Öyle değişik değişik şeyleri olduklarından farklı bir şey zannetmedim, ama şöyle ki; büyüyünce her şeyin çok daha güzel olacağını, büyümenin güzel bir şey olduğunu sanıyordum. küçüklüğümde kapıldığım en büyük gerizekalılığım budur.
sağa, sola dönüş sinyalini arabanın kendisinin verdiğini zannederdim.
arabayla gidiyoruz, peder dönmeden önce araba nereye döneceğini gösteriyor. ulan olaya bak. allahım oha diyorum. içimden teknolojinin geldiği noktaya hayran kalıyor, araba yolu biliyor diyordum.
küçükken arabalara hayrandım her erkek gibi. Ama bunun tek sebebi bu sinyal olayı. onların çok akıllı olduğunu düşünüyordum. hatta yalnızken arabalarla konuşuyordum.
bir gün yine peder Beyle seyir halindeyiz. peder daha dönmeden araba yine yaktı Yeşil ışığı "tik tok tik tok" diye ötmeye başladı. daha fazla dayanamadım ve "baba araba nereye gideceğimizi nerden biliyor" diye sordum. ilk başta anlamadı. sonra demek istediğim şeyi anlatınca, durumu izah etti. hayatımın ilk şokuydu.
o günden sonra arabalara karşı tüm ilgimi kaybettim. Eşek kadar adam oldum Ama hala arabaları sevmem.
trafik canavarını gerçek bir şey zannederdim yaratık falan yani. o zamanlar karadeniz deydik. dağların arasından ilerlerken korkudan hep ormana doğru bakardım. canavar çıkacak diye korkardım. aklımı sikim.
Gerçekten de bizi leylekler veya bir kuruluş ya da belediye felan getirip çocuğa ihtiyacı olan veya çocuk isteyen ailelere veriyor sanıyordum. Ama büyüyünce öğrendik ki ehe ehe.
büyüyünce ümit besen olacağımı sanıyordum.
dozerlere kepçeli araba diyordum ve annem birgün kepçeli arabaların çocukları yediğini söylemişti, hala fobidir bende, yanlarından bile geçemem.
annemlerin düğününe gittiğimi sanıyordum.
evde hep yalnızdım, anneleri evde olan çocukların özel ve zeki çocuklar olduklarını, o yüzden onlara daha iyi bakıldığını sanıyordum...