reel hayatımda dertlerimi sıkıntılarımı kimseye anlatamıyorum kendimi çok aşağılık görüyorum ve bu durumdan bi nebze de olsa kurtulmak istiyorum yazdıklarım, düşündüklerim azıcık da olsa başkaları tarafından bilinsin neler hissettiğimi anlasınlar istiyorum çok bunaldım.
Şu an bir hayvanın ben çağırmadan yanıma gelip beni sevmesine çok ihtiyacım var. -uyurken yanımda kalırsa da hayli mutlu olurum.
Evet, bildiğimiz hayvan.
ben olmam gerekeni olmak istemiyorum. daha iyisi olabilirim. çok daha neşeli olmak, birilerini mutlu etmek sebepsiz yere yardımsever tavırlar, sahip olduğum vakti sevdiğim insanlarla geçirmek. itiraf ediyorum kaldıramıyorum. özür dilerim belki de daha güçlü olmam gerekir. yani... sonuçta ben peşinde koşuşturdum, ben araştırdım, ben bilmek istedim ama özür dilerim kaldıramıyorum. unutmayı başardığım şeyleri hatırlamak canımı yakıyor, cevap daha doğrusu sorun geçmiş değil gelecek. ne sevdiğim birkaç insana ne de kendime yardım edememek, onların yanında olamamak canımı yakıyor. onlarla vakit geçirememek. unutmuştum, göz ardı etmiştim. yemin ederim hatırlamak istemedim ama unutamıyorum istesem de. ben mutlu olmak birkaç sevdiğim insan, ne yapacağımı bilmiyorum, ben unutulmak değil! yaşamak istiy-
işe bak... bazen kişinin küçük bir sürtük gibi mızmızlanması değil kabullenmesi lazım. yukarıdaki saçmalığı silmek dürüstlük adına doğru olmazdı. ne olması ne olacağı belirgin. şikayet edip çırpınmak sadece daha fazla yalnızlığı getirir. kişinin bazen bazı şeyleri kabullenmesi gerekir. çocuk değiliz, herkesin yapması gereken şeyler var. gereksiz kafa karışıklığı veya anlık karamsarlığa sebep olduysak affedin. iyi geceler.
hayatımda kendimi yalnız hissettiğim anlar oldu evet, ama bu aralar olan en şiddetlisi sanki. kendimi uzay boşluğunda gibi hissediyorum. sinemaya gidiyorum haftada 3-4 gün. her gişe görevlisi bir kişi mi diyo inat edercesine. ulan etrafımda kimse yok işte niye yüzüme vuruyorsun. sinemada çiftler görüyorum sanki bana inat gözümün içine bakarak öpüşen. hatta 3-4 tane çiftin fotoğrafını çektim. sinema ve tiyatro öncesi bi cafede oturmuş beklerken, karşımdaki sandalyeyi ''boş mu acaba'' diye almalarına artık alışkınım. iki kola bi mısır mı diye sormalarına da alışkınım. bi kola bi mısır diyorum. arabayla bir yere giderken, gördüğüm çiftlerin gülümsemelerini slow motion'a alarak izliyorum. umarım hepsi mutlu olur. bazen çoğuna içimden diyorum ki, bir gün ayrılacaksınız çok bağlanmayın. akşam işten eve geldiğimde sinemaya gitmediğim günler film açıp giriyorum yatağın içine, bazen ispanyol sineması, bazen iran, bazen Kore, bazen iskandinav. artık ne bir akrabaya gidesim var, ne de bir eşe dosta. noluyo lan bana.
Ben bir şeytanım dünyaya kötülük yapmaya ve insanları birbirine düsürmeye geldim. görüyorum ki bana gerek yokmuş oturdum izliyorum olanları gerçekten benden profesyonelleri de varmış :d
Ülke olarak enayinin kralıyız. Bizi sikiyolar. Hem de öyle böyle değil. Biz bu arada ne mi yapiyoruz ? Boktan dizileri izleyip, saçma salak internet sitelerinde uyuyoruz.
Uyandığımızda fiziken uyuyoruz, fiziksel olarak Uyandığımızda sikilmeye basliyoruz. Aslında fiziken de mecazende uyurkende sikiliyoruz.
Deli gibi sevdiğim bir kız vardı bundan 3-4 ay falan önce. Buna ben zerre farklı gözle bakmıyordum lakin onun bakış açısı farklıymış ve bu ilişkimiz 6-7 ay kadar sürdü. Bazı hal ve hareketleri beni uyuz etmeye başlamıştı artık. Kuzenimi onunla en samimi arkadaşı olması için örgütledim ve bunu kısa sürede başardım. Sonra benimle param mal ve mülkümün olduğu için birlikte olduğunu öğrendim kuzenim vasıtasıyla. Beynimden vurulmuşa döndüm adeta. işin tuhaf yanı tüm bu olanlara rağmen ona karşı hiç bir eylem yapamamamdı. Sizce ne yapmalıydım ?
hakkın parayla satıldığı, gücün cehaletten beslendiği, yöneticilerin şeytandan bile kibirli olduğu bir ülkede güzel günlere dair uzun bir süre umudum kalmadı. karanlığın başlangıcındayız.
Kafam dalgın. Kafa dalgınlığı insana çok ilginç şeyler yaptırabiliyor. Yıllardır genellikle kötü başlayan senelerim bu sefer gayet güzel başlamıştı. Çok gülen çok ağlar hesabı, sıkıntılar ölümler peşpeşe geldi. Bakıyorum, gülüyorum, dolanıyorum ama sanki hiçbirini yapan ben değilim. Geçen günlerde burada tramvay için kullandığımız kartı vizeletmeye gittim arkadaşımla, sıra bekledik o kadar, cüzdanı bir çıkardım, okul kartım yok. Okul kartımı ne zaman cüzdanımdan çıkardığım hakkında ise hiçbir fikrim yok. Bugün erken çıktım fakülteden, Ankara'ya gitmem gerekti, trene yetişecektim. Eve girdim hazırlandım, saat 6 ya çeyrek var. Cebime bir baktım, cüzdanım kayıp. Dört döndüm evin içinde, tüm para cüzdanda, kartlar vs. herşey cüzdanda ve cüzdan yok. Aradım taradım bulamadım. Okuldan birini aradım orada mı düşürdüm acaba diye, evet orada düşürmüşüm. Alelacele okula koştum cüzdanı alıp trene yetişeceğim diye. Hemen tramvaya bindim, tramvaydan inip koşa koşa gara doğru gidiyordum ki bir ara saate bakmak geldi aklıma, acaba yetişecek miyim diye. Saat çeyrek geçiyordu ama 6'yı çeyrek geçiyordu, 7'yi değil. Tren ise 7.30 da. Trene yetişebilecek miyim diye endişelenen ben, bir saat 15 dakika erken gelmiştim gara. Birden durdum, bir sigara yaktım kenara geçip ve 15 dakika boyunca güldüm. Şu anda trendeyim, tren istanbul'a gidiyorsa şaşırmam.
bir gün online okey oynarken * bağyan olan ortağıma tek taşayım yazacağıma yanlışlıkla tek taşağım yazmıştım. hanım ablamız haliyle kaçtı gitti tabi masadan.
yaa dostlar, bir harf her şeyi değiştirebiliyor gördüğünüz gibi..