"kışlanın dışında" isimli şiirini gülümsemenin diğer adı olarak tanımladığım şairdir.
Kalpağımı kafese
Kuşu kafama koydum dışarı çıktım
Ne o dedi komutan sokakta
Selam vermek yok mu artık?
Hayır, dedi kuş;
Selam vermek yok artık.
Bağışlayın, dedi komutan:
Ben var sanıyordum da.
Aldırmayın canım, dedi kuş,
Her insan yanılabilir.
1900 doğumlu fransız şair ve senarist. eserlerinde genellikle toplumsal umut ve aşk temalarını işler. Türkçe'de yayımlanan yapıtları arasında "Sisler Rıhtımı", "Haylaz Çocuklara Öyküler", "Ay Operası", "Harikalar Tablosu" ve "Cin Sıpa" örnek verilebilir.
kışlanın dışında
Kalpağımı kafese
Kuşu kafama koydum dışarı çıktım
Ne o dedi komutan sokakta
Selam vermek yok mu artık?
Hayır, dedi kuş;
Selam vermek yok artık.
Bağışlayın, dedi komutan:
Ben var sanıyordum da.
Aldırmayın canım, dedi kuş,
Her insan yanılabilir.
karanlıkta ardına ardına yakılmış üç kibrit,
ilki yüzünü görmek için,
gözlerini görmek için ikincisi,
sonuncusuysa dudaklarını,
zifiri karanlıkta tüm bunları hatırlamak için,
sımsıkı sardım seni kollarımla..
bu kadar duygu yüklü bir şiir daha bilmiyorum ben..lakin ilginçtir,bu şiiri seven hiç kadın tanımadım,söylediğim kadınlar bildiğin odun çıktı odun odun..
ben mi şiirden anlamıyorum,yoksa nerde ruhsuz kadın var gidip onları mı buluyorum bilemedim şimdi..
Fransız sinemasında şiirsel gerçekçilik(Realisme Poetique) hareketinin senaryo yazarıdır. bilhassa Marcel Carne-Jacques Prevert işbirliğinin bir ürünü olan Les Enfants du Paradis isimli filmdeki gösterdiği başarı oldukça dikkate değerdir[karakterlerin paradoksal yapısı ve tarihi figür olmaları ki "de montray" dışındaki tüm karakterler tarihi bir figür niteliğindedir.]
zürafalar dilsiz olduğundan, şarkılar kafalarının içinde kalır.
yalnızca çok dikkatle gözlerinin içine bakarak anlayabilirsiniz, bir şarkıyı yanlış mı doğru mu söylediklerini.
yavru aslan karnını doyurduğu zaman
dişi aslan gençleşir
ateş payını istediği zaman
toprak kızarır
ölüm ona aşktan söz ettiğin zaman
yaşam ürperir
yaşam ona ölümden söz ettiğin zaman
aşk gülümser
(çev.eray canberk, seçme şiirler)
şiirlerinin çevirilerine baktığınızda garipçileri hatırlatsa da bu tamamen dil bilmemenin getirdiği yanılsamadır.
nazım hikmet kokar şiirleri.
"Eşek kıral ve ben..
Sabaha sağ çıkmayacağız.
Eşek açlıktan,
Kıral iç sıkıntısından,
Bense aşk ateşinden..
Aylardan mayıs."
şiiriyle tanıdım onu.
Gerçekten bu kadar derin miydi anlattıkları, yoksa ben mi çok füruatlı düşündüğüm bir anda mı denk gelmiştim satırlarına?
sanatın gerçeküstü bir yanıydı bu; bir şairin anlattığından daha fazla şey anlayabiiyorsunuz, bir satırda sayfalarca düşünceye boğulabiliyorsunuz çoğu zaman.
Ben bu şiirde bunu yaşadım.
ya da gerçekten jacques prevert bu şiirde bir hayvan, bir hükümdar ve bir sanatçının yaşamlarının, yaşamak için aldıkları gücün kaynağının, dertlerinin, kaygılarının farklılığını muhteşem anlattı.