eyalet sistemine geçilse dünya üzerindeki en faşist eyalet yönetiminin kurulacağı çoğunluğu ulusalcılık ile faşizm sınırlarında yüzen insanların yaşadığı şehir. ulusalcılığın solculuk olduğunu iddia eden insanların yaşadığı bir memleketteyiz zaten. nerden baksan tutarsız nerden baksan ahmakça.
edit: ulusalcı-milliyetçi cenahın membağında ilginç bir şekilde göçmenler var. bir milletten olmayıp da o milletin ulusalcısı veya milliyetçisi nasıl olunur hala daha anlamış değilim. türk olduğunu iddia edenleri de var bunların onlar ayrı. çoğunluğu kürtlerden tiksinen bu boşnak, pomak, muhacırların bugün kürtlere pazarda yolda yani orda burda söyledikleri herşeyi vakti zamanında izmirin yerlileri bu sonradan gelen sarı saçlı renkli gözlü kırmızı suratlı insanlara derdi. değişik bir psikoloji aşağılık komplekslerini kürtlerle bastırıyorlar anladığım kadarıyla.
hükumetin metro inşaatı tamamlansın diye gönderdiği ödeneğin 2 yıl önce sırf belediye seçimlerinde göz boyamak için tüm izmirin kaldırımlarını baştan aşağı yenileyerek harcamasıyla biraz daha çekilmez olan şehirdir. yaklaşık 20 yıldır hiçbir yatırım yapılmaması artık beni canımdan bezdirmiş olup, bir dünya şehri olan istanbul'a gitmemek için kendimi zor tutmaktayım. sonuna kadar seninleyim izmir, her nekadar seni sömürselerde hak ettiğin güzel günler için sabrediyorum.
chp belediyesinin ağlattığı şehir olarak görülen şehir.
ama öğrendiğime göre; izmir için gönderilen her türlü proje ve ödenek talebi akp hüküeti tarafından reddediliyor. akp izmir'i süründürmek için elinden geleni yapıyor.
teslim olmayacağız tayyip.
telaşı olmayan şehirdir. rahat nefes alabildiğim, huzurla uyuyabildiğim memleketimdir. gider gitmez mis gibi kokar havası, kimse kimsenin canını sıkmaz , trafiği sinirleri bozmaz, her caddeside evinizde gibi özgür ve rahat gezersiniz, bakışlar rahatsız etmez, istediğinizi giyip çıkarsınız. her fırsatta , tatillerde soluğu bu şehirde alırım. tek eksiği kısıtlı iş imkanlarıdır. anadır, kuzendir, teyzedir, candır, bitanedir.
yansın oralar dediğim şehirlerden biridir. ben böyle boktan yerlerde yaşarken orada yaşayanların her nimetten yararlanıyor olduğunu hatırlayıp fesatlandığım şehirdir. bir de istanbul vardır ama orası kalsın. severim.
konumu itibariyle güzel bir şehir olsa da, yerleşimi, planlamasıyla bildiğin köy gibidir, hatta köyden de kötüdür, köyün bile kendine has güzelliği vardır, izmir ise gecekondulaşmanın, çarpık yapılaşmanın kentidir, izmir güzel filan değildir, sadece güzel olmayı hak eden bir şehirdir, izmirliler keşke hizmete, yatırıma oy vermeyi tercih etselerdi, ama tıpkı diyarbakırlılar gibi ideolojik düşünüyorlar, chpli birisi ceketini aday gösterse izmirli sözde aydınlar hemen adama atlıyorlar, ak partili kişi dünyanın en iyi fikirleriyle gelse zaten kafadan adamı mahkum ediyorlar, bu önyargılılarla dolu şehre bi de aydın şehir diyorlar.
Koltuğunun altında bir top beyaz kağıt.
Bir yangından kaçar gibi.
Bir fırtınadan kurtulmuş gibi.
Bir depremden çıkmış gibi gelirdi.
Bilirdik. Hiç ses çıkartmazdık. O doğrudan asansöre gider, 801 Nolu odaya çıkardı.
Bazen birkaç gün kapıyı açmazdı. Sayfalarca yazardı.
Kapandı mı odaya, sanki koskoca Körfezi yeniden kurardı.
HiÇBiR ŞEY TESADÜF DEĞiL
Emektar bir garson 801 Nolu odaya girerken anlattı bunları bana.
Kapı açılır açılmaz anlamıştım zaten. Odanın terasından Körfezin akşam rengine düşecek gibi olmuştum.
Ruhum sendelemişti. O mavilik bir uçurum gibi önümde açılınca gözlerim kamaşmıştı.
Belki bunları anlatarak 801 Nolu odanın mahremiyetine haksızlık ediyorum ama dayanamadım işte.
O teras tahrik etti.
Duyduk duymadık demeyin;
Eğer aniden her şey üzerinize gelirse, bunalırsanız, içinizdeki camlar kırılır, aynalar çatlarsa; kraterler açılırsa ruhunuzda, şakaklarınızda fırtınalar koparsa; bulutlanırsa gözleriniz;
Hemen 801e gelin...
izmir Palas Otelinin terasından Körfeze kaçın...
Sezen Aksunun odasına...
Emektar garson Sezenin bu ani gelişlerini, Körfeze kapanışlarını anlatınca;
içimden dedim ki:
Hiçbir şey tesadüf değil...
Ne Sezen tesadüf; ne de izmir.
Ne de Sezenin izmirli olması tesadüf.
Kim bilir hangi isyanın ateşlerini yaktı Sezen 801de...
Hangi cam kırıklarını yükledi Körfez gecelerine.
Alsancaktan Kanlıcaya kadar hangi gözyaşını yüzdürdü Egede...
Ne garip...
Seçim turu için geldiğim izmirde böyle bir odaya düştüm.
Unuttum kimin kaç oy alacağını sormayı...
Oy pusulam şaştı.
Rotam karıştı.
Bütün siyah takım elbiselerimi, lacivertlerimi, kravatlarımı fırlatıp attım.
Çıktım dışarı, bıraktım kendimi Pasaport iskelesinden.
Bir de baktım Atilla ilhanın oturduğu masaya düşmüşüm.
Karşıyaka vapuru dümen kırarken, kıyılarında cıvıl cıvıl insanlarıyla bu çılgın şehir için dedim ki:
izmir bir tesadüf değildir. Bu şehrin insanlarındaki Cumhuriyet sevgisi, Mustafa Kemal aşkı, uygarlık yokuşu tesadüf değildir.
Sezen Aksunun 801 Nolu odası, Atilla ilhanın Pasaport kahvesindeki masası bir tesadüf değildir.
Bunca lüks otel varken;
Benim izmir Palasta Sezenin odasından Körfezin terasına düşmem tesadüf değildir.
Bu yüzden diyorum ki:
Gel sen bu defa izmirden siyaset yazma.
Çünkü bilinen bütün oy pusulaları şaşırır bu şehirde.
Gel sen hangi parti kaç oy alacak diye de sorma.
Bırak siyasi parti araştırmasını.
Cıvıl cıvıl bir izmir partisi ver kendine.
Öyle de yaptım.
izmire sarılıp uyudum. içime çektim gökyüzünü.
Bir Sezen bestesi, bir Atilla ilhan dizesiyle.
Şaşırıp kaldı bütün oy pusulaları.