Kamu hizmetinde istikrar ve devamlılık ilkesinin sekteye uğratıldığı ve çarpıtıldığı konudur.
Yargıç, neticede insandır. Hastalanabilir, yıllık izin kullanabilir, cenazeye gidebilir, evlenebilir… ancak o olmadığında yargılama hizmetinin geciktirilmesi ve hatta taraflara sanki gelmeyen kendileriymiş gibi “mazeret dilekçesi” imzalatılması kabul edilemez. Düşünsenize ceza veya hukuk davanız var, koştura koştura binbir güçlükle onlarca km yol aşıyor, yetişme kaygısıyla bir sürü masraf yapıyorsunuz, size kalem “boşa geldin,” dercesine hakimin olmadığını söylüyor. Uyap sms ile önceden izin alan hakimin duruşmasının yapılmayacağını göndermek çok mu zor? Eğer ki gelmeseniz; aleyhinize karar verilebileceği gibi, davanız düşürülebilir veya hakkınızda tutuklama kararı çıkarılabilir.
Nasıl ki gelmeyen doktorun, öğretmenin sorumluluğu kurumda olup; nöbetçi kişiye veya geçici meslektaşa görev veriliyorsa, görevi başında bulunmayan hukuk veya ceza hakimi için de yedek/ yokluğunda görevli/ nöbetçi hakim bulundurulmalı. Hukuk rastgelelik ve aksaklık ile değil; ekonomiklik ve planlılık ile yürütülmeli.
Mazeret vermek zorunda değilsiniz. nöbetçi hakim kendi duruşmalarının bitmesinden sonra izinli hakimin dosyalarına bakacağı için bekleyebilirsiniz. Ama 4-5 saatlik bir bekleyişten sonra alacağınız şey “dosyanın incelemeye alınmasına” kararı ve 3 ay sonrasına verilen bir duruşma günü olacaktır.
“izinli” olanın hakim ama “mazeretli” sayılanın avukatlar olduğu bir sistemde bu durumun da çok garipsenmemesi gerekir.
Bu arada gittiğiniz adliyenin internet sitesi veya o şehrin barosunun sayfasında çoğunlukla izinli hakimlerin listesi olur. 100% güvenilir olmasa da iş görür. En garanti yol duruşma sabahı kalemden telefonla teyit etmektir.