dün gece semaları ışıl ışıldı.
gece yarısı yıldırımlar ile aydınlandık.
bu şehir gözümde git gide güzelleşiyor.
bir de kar görseydik tadından yenmezdi...
an itibariyle kıpkırmızı bir gökyüzü, "fioyeaaaaaaaa" diye anıran bir rüzgar ve heşir heşir gürüldeyen bir gök ile uykusuz bırakan güzel memleketimdir.
buca hasanağa parkını bilenler için söylüyorum, yağan yağmur, rüzgardan bir sağa bir sola yatan ağaçlar, gök gürültüsü ve ortamın derin karanlığıyla stephen king'e hazır haldedir.
şu atmosfer 15 dakikada korku romani yazdırır adama.
yağmur ve fırtınanın çılgın attığı bir gece yaşamakta.bucada yağmur yan yan yağıyor.
edit:yağmur yağınca adam beni eksiliyor ya.inşallah fırtına çıkar, kar yağar da eksi yağmuruna tutarsın beni göt.
istanbul'u terk edip yerleşebilmenin hayalini kurduğum şehir.
bu vakte kadar bir kere gidebildim. kaldığım dört günlük süre içerisinde bir hayli gezme imkanım oldu, o kıbrıs şehitleri caddesi, kordon boyu, izmir'li olmadığım için ayırım da yapamayacağım o karşıyaka'sı... gerçek anlamda aşık oldum bu şehire ben ve şu an ciddi anlamda "nasıl yapsam da gitsem oralara" nın hayallerini kurmaktayım.
yerleşmek için gidebilir miyim bunu zaman gösterecek ama en kısa zamanda gezmek için tekrar kesinlikle gideceğim.
her hafta mutlaka birilerini sorguya alıyorlar.
chpli değilim ama bu güne kadar aziz kocaoğlu'nun da içinde bulunduğu bir yolsuzluk, rüşvet vs. bir haber duymadım.
yiğidi öldür hakkını yeme.
bu yapılanlar türkiye'nin 3. büyük şehrinin insanlarna hakarettir.
gören de bütün yolsuzlukların izmir'de yapıldığını zannedecek. halbuki izmir belediyesi sağı solu özelleştirmiyor.