinde kazanılmıştır.
bilgisayar ve otomobilden uzak tutulması gereken varlıklar.yani hepsi bir değil ama bir çoğu çok uzak bu ikisine.hele ki mesleğiniz icabı uğraşıyorsanız her iki konudan biriyle, eyvahlar olsun.
insanlar hermafroditti ilk yaratıldıklarında,
ve tanrı onları 2 ye ayırdı...
insanlar yüz yıllardır hep öteki yarısını aradı.
kadın...
bir diğer parçam, bir diğer yanımın arasında bulunduğu guruh.
ilk bakışta karmakarışık görünen bir haritanın bilinen bir noktasını bulduğunuzda tüm gizemin ve karışıklığın sona erdiği, yerini açıklığa ve huzura bırakan üç bilinmeyenli denklemin en hassas ama en en cesur, en korunmaya ihtiyaç duyan ama en güçlü olan, en hüzün kokanı ama aynı zamanda en şiir tadında olan varlığıdır.