hakan günday'ın kitabını okurken neden böyle başlıklara denk geliyorum bilmiyorum ama kitapta kadınla ilgili kurulan cümleler o kadar iyi ki. sadece bu cümleleri yazsam bile toplumdaki kadının değerini, kadın algısını göreceğiz ama işte daha fazlasını yazmalıyım. söylenmemiş atlanmış her şeyi söylemeliymişim gibi.
kitapta kadın denilince akla gelen şöyle anlatılmış;
''doğu'da kızlar kadın doğar. ecellerinden önce ölürler. ilk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. bu yüzden toprak ana diye bilinir. diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. bu yüzden verimsiz ve çoraktır. buna da kadının intikamı denir.''
doğu-batı diye ayırmaya gerek yok artık çünkü dönem değiştikçe gelişmesi gereken toplum bunu beceremiyor ve gerilemeye başlıyor. günümüz türkiye'si buna en iyi örneklerden bence. kadın cinayetleri, kısıtlamalar ve birçok detay. kadın öylesine arka plana atılıyor ki nefes alması bile fazla gelmeye başlıyor işte bu noktada kadını aradan çıkarmak için toplum baskısı ortaya çıkıyor. kadına seçenekler sunuluyor; ya intihar edersin ya da bir erkeğin nefretine, nefsine yenilirsin. birçok kadın bu seçeneklerden birisine mahkum ediliyor.
Bir şairin demesine göre sofradaki yeri sarı öküzden sonra gelen ve aynı şaire göre, anamız, bacımız ve avradımız olan, biz erkeklerin kendisinden türediği cins. Bazı ülkelerde bu cinsiyet olmaması gereken kötü bir yazgı. Şimdi ülke ismi verip rencide etmek istemiyorum.
Garip bir tanımlama farklı cesitlilikten oluşan bir gruba verilen isim. Sizi bazen yeren bazen göklere çıkaran. Bazen mutlu bazen nefret ettiren. Bukadar çok tezatligi bünyesinde bulunduran bir varlık.
şiirdir kadınlar, kimi zaman ismet özel'in şiirleri kadar sert, kimi zaman can yücel'in şiirleri kadar anlamlı, kimi zaman faruk nafiz çamlıbel'in şiirleri kadar duygulu.
kadın, aşkların bahçesidir o. bir tanrıça, horemos'un umut ışığı, ur kralı gilgamış'in en büyük mutluluğudur.
müflis projenin en önemli adımlarından biri kadınların ahlakını bozmak ve evden uzaklaştırmaktır. Aileyi ayakta tutan, gelecek nesillere temel eğitimi ve ahlâkı veren kadındır.
Günümüzde zavallı biçare kadınlar; bu iğrenç projenin avucunda boğuşuyor. Ahlaki değerler tamamen bir kenara bırakılmış, utanması, hayası kalmamış rezillere dönüştüler ve dönüşmeye devam ediyorlar. Kendilerini sex objesine çeviren bu ahlaksızların eğiteceği nesilden ne çıkar?
Babaları da günümüzün akılsız, ahlâksız, açık götün peşinden aynı rezil bir hayvan gibi koşan maymun kılıklı erkekler olacak. Bu çocuktan ne hayır gelir?
arap kültürü ile tanışana kadar, en değerlimiz...baş tacımız...hatun'umuz...han'ımız...sultanımız...
ne zaman bu amk arapları ile kaynaştık o dönemden sonra değerini fena halde kaybetti...
mustafa kemal döneminde, avrupalı bir çok ülkeden önce kadınlara seçme ve seçilme hakları verildi...türk olduğumuzu ve kadınlarımızın ne kadar değerli olduğunu tekrar hatırlar gibi olduk...ama nafile...
isimler taktık onlara, eksik etek dedik...saçı uzun aklı kısa dedik...sen sus bilmezsin dedik...onlar da kabullendi, ben bilmem beyim bilir mantığına büründü...köylerde "başlık parası" adı altında haraç mezat satıldı...açık arttırma bile yapıldığı oldu...mal mıydı kadın ? maalesef maldı...spermlerimi içine akıtacağım sonrasında bana ırgat verecek bir mal...ne kadar çok kadın o kadar çok çocuk ve ırgat...sperm kaynağı erkek...
dayak, işkence, psikolojik baskı, toplum baskısı, aile baskısı, baba evine dönememe baskısı, gelinlikle çıkan kefenle döner zihniyeti...ve daha neler neler...
zor be bu topraklarda kadın olmak...
bu hayatta hepinize kolay gelsin diyorum...
kıymetinizi bilen adamlar çıksın karşınıza...
yaradılış itibariyle erkekten daha estetiktir. ortalama bir kadın, ortalama bir erkeğe göre kadın için de erkek için de her zaman daha çok beğenilen bir bedene sahip olur.
tanımı falan geçiyorum. çünkü benim yapacağım tanım, varlığımızın anlamı, kadının toplumdaki yerinden çok çok farklı olacaktır.
bugün vicdanı olan herkesin kahrolduğu #eminebulut cinayetini konuşuyoruz, hakkında yazılar yazıyoruz ama biliyoruz ki ne ilk ne de son olacak, maalesef. çünkü erkek çocuklarımızı zehirleyerek büyütüyoruz. o zehrin parçaları nihayetinde bilinçaltında bizi (kadınları) değersiz kılıyor.
siz belki alakasız bulacaksınız ama anlatmak istediğim bir diyalog var. umarım bu diyaloğun diğer tarafı bana kızmaz ama kişisel bir durum değil aslında bahsetmek istediğim şey oluşturduğumuz algı.
bir muhabbetin içerisinde zayıflamak istediğimden ve olmak istediğim kilodan bahsediyordum. muhabbetin diğer tarafından gelen cevapsa şöyleydi; “bırak bu günümüzün sıfır beden algısını unutma ki türk erkeği askere gittiğinde ya da hapise girdiğinde çırpı bacaklı kadınları düşlemez, sibel canları hülya avşar’ı dolabına asar.”
burada anlatmak istediğim şey, kadının zayıf bir bedene sahip olma tutkusunu bile kendine mal eden, onun hayalini süslemek için olduğunu, düşlenmek arzusuyla yanıp tutuşulduğunu düşünen bir kitle var. bu ego sizce de yaratılıştan gelen bir cinsiyet ayrımı için çok fazla değil mi beyler?
fazla karmaşık ve kopuk oldu farkındayım, ama demek istediğim; kadın, erkek için yaratılmış bir varlık değil. bu kafanızda iyice bir yetse keşke. o zaman hak görmeyeceksiniz bu kadar basit can almayı, namusu kadına atfetmeyi, ve daha nicelerini.