Oldukça karışık, irdelendiği taktirde içinden çıkılamayan olgu.
Sürekli düşünüyorum.
Mesela sadaka vermek ömrü uzatır diye geçer. Benim kaderim önceden yazılmışsa verdiğim sadaka ömrümü nasıl uzatabiliyor?
insalığın ilk zamanlarına, hz. Havva dönemine gidelim. Allah elmayı yememesini söylüyor ama hz. Havva şeytanın dürtmesiyle elmayı yiyor Ve bunun sorumlusu hz. Havva oluyor. Kaderinde elmayı yemek yazılı olmasaydı o elmayı yemeyecekti.
Madem kaderimde yazılan her şeyi yapıyorum o zaman benim buradaki suçum ne? Gidip içki içsem kaderimde yazılı olduğu için içmiş olacağım. Peki madem kaderimde günah işleyeceğim yazıyor, ben bu günahı sırf kaderimde yazdığı için işliyor olmuyor muyum? Kimin ne yapacağı, ne olacağı önceden belliyse kadere yön vermek nereden çıkıyor?
Kafam çok karışık sözlük, hiçbir kaynaktan mantıklı bilgiler alamıyorum.
kader kıstası mutluluktur, bunun parayla, şanla, şöhretle, şansla alakası yoktur.bütün varlıklar objeler bla bla her birey için figürdür, figürandir. o anda mutlu olup olmamandir kader.
ha bide başı ve sonu bellidir kaderin sadece rotayi birey kendisi çizer.
Bir şişe tuz ruhunu boca ediyorum başımdan aşağıya. Unutayım diye değil, yazılan silinsin diye. Olmayacak olanı oldurtabileyim diye. Allah'a şirk koşmak demekse, şirk koşayım diye. Kaderimi-zi ben, baştan yazayım diye. ikimiz için bir alın yazısı değil, hayat kitabı yazayım diye.
Yazılan silinmezmiş; kader diyorlar.
Bir şişe tuz ruhunu boca ediyorum kalbimden içeri. Unutayım diye. Başkasının adının yazılacağı yer tertemiz olsun diye.
Yazılan silinmezmiş; kader diyorlar.
Bir şişe tuz ruhunu boca etmek istiyorum beni kaybetmekten korkmayan o ruh haline. Yanında sevgiline, yatağında karına, parkta oynayan çocuklarına bakarken, iç geçirdiğinde "ah! ne yaptım ben bize?" de diye. Hiçbir zaman beni unutama diye.
insanlar bir tür olarak gerizekalı oldukları için başlarına gelen şeyleri açıklamaya, nedenlere bağlamaya çalışırlar. başlarına gelen kötü hadiselerin bir nedeni olduğuna, bütün bunların daha büyük bir amacın parçaları olduğuna inanmak, her şeyin tamamen random olduğuna inanmaktan daha kolaydır.
ego ile alakalı. nedensiz yere kötü şeyler yaşamayı kendine yakıştıramıyorsun değil mi?
ki ironik olarak, aslında her şey sadece kaostan ve entropiden ibarettir.
kader diye bir şey yoktur.
büyük plan yoktur.
her olasılık sadece ikiye ayrılır. 1 ve 0.
kendine yüklediğin anlam gerçek değil yani. dünyanın merkezi değilsin, yüksek güçler hayatını yönetmiyor.
hayatını yöneten tek şey yaptığın seçimler zinciri. seni o anda oraya getiren o yani.
ve kör şans.
bazen sadece olan oluyor.
kafana saksı düşüyor ve ölüyorsun.
ve bunu anlamlandırmak için o kadar uğraşıyorsun ki, kader diye bir şey icad etmişsin kafandan.
inanmak istemediğim kavramdır. Güya biz önceden seçmişiz seçimlerimizi onu yaşıyormuşuz. inanmıyorum buna. Kuran'da ''Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.'' diyor nerede kaldı seçim?
mükemmel ötesi zeki demirkubuz filmi. inletir adamı, inim inim. kendinizi bi uğurun yerine koyarsınız, bi bekir olursunuz, bi zagor olursunuz. her türlü hissettirir film.
eğer kader varsa onu yazan biride varsa. kalemini sikeyim nasıl yazmışsın benim kaderimi amk.
benim kaderimi yazarken düşmanını mı düşünüyordun ne bu gaddarlık,düşmanlık,insafsızlık.
insanların kendini kandırmak için kullandığı aldatmacaların tümüdür. efendim kader diye bir şey vardır ve önceden yazılmıştır. değiştirilemez. bu yüzden kıçımızı yırtmamızın bir anlamı yoktur. örneğin antalyaya gideceğiniz kaderinizde yazılı otobüsle mi uçakla mı gideeceğinizi siz seçiyorsunuz. sikerim böyle seçimi ben antalyaya gittikten sonra ne önemi var ki neyle gitmişim....
şu uzay zaman yolculuğunda en izafi olan kuramdır. zaman tersine akar, hayatınızda öyle şeyler vardır ki sizin iradenizin hiçbir hükmü yoktur. kader yol ayrımlarıdır. sen istediğin yolu seçersin, seçimlerden soyutlanmış bir kader anlayışı zaten dinde yoktur. şayet öyle olsa idi sıratı müstakimden sapılırdı. kader ince bir çizgidir. hayatın aklın ve seçimlerinle, allah'ın dileği kadarı arasındaki ince bir çizgi.
kaderi bütün bütün inkar etmek mantıklı değildir. kader bir denge oyunudur. (bkz: mutezile) mezhebine mensuplar gibi insan hayatına hakimdir demekte yanlıştır; (bkz: cebriye) mezhebinin anlayışı gibi insan yaptıklarından sorumlu değildir, çünkü her yaşadığı allah tarafından tayin olunmuştur da denemez.
Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir.
Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.
Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.
Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.
insanların ısrarla inanmak istediği şeydir. fakat kader diye bişeyin olmadığı gerçektir.
insanın doğum ve ölüm tarihi bellidir.
bu süreç içinde yaşanan tüm iyi ve kötü olaylar bizim yönlendirmemiz, seçimlerimiz sonucu meydana gelir.
kader demek züğürt tesellisidir.
agatha christie romanlarındaki olay örgüsünün bu kadar güzel ve kusursuz ilerlemesinin en büyük nedeni onun hikayeyi sondan başa doğru yazmasıdır.
bazen sürdüğümüz yolların üstündeki yaşadıklarımızın bize en güzel hikayeyi yazdığını düşünüp tanrının kader yazım tekniğinin aynı sistematik içerisinde olduğunu göstermektedir zannımca.
kader meselesi... şeytanın en çok at oynattığı sahadır. ruh hakkında dahi cenab-ı halk, hazreti peygamberine " sana ruhtan sual ederlerse onlara de ki: ' ruh rabbimin bir iradesinin sonucudur. ve bu hususta size az bilgi verilmiştir." buyruluyor kuran'ı kerim'de (yes'elûneke ani'r-ruhi kuli'r -ruhi min emr-i rabbi ve ma utitüm min şey'in illa kalil). ama biz hala ruhların peşinde koşmaya, ruh bilgisini öğrenmeye çalışıyoruz.