şu anları bunları yazan ve okuyan, ileride okuyacak insanlar var.
ve bu insanlar intihar etmeyip yaşıyorsa; anlamın büyüklüğünden değil, hayatın içine düşmüş olmaktan, muzır bir merak ile ıstıraplı bir inadın götüreceği yeri görme isteğinden; bir de üstüne üstlük, şahsi duruşun gölgesinin topluma bir lanet olarak düşmesini diliyor olmaktan başka bir anlamı yoktur:her güne yeniden başlamanın.
amaç ve umudu olmayan insanların kendi hayatlarına son vermesi işlemidir. zayıflıkla alakası yoktur, yaşamak istemiyorsa yaşamak istemiyordur. zorluk karşısında pes etmeyen insanlar güçlü değildir, hala amaçları olduğu için pes edemezler o kadar.
Toplumsal açıdan önemli bir sorun olan intihar olgusu diğer bütün toplumsal olgulara göre farklı bir özelliğe sahiptir. Bütün toplumsal olguların temelinde insan yaşamını devam ettirebilme çabası vardır. Bir kişi, yaşamını devam ettirebilmek için basit bir hırsızlıktan tutun da diğer bir kişiyi öldürmeye kadar varan bir çok eylemi yapabilmekte; kendisi için olumsuz olan şartları değiştirebilmek için elinden gelen tüm çabayı gösterebilmektedir. Fakat intihar eden bir kişi, tüm bu mücadele yollarını bırakarak, kendi yaşamına karşı bir eyleme girişmiştir. işte intihar olgusunu diğer tüm olgulardan farklı kılan yön de budur: Kendi yaşamını devam ettirmeye çabalamamak...
insanlık tarihinin her döneminde görülen intihar olgusu, çağımızda gün geçtikçe artmakta ve önemli bir toplumsal sorun haline gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, 2000 yılında tüm dünyada yaklaşık bir milyon kişinin intihar sonucu kendi yaşamlarına son verdiğini tahmin etmektedir. Bunun tüm dünyadaki ortalaması 100.000'de 16'dır. Bir başka deyişle her 40 saniyede 1 kişi intihar ederek ölürken her 3 saniyede 1 kişi de intihar girişimde bulunmaktadır. Yine Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, son 45 yılda tüm dünyada intihar oranları % 60 artmıştır. intihar, günümüzde tüm ülkelerdeki ölümlerin ilk 10 nedeni arasında sayılırken; Amerika Birleşik Devletlerinde 8. sırada yer almaktadır. Yine ABD'de 15-24 yaş arası ölümlerin üçüncü önemli nedeni intihardır. Dünyada ise beşinci sırada yer almaktadır. Bu eğilim, gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde benzerlik göstermektedir. Geleneksel olarak en yüksek oranlar hala yetişkin erkeklerde görülmekteyse de 15-34 yaş arası gençlerde artış gösteren intihar oranları dikkat çekici bir problem haline gelmiştir.
kaynak: intihar.de
tünelin ucundaki ışığı görme umudu kaybolduğunda kendini patlatarak tüneli yıkmaktır belki ölmeden bir an bile olsa ışığı, gökyüzünü görebilmek umuduyla....
göt yesin o korkakların işidir, kaçmaktır diyenler. kaçmak değil baş kaldırmaktır olsa olsa... kaldı ki insan, etine sigara değdiğinde bile feryat figan koparan bir yaratıktır. bunu yapmak için 6 okka taşak gerekir. cesur olmayan adamın yiyemeyeceği bir nanedir.
ve her ne kadar cesur olursan ol, iki olgu vardır bu olayda. ruh ölmeyi ister, beden istemez. ondandır ki genelde kendini asarak intihar eden insanlarda ölümden sonra boyunlarında tırnak izleri, boğuşma izleri görülür. bunun genel kanı olarak pişmanlık olduğu söylense de, bilinç kapandıktan sonra vücudun bu olaya direnmesidir.
kısacası cesareti olmayanın yapamayacağı iştir. bir adam kendi canını alacak kadar canileştiyse de oturup çevresindeki yavşaklar bir düşünsün biz ne yaptık bu adama da bu kadar canileşti diye.
cesaret ile yaşam arası, çoğu insanın bir kerede olsa, o duygunun düşüncesini kuşatması, insanın karamsarlığın içinde saklı "celladının darağacının yanı başında hazır olduğunu hatırlatıyor." bu imtihanın sonunda ya yeni bir başlangıç, yada karanlık bir son bekliyor.
varoluş kaygısı taşıyan ve bir o kadar da paradokslar içeren eylem. durkheim'in de dediği gibi... neyse lan, sikerler durkheim'i... "ölümümde kimsenin suçu yoktur" demeyeceğim, hepinizin suçu var amk! gidiyorum işte!
rahatta olanlar için kolaya kaçma olarak görülebilir fakat her yiğidin harcı değildir. intihar etmeyi kutlu bir şeymiş gibi göstermeye çalışmıyorum lakin intihar eden kişi en temel refleks olan yaşamı devam ettirme güdüsünü yenmiş ve yaşama hakkından vazgeçmiştir.