nezih olarak toplasanız 3-5 semti vardır gerisi iyi değil , 23 yıldır burdayım karşyaka bayraklı alsancak leş gibi resmen deniz bildiğiniz ya yeşil yada siyah.
Halki solcu degildir hatta sosyal demokrat bile degildir. Laik ve koyu milliyetcidir. Chp denen partiye ben dahil butun tanidiklarimiz bela okuya okuya oy veriyoruz.
ilk kez gittim, onca şehir gezdim fakat izmire yolum bir türlü denk gelmedi.
Şunu diyebilirim beklediğimden biraz vasattı. Eski foçaya gittim mesela denizle içiçe bi belde. Ben samsunda yaşıyorum, samsun çok kuzeyde de izmir de çok güneyde değil hani. Samsunda denizle içiçe bir şehir. izmirin biraz çarpık bir kentleşmesi olmuş. Büyükşehirlerde bunlar olağan şeyler. Kordon harikaydı. Kısıtlı zamandan dolayı gezemediğim bir sürü yer oldu, hepi topu 2 gün izmir, 1 gün foçada kamp yaptık, seferihisar-sığacık adında bi bölgeye gittik. Şehirde bir huzur var o bariz belli, rahatlık var, rahatlık var derken tutupta yolun ortasında sevişmiyosun ya da s*kini götünü açıp gezmiyosun, medeni ve zihni modern insanlar var.
Yapılanma olarak daha iyi olabilirdi. Etrafı da çok dağlık, çanağın içinde gömülü gibi hissettim kendimi.
Memleketim. Severim güzel şehirdir özgürdür ama potansiyelinin altında olduğunu düşünüyorum. 3 yıldır istanbulda yaşayan biri olarak istanbul mu izmir mi? sorusuna net istanbul cevabını veririm mesela.
hayatımda bugüne kadar gördüğüm nem nem değilmiş sıcak sıcak değilmiş diye, neredeyse seraplar gösterecek sıcaklığıyla bizi hayatın gerçekleriyle pişirmiş şehir. kendi vücut tuzlarımın, başımdan aşağı akan terin ağzıma gelmesi ile içmeme sebep olan iklimiyle herhalde kışın da böyle sıcak olacak diye düşündüm askerlik yaptığım zamanlarda. hayır tam aksine bir zamanlar karasu da üniversite okurken gündüz sıcağına aldanıp akşam ikinci öğretimden titreyerek döndüğümüz kuru soğukla tanıştığım gibi, izmir'de de gece nöbetlerinde hem uyku sersemi olmanın verdiği düşük vücut sıcaklığıyla hemde izmir'in havasının sersemletmesiyle ekim aylarında üzerimize büyük paltolar alıp yüzümüzü gözümüzü kapatarak nöbet tutmamız gerektiğini öğreten iklime sahip şehir. birde 12 sene önce izmir'de yaşayan bir kız arkadaşım vardı. o kız arkadaşım, churcill diye soda,limon,tuzla yapılan içeceği öğretmişti. bu öğrettiğini, askerlik yaptığım zamanlarda bizim kadın üsteğmenimiz bir gün bu sıcak havalarda hem tuz kaybını geri almamız için hemde daha dinç olabilmek için "arkadaşlar, sodaya biraz tuz katıp için" diye söyleyince o kız arkadaşım aklıma gelmişti ve "vay be" demiştim "seneler sonra churcill he..."
gezmiş olduğum büyükşehirler arasında takıntısı en az olan insanlar izmir'de bence. özellikle çarşı iznine çıkınca biraz felsefi ve biraz da sosyolojiye meraklı bir zihinle, insanları rahatsız etmemeye gayret ederek gözlem yapmak için, gerek erkeklere gerek de kadınlara bakarak gözlemler yaptım. ne bir erkek çıkıp da "ne bakıyorsun lan" demediği gibi bir çok kadın da bakışlarımı üstüne alınmadı, farketse bile üstüne alınmadı. ve yine bir çok kadın "sapık mısın ne bakıyorsun" anlamın da bir bakış atmadı ya gülümsedi insani bir tepki olarak bir mana olarak değil ya da sanki raslantısal olarak göz göze gelmişiz gibi kendine odaklanarak hayatına devam etti. bu yönüyle insani ilişkilerin geliştiği bir şehir olarak öğrendim ben izmir'i daha doğrusu gözlem yaptığım yer olan "bornova,bayraklı,konak,alsancak,kordon,narlıdere,fahrettin altay,üçyol" mevkilerinden edindiğim gözlemlerle. ayrıca komuta kademesinden değil de, kişiliği oturmamış genç askerlerin yoğunca dolaştığı yerlerde halkın bu 20 yaşındaki askerlerden biraz rahatsızlık yaşamış olduğunu da gözlemledim yani bu artık ön kabul görmüş bir hal almış görünümündeydi. bizden rahatsızlık duymuyorlardı o zamanlar 27 yaşında kısa dönem gittiğimizden ötürü, kafamız oturmuş olduğu için.
kendim için kişisel manada düşündüğüm şeyleri yazmama gerek yok ama kişisel olarak verdiğim karar "günün birinde geleceğe yatırım yapacak bir mevkide olursam,bu izmir olacak" diye bir karar verdim.