paunasias'ın öyküsünde şu geçer: bir gün iskender pagus dağının eteklerinde gezerken bir kaynak kenarında büyükçe bir çınar ağacı gördüğü, gölgesinde uyuyakaldığı ve rüyasında, intikam tanrıçalarının kendisine bu alanda bir kent kurmasını ve dağılmış olan izmirlileri burda toplamasını emrettiği anlatılır ve bu nedenle claros kahinine geldiği söylenir. kentin kuruluşuna ilişkin bir kehanettir bu. "pagus'ta mukaddes meles nehrinin karşısında yaşayacak insanlar üç kere dört kere mutlu olacaklardır."
gavur kelimesini hiç haketmeyen, söyleyenin yüzüne tarihiyle tüküren onurlu şehir.
evet bu lafın ustunden aylar gecti hatta hatta yıllar geçti ama ben hala ordayım.
illa birilerine gavur denilecekse yunan askerini şenliklerle karsılayan rumlara, kordonboyunda mavi beyaz elbiseleriyle fink atan rum kızlarına denmeli.
ya da onlar zaten gavurda, yunan işgalini protesto edip amerikan temsilciliğine giderek yunanistan yerine amerika, fransa ya da italyan işgalini talep etmeyi düşünen gavurdan daha gavur bir kısım * türk gencine söylenmeli.
memleket işgal edilirken silahlı direniş başlatmak isteyen * türk gencine tehditler savuran kolordu komutanına ve de izmir'e yunanlı küçük asya diyen venizeloslarına denmeli.
ama kalkıp da elen çocuklarını* düşlerinde bile bozguna ugratmış güzel izmir'e denmemeli ya, denmemeli..
hayatımda iki defa gittiğim, o televizyonlarda yayınlanan deniz, kordon görüntüleriyle gitmeyenleri gereksizce gitmeye heveslendiren, ancak bilhassa havaalanından otogara kadarki meşakkatli ve uzun yolculukta büyük kısmının on para etmez taşra hatta gecekondu bölgesi olduğu müşahade edilen balon şehir. "izmir'in erkekleri çook yakışıklı ve şık, kızları dünya güzeli, şehir tertemiz ve muhteşem" laflarıyla kandırılmış bir nesil olduğumu geçte olsa anladım neyseki. nerdeydi lan bu kızlar ve delikanlılar. biz istanbul'dan gelmeleri görünce mi sıvıştılar. yoksa yanlış yere mi gittim.
11 senedir aralıksız konakladığım ve konaklamaya devam ettiğim kuru kalabalık mekandır.
hiç ısınamadığım ve sevmediğim, bundan sonrada sevemeyeceğimdir ..
yazın çok sıcak, kışın çok soğuktur.
ulaşım sorundur.
kafanızı çevirdiğiniz her yer yapıdır, betondur.
insanlarıda ya bana kasten soğuk davranırlar, yada harbiden soğukturlar.
metropoldur, gel gelelim çarpık kentleşme had safhadadır.
ve bunun gibi gibi gibi dir...
başka şehirde olunca anlaşılır değeri. insanların duruşları, bakışları değişir. izmirli insanların kendilerine has sakinliğini, duygusallığını ararsınız ama bulamazsınız. Sokakta izmirden bahseden bir insan duyduğunuzda kucak dolusu sevinirsiniz. izmir başkadır, yoktur onun gibisi...
buram buram deniz kokar, sokakları hem deniz, hem kız kokar. tanımadık bir sesten günaydını, bilinmedik bir yüzden merhabayı garipsemeyeceğiniz tek şehir. yol veren bir araba olunca şaşırmayacaksınız. alsancak, güzelyalı, karşıyaka, bornava'sıyla ayrı keyifler yaşatır.
dün itibariyle gidilip gezilen, istanbul dan gelen ve ilk defa gören biri olarak çok beğenilen şehir. havanın soğuk olmasına rağmen, insanın içini ısıtan, kordon daki sahil şeridi harika olan yer. soğuk havaya rağmen genç sevgililerin denizi seyredişleri görülmeye değerdi. bir de bunları rahatsız eden falcı kadınlar da ilginç bir ayrıntıydı.
yavan bir şehir. çevreye bakındığınızda kiliseden başka tarihi mekan görebilmeniz nerdeyse imkansızdır. karşıyaka insancıklarının nerelisin diye sorulduğunda izmirliyim yerine karşıyakalıyım diyerek sizi bir süre sonra bunaltması. şahsımın artık inegöllüyüm bende diyerek cevap vermesi. türkiyenin aydınlık yüzlü insanlarını barındırması, tabii doğal olarak yeni gelenlerin kara yüzlü olması,kızlarının bulunmaz hint kumaşı olması. böyle bir şehir işte.