Mutlu etmeyen ama kopulamayan eski sevgili gibidir istanbul. Her şeye ulaşacağını sanırsın ama hiçbir şeye ulaşamazsın. Umutla bekletir seni hep. Ne gidebilirsin, ne kalabilirsin.
O kadar üstad anlatmış, arşivlere eklenmiş, tarihi mükemmel, havası bambaşka olan kent. Bizim tanımlarımız da istemeden de olsa kötü bir şey yazar, ayıp ederiz istanbul'a. Bu aralar çok bunalmış olsam da, yaşlılığımda bile, hala kadıköy'de şarap içmek istediğim şehir.
doğduğum, büyüdüğüm ve hala yaşamakta olduğum, her tarafı hatıralarla dolu şehrim... kalabalığından ve insanlarından ne kadar şikayet etsem de seviyorum seni. sen, beni ben yapan şehirsin. senin içinde sevdim ben, senin içinde üzüldüm, senin içinde mutlu oldum, bütün duygularımı seninle yaşadım. senden uzaklarda da sevdim ama sevdiğim her insanı sana getirdim istanbulum. asla unutamayacağım bir çok şeyi senin içinde yaşadım ben. bir gün sana tamamen veda edeceğim üzgünüm, buna mecburum. ama seni asla unutmayacağım...
anlatmaya kalksan eksik kalır, izah edemezsin
yaşamaya kalksan, bırakıpta gidemezsin
bakmaya çalışsan, bir başkasını göremezsin
ne havasından vazgeçebilirsin, ne gece ışıltısından...
şehrin en güzide, yaşanılabilir mekanlarında yabancı uyruklu ailelerin yaşadığı, hani sözde bu vatan için canını veren insanların bir köşeye itildiği insanı kahpe şehir.
hangi pencereden baktığın önemli ona. herkes gibi olumsuz yanlarını ben de sayabilirim. ama olumlu yanlarını saymaya kalkarsak eğer , şair olmak lazım, çünkü istanbul buna değer.
Kendini özleten , hissettiren , mutlu eden , her sokak başı merak uyandıran o güzel şehir . her zaman istanbul'da yaşamayı değil de , istanbul'u yaşamak istemişimdir . Geldiğim zamanlarda bunu sık sık yapmaya çalışırım . Ama gelin görün ki o kadar fazla insan , o kadar fazla para dönmeye başladı ki şehirde gittiğim zaman çileden çıktığım zamanlar olmaya başladı . Bi de şu şehrin tarihi dokusunu sikmeseler çok daha güzel olacak . gerçi kimin umurundaki ?