kader çok karmaşık bir konudur. ya herkes kaderine göre yaşar yada kişi hayatta yaptıklarıyla kaderini kendi belirler. ama kader alınyazısında bağlıdır. Allah ne belirlediyse hakkımızda hayırlısıyla o olur. ama insan yaptıklarıyla birlikte kendi kaderini bir nebzede olsa kendi belirler. iyi bir şekilde yaşarsan hayatı iyi bir şekilde sorunsuz durumda sürdürebilirsin. eğer kötü bir şekilde yönlendiriyorsan hayatın zorluklarını ve kötülüklerini yaşamak zorundasın. kader hem elimizde hemde elimzde olmayan bir yazgıdır.
--spoiler--
Allah'ın her şeyi bir kader ile yaratması en büyük nimetlerden birisidir. Kader insanlar için çok büyük bir konfor, büyük bir rahatlıktır. Kadere iman eden, hayatındaki her şeyi, hayatı boyunca karşılaştığı ve karşılaşacağı her olayı Allah'ın kaderinde yarattığını bilen bir insan hayatı boyunca bunun rahatlığını, güvenini ve iç huzurunu yaşar.
--spoiler--
allahın herşeyi önceden bilmesine denir.ama yapılan icraatların hepsini insan kendi aklı ve iradesi ile yapar.yani yaratıcının hiçbir müdalesi yoktur.o sadece insanların yaptıklarından haberdar değil ağaç dalından düşen yapraktan bile haberdardır.peygamber efendimizin üzerinde fazla kafa yorulmasını istemediği imanın şartlarından biridir ayrıca.
bir aralar inanırdım kadere. sırf kader var diye, ben kadere inanıyorum diye yolda karşıdan karşıya geçerken arabaları umursamıyordum. neden mi? e ben müslümanım ya, kadere de inanıyorum ya, o zaman allah benim ne zaman öleceğimi de biliyor ya, o zaman ne gerek var? nasıl olsa, allah öyle istemişse ben karşıdan karşıya geçerken 5-6 kere düşünsem bile ölücem değil mi? öyleyse çok da takmaya gerek yok. hem havan da oluyor lan. valla.
demek istediğim şey ise, siz siz olun benim gibi düşünmeyin. yani allah'a inanıyorsanız başka. çünkü ne zaman öleceğinize onun karar verdiğini düşünüyorsunuz. fakat inanmayanlar için durum farklı. ben mesela eskiden inanırken çok umursamazken, artık umursuyorum. her şeyin kendimin elinde olduğunu umursuyorum. karşıdan karşıya geçerken araba çarparsa benim hatam yüzünden olduğunu biliyorum. veya ne bileyim öleceksem eğer, benim hatamdır o.
sakın bir salaklık yapıp da nasıl olsa her şey, yazılmış diyerek sağlığınızı veya dediğim gibi arabanın çarpmasını umursamamazlık etmeyin. şunu da unutmamak gerek. islam'a inananlar ne kadar var ise, ondan daha çok inanan hıristiyan da var. hee işte şu aklınızda olsun.
"tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan?" sorunsalına benzer bir durumdur kaderin hayatımızdaki fonksiyonu... zaman zaman kaçmaya çalışsanız da başınıza gelmesini engelleyemediğiniz bazı durumlar karşısında "demek ki, kaderden kaçılmıyormuş, sen ne yaparsan yap, kaderini yaşıyormuş her insan" deme noktasına gelir insan... bazen de tam tersi, kendi çabalarınızla başardığınız bir olay sonrası ya da çabalayıp direkten döndüğünüz bir olayın ardından" eh kader varsa da biraz da benim çabamla oldu" gibilerinden sözler de sarfedilebilir... ya da, hayatımızın tamamının kontrolünü elinde tutan büyük gücün, yaşam süreci içinde yapacaklarımızı biliyor olması olarak da yorumlamak olasıdır... en güzeli fazla takılıp, irdelememek belki de çoğu zaman kasmadan salmak kendini, hayatın doğalına, kaderin akışına...
dünyadaki her varlığın bir kaderi vardır. Evinidekii eşyadan yolda gördüğün bir taş parçasına, kuru bir ota ya da meyva veren bir daldan tut da bakkalda rafta duran kavanoza kadar evrendeki canlı cansız tüm varlıkların Allah katında belirlenmiş bir kaderleri vardır.....
insanların düşünmeden yaptıkları hatalara verdikleri isim. iyi birşeyler olduğunda ben yaptım derler, kötü olduğunda ise kader. evet kader diye birşey vardır. doğumumuz, ölümümüz kaderdir, deprem kaderdir, sel kaderdir, yani bizim elimizde olmayan şey kaderdir. dere yatağına ev yapmak, sağlam bina yapmamak kader değildir. sigara içmek kader değildir.
allah hesap soracağı seçimleri yapmamızı bize bırakmıştır. yoksa cennet ve cehennemin bir anlamı kalır mıydı?
zeki demirkubuz filmidir. izlenildikten sonra tekrar tekrar ve tekrar izlenmesi şiddetle tavsiye edilir. filmi izledikten sonra etrafınızda olup biten olaylara daha farklı bir açıdan bakmaya başladığınızı göreceksiniz. artık size hiçbirşey imkansız gelmeyecektir. hiçbirşey çok saçma, aptalca gelmeyecektir. bir insanın ne derece sevebileceğini ve sevdiği uğruna hayatını nasıl mahvedebileceğini göreceksiniz. belki önce yadırgayacaksınız fakat sonrasında " evet ya aslında olabilir insan bunları hissedebilir " diyeceksiniz. filmin devamı niteliğinde çekilmiş masumiyet filmini de izlemenizi tavsiye ederim.
Farklı yorumlamalara sebep olan hede.
Allah, siz kaza yapacakken direksiyonu sağa çevirseniz kaza yapacağınızı, sola çevirseniz kurtulacağınızı bilir sadece. Ama sağa veya sola çevirmenize engel olmaz. Sadece ileriyi bilir, etkilemez. işte kader budur.
insanımız tarafından tamamen yanlış anlaşılmış olgudur.
kaderimizde bir şeyler yazmaz. kader üstünde bir şeyler yazan bir olgu değildir.
kader, Allah'ın olacak her şeyi bilmesidir. bunların olmasına da kaza denir.
(bkz: kaza ve kader)
terim olarak, "yüce Allah'ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, ezelî ilmiyle bilip sınırlaması ve takdir etmesi" demektir.
ama şu da var ki, insanoğlu'da pekala "ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, ilmiyle bilip sınırlaması ve takdir etmesi" işini teorik fizik olarak yapabileceğini göstermiştir. çok da uzak gözükmemektedir, en fazla bir 20 yıl çeker bunun pratiğe dökülmesi. böyle bir şeyin olmasının; kader kavramını bariz bir şekilde zedeleyeceği açık olarak gözrüldüğüne göre "kıyamet günü" maksimum 20 seneye kadar gelecek gibi gözüküyor.
gerçekte olmayan bir kavramdır. zaman ve kader arasında bir çizgi yoktur, tamamen anlık olan olaylara insan iradesinin verdiği tepkilerle yaşarsanız. eğer kader gerçek olsaydı şuan işkence gören insanların, acı çeken insanların veya afrika'da açlıktan ölen insanların hesabını kim verecek? bunların senaryosunu veya kaderini yazan tanrı mı?
Allah(cc) bir ayetinde, 'Hiç şüphesiz Biz herşeyi kader ile yarattık.' (Kamer Suresi , 49) buyurmuştur. kader, son nefese kadar olan süreye dek hayatımıza gelmiş, geçmiş, gelecek her ne varsa kapsamaktadır.
--spoiler--
Bazı insanların uzun bir hikayeleri vardır ama ağzından tek kelime alamazsın bir anda öyle bir an gelir ki hikaye bir çırpıda çıkar ağzından onun hikayesi senin hikayen olur yalanda yanlışta olsa,öyle bir aşk yok olamaz dersin hayıflanırsın kimse o kadar sevemez abi dersin,yok kimse sevemez o kadar Bekir kadar Kader bir garip aşk hikayesi kimse sevdiği için bu kadar şehir dolaşmaz, ona bu kadar aşıkken pezevengi olarak yaşayamaz,Bekir başka seviyor izleyeni büyülüyor bu sevgi,hayran kalıyor bazen ayıplıyor ,bazen kıskanıyor ne kadar küçük bir dünyam varmışta bu dünyaya kimselere sokamamışım diye.
--spoiler--
zamanın behrinde bir köle varmış, bir de gaddar sahibi. öyle gaddarmış ki adam acıması yokmuş kimseye hee. kölesi ise gayet bilgiliymiş. tabii o dönemde de borcunu hiç ödeyemeceği için ömür boyu köle olarak kalacağını düşünüyormuş.
bu köle bir gün rüyasında azrail'in ona geldiğini görmüş, çok korkmuş. rüyaya da çok inanmış yani. her rüyası da çıkmış önceden, sahibine de anlatmış pek çok kez. öleceğini görmüş ya veryansın etmiş, söylenmiş kaderine. hadi bir son çare olarak sahibime söyleyeyim durumu. belki o gaddarlığına rağmen beni serbest bırakır diye düşünmüş. yalvarmış yakarmış ve sahibi şaşırtıcı biçimde kölesini serbest bırakmış son günlerini efendi olarak yaşasın diye. bir de cebine bolca altın koymuş ve en hızlı atını vermiş kaçsın diye.
köle binmiş ata, bindiği gibi son sürat günlerce, haftalarca, aylarca koşturmuş atını. kaçıyormuş azrail'den. az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. oh be demiş, başka diyarlardayım artık kaçtım demiş. bağdat'a gelmiş taa. kurtulmuş artık yokmuş ölüm ona. sahibinin verdiği altınlarla da gül gibi yaşarmış esasında.
sonra rüyasında o gece yine azrail'i görmüş. aralarındaki diyalog şöyle geçmiş;
ben, ben kaçtım senden demiş köle, kekeleyerek ve çok korkarak.
azrail cevap vermiş, kaç kaçabildiğin kadar. zaten seninle randevumuz bağdat'da idi.
Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir.
Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.
Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.
Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin. *