dünya tarihinin en taşaklı liderlerindendir. kendi zamanında bilinen dünyanın neredeyse tamamının mına koymuştur. kendisi makedonya sınırlarını bir ömürde inanılmaz hızlı bir şekilde genişletmiştir. aynı hızlada bu toprakları kaybetmiştir.
elif şafak'ın romanının temel kurgusu ademin cemile yerine pembeyle evlenmesidir. adem cemile'ye aşık oluyor ilk başta ancak bakire olup olmadığı bilinmeyen ve adı dedikoduya karışmış olan cemile yerine ikizi pembe'yle evleniyor. adam olamayan adem, oğlu iskender'in teyzesi cemile'yi öldürmesine neden oluyor. böylelikle adem iki kere cemile'yi öldürmüş oluyor, ilki sevdiği halde evlenmeyerek, ikicisinde ise ailesini terk ederek, karısı pembe'yi savunmasız ve güçsüz bırakması: böylelikle pembe'nin yapacağı muhtemel bir hatayı önlemek isteyen cemile soluğu londra'da buluyor. ancak tren raydan çıkmış ve iskender annesine ellias dolayısıyla öfke bağlamıştır. bu öfkesini kontrol edemeyerek annesinin ikizi olan cemile'yi annesi zannederek bıçaklamış ve cemile'nin ölümüne sebep olmuştur.
sonuç: olgunlaşamayan erkekler çevresine, sevdiklerine zarar verir ama bu erkekleri daha küçükken, sultanımlı, canımlı, cicimli büyüten de kadınlardır. masum değiliz hiçbirimiz.
"bir adamın aşkı mizacının devamıdır. yani erkek kavgacı ise sevdası da kavgalarla dolu olur. kendine hep düşmanlar bulur.
sakin ve nazik ise sevdası merhem gibi, bal gibidir.
eğer kendine acırsa ve zayıfsa, aşkı da un ufak olup dağılır.
yok, eğer neşeli bir herifse sevdası da şenlikli olur." (elif safak/iskender)
her elif şafak kitabı beni derinden bir sarsardı. bir kaç gün etkisinde kalırdım. okuduğum cümleler dönüp dolaşıp aklımdan geçerdi. ama bu kitap hissetirmedi bunu ya da bu düşünceleri. zaten okuyucuyu bazen ters köşe yapmak isteğindedir elif şafak. bu kitabında da bunun için yazdı sanırsam. ilginçtir etkilenmedim. şaşırmadım. okurken sıkıldım.
elif şafak'ın kolay okunan üslubunu takdir etsem de - kusura bakmayın kardeşim, edebi dil kullanmak zor olabilir; ama basitleşmeden sürükleyici bir dil oluşturabilmek de aynı derecede önemlidir benim için - umduğumu bulamadığım elif şafak kitabı. bu kadar farklı karakterin gözünden çok daha derinlemesine işlenebilecek bir konuyken, yarım bir kitap olmuş sanki. aldığım gün bitirmeme rağmen çok da tatmin etmedi açıkçası.
yemek olanına ise uğraşıp bu kadar yazmam, çünkü tek kelimeyle anlatılıyor kendileri:
üstüne künefe yenileni makbül, türk usulü enfes etli yiyecek. tavsiyem 2 porsiyon iskenderi bir güzel yeyip, üstüne söylediğiniz künefe henüz sıcakken eriyen peynirini uzata uzata kaymağına bandıra bandıra tüketmeniz, üstüne çayınızı tercihen sigarayla içmenizdir. kolesterolün damarlarınızda dolaştığını hisseder insülinin vücudumuzdaki işlevine tanıklık edersiniz.
edit murphy: etli yiyecek ne lan... direk et, affeyle beni büyük iskender.
yemek olani "muhtesem", kitap olani ise "eh iste"dir.
--spoiler--
pinhan ile edebiyat dünyasina giren bir yazarin, hele hele 26 yasinda böyle bir kitap yazabilen bir yazarin elinden cikmisa benzeyen bir kitap degildir iskender her seyden önce. eski elif safak kitaplarinin (araf öncesi demek daha dogru olacak) yanindan bile gecemeyen bir kurguya sahip, sonra her sayfada ceviri oldugunu belli eden cümleler o kadar rahatsiz edici ki, bir türlü giremiyorsunuz kitabin icine.
karakterlerin gözlerinden olayi anlatmak fena bir fikir degil gerci ama cümleler o kadar kisa ve o kadar basit ki, nerede mahrem'i ve pinhan'i yazan elif safak diye merak ediyorsunuz ister istemez.
ciddi kurgu hatalari da var; örnegin "aney" orta anadolu'da kullanilan bir tabirdir dogu'da degil. dogu'da anne "daye"dir cünkü. pembe ismi de dogu'da kullanilan bir isim degildir. kardeslerin birbirlerine yazdiklari mektuplar da hic gercekci degil, yapaylik kokuyor kelimelerde.
--spoiler--