basit bir fundamentale, karşı cinsle olan diyalog ve ilişki - iki insan arasındaki ilişki burdaki kasıt, aşk ilişkisinde olma durumu değil - konusunda çok belirgin bir tutuma sahip olan insan cinsi.
eğer kadın, karşısındaki erkeği fiziksel olarak beğenirse: o erkeğin her türlü abzürd ve etik dışı davranışını tolere edecek bir zihinsel örtüye bürünebiliyor. tanımadığı birini "ayy kaba, öküz" diyerek tahkir edeceği minvalde davranışlar karşısında, fiziği beğenilen erkeği "çılgın, farklı" olarak niteliyor.
eğer kadın, karşısındaki erkeği fiziksel olarak beğenmezse: o erkek ağzıyla kuş tutsa "kadın ruhundan anlamayan, anlayışsız bir erkek" damgası yemek zorundadır. zira, kadın o erkeğin ilgisini istemez ve onu tahkir ederek kendinden kaçırmaya çalışır.
bu "erkekler kadın ruhundan anlamıyor" geyiği de bu kaçış planının ürünüdür. kadın ruhu denen girift ve soyut saçmalığı kadınlar da anlamıyor. çünkü bilerek kendilerini anlaşılmaz kılmaya çalışıyorlar. gizem, giriftlik, bilinmezcilik hoşlarına gidiyor ve bunu bir kaçış yolu olarak kullanıyorlar.
erkeklerin yapacağı çok basit bir şey var: kadın ruhundan anlamaya çalışmayın. düzgün bir fiziğe sahip olun, işinizi gücünüzü elinize alın, hayatta güçlü olun. güçlü olun derken, insanları ezin orospu çocuğu gibi davranın demiyorum.
bu yeterlilikler sizi size zaten yetirir. illa ki sizi beğenen kadınlar, sizin "kadın ruhundan anlamamanızı" çok da takmazlar. bir de kadınlar ekseriyetle - ekseriyetle, hepsi değil - çok değer verilmesi gereken canlılar değiller. çocuk doğurabildikleri için kendilerini içten içe tanrı görürler ama elbette inkar ederler.
kendini tanrı gören birisi de ehemmiyeti haiz olmayan bir mahluktur.
not: buradan erkekler melektir kadınlar iğrençtir anlamı çıkmasın. zira insan nüfusunun büyük bölümü kokuşmuştur ve ahlaksızlığı normalleştirmiş, bir de ahlak diye sunmuştur.
"doğal aşağılıklığı, dünyaca aşikar olandır." demiş, marki de sade.
"erkeğin şaşkınlığıdır." diye yunan ve latin atasözü olsada, "mutfakta bir şirret, kilisede bir azize, sokakta bir melek, yatakta bir maymun." olarak kadını tarif eder, 16.yy. ingilteresi.
günümüzden daha da eskilere, 2350 sene öncesine gider isek; aristo "bir aşağılık erkek" diyerek, kadını yaratılan ilk insan olan erkeğin defolu hali gibi görür.
papa alexandre ise "yumuşak erkek" diyerek, günümüzden 280 sene önce aynı algının başka bir penceresinden kadına bakar.
sanatçılar, biraz daha duygusal kadına yaklaşır.
fransız şair paul claudel "tutulmayan söz" demesi altında, kadını günahların anası olarak gören hıristiyan dogmasının izini belli eder.
tabi ki; yunan-ingiliz-latin-sloven atasözleri de kadını "lüzümlu şeytan" görür.
kadın duygusallığını,
zorluklarda ve acılarda-aldatılmışlıklarda, yüzünde hüzün ve gözyaşı olan kadını "sırrı olmayan sifenks" diye dillendirir, oscar wilde.
ya erkeğin aldatılmışlığını yaşatan kadın?
acısı erkeğin içini sönmez kor gibi yakar.
verdiği değerlere acıyan erkek; "içine altın elmalar koyduğumuz gümüş tabak" der, goethe gibi.
bazen erkeğin en çaresiz kaldığı anlara, hep kadınlar etkendir.
isyan eder erkek, "kadın, başka ne olabilir ki?
dostluğa bir düşman,
gökten gelmiş bir ceza,
bir doğal baştan çıkarıcı,
bir cazibeli bela,
bir dahili tehlike,
bir boyalı hasta!..
bu yaratığı din izin vermiyor diye boşamak günah ise, o zaman kadın zorunlu bir işkencedir.
o zaman ya dine karşı gelerek onu boşayacaksınız ve zina işleyeceksiniz, ya da hayatınızın sonuna kadar onun dırdırına tahammül edeceksiniz." der, tıpkı; aziz john chrysostom un 1700 sene önce söylediği gibi.
belki de kiliseye bağlılık ve engisizyon korkusu ile eşlerinin işkencelerine katlanan insanların çektiği çileye tercüman olduğu için aziz chrysostom için "altın ağız" yakıştırması yapılmıştır,
kimbilir?
tarihten bu yana petrol kadar tehlikeli bir yaratıktır.
para kadar vefasızdır,
su kadar şeffaf, kan kadar bulanıktır.
en az bok kadar karıştırdıkça kokmaktadır.
günümüzde ahlaki çöküntünün sebebidir.
kadın yoldan çıkarsa, aile yoldan çıkar, aile yoldan çıkarsa, toplum çöker.
bravo! bunu başardınız.
Sistem tarafından sürekli ezilen, kapitalizm altında ucuz iş gücüyle çalıştırılan, erkek egemen toplum yapısında, darp edilen, tecavüze, tacize uğrayan ancak bunlar karşısında yine 'potansiyel suçlu' ilan edilen cinstir.
Evren ne güzel lineer iken, onu non-lineer hale getirip, anlaşılmaması için ellerinden geleni yapan varlıklar. Ama kadın olmak güzel be arkadaş heralde.
vücüt yapısı olarak erketen daha iyi, daha sağlam bir varlıktır.
erkelere göre bir diğer genel üstünlüğü ise beyninin her iki lobunu da kullanabilen bir varlık olması.
kadın insanın bir üst modelidir.
bütün yaratılış hikayelerinde kadın sonradan yaratılmıştır.
erkeği bir taslak olarak düşünün. yaradan yapmış erkeği demişki; ulan ben bunun daha iyisini yaparım .
ve yeni modelde sorun çıkaran parçaları kullanmamış.
Bir kadına ne verirseniz verin, onu daha da büyük hale getirir...
Ona sperm verirseniz,
size bir çocuk verir.
Ona bir ev verirsiniz,
size bir yuva verir.
Ona sebze verirsiniz,
size yemek verir.
Ona bir gülücük verirsiniz, size kalbini verir.
Ona bir şarkı söyleyin,
size konser verir.
Kendisine verileni çarpıp çoğaltarak geri verir...
Bu yüzden ona çamur atarsanız, karşılığında bir bataklıkta boğulmaya hazır olun...