ağır bir eleştiri olacak ama sahtekarlığın ve görgüsüzlüğün normalleştirildiği sosyal mecradır. hep o fotoğrafları storyleri çekerlerken nasıl olup da utanmadıklarını düşünmüşümdür.
instagram'da yaşanan hayatlar:
çok mutluyum. Çok sosyalim. Çok eğleniyorum. Çok mutluyum. Çok keyifliyim. Çok iyiyim. Çok mutluyum, demiş miydim? Eh, siz de Kudurursunuz artık.
Gerçekte olan:
sidik yarıştırayım, mutsuz hayatımı mutlu gibi göstererek düşman çatlatayım, her yaptığımı yediğimi içtiğimi gördüğümü gezdiğimi paylaşayım. Çünkü çok mutlu, eğleniyor desinler.
Desinler üstüne kurulu hayatlarınız midemi bulandırıyor. Tamam, en en en muhteşem insan sizsiniz, hadi çekilin. Yallah.
Tüm zamanların en aktif kullanılan mobil uygulamasıdır. Mobil erişimi %97 olan web tabanlı uygulamanın 22 farklı ülkede bağımlılığı adlandırılmıştır. bireysel ve toplumsal ilişkilere verdiği zarar 3 farklı doktora tezinde henüz araştırılma aşamasındadır.
bu uygulamada günde +2 saat geçiren hiç bir insanın psikolojisinin düzgün olduğuna inanmıyorum. antidepresan diyenlere inat, depresan diyorum bu uygulama için. türk insanı her yıl story atma ve instagram'Da vakit geçirme konusunda avrupa'nın açık ara birincisi olurken öte yandan antidepresan kullanımında neden dünya'da zirveyi zorladığının kanıtı.
yemek fotoğraflarını paylaşma platformu olarak piyasada yer edinmeye çalışırken şuan gelinen nokta bambaşka.
devlet adamıymış gibi günde 50 story
tik tok videoları dağıtım şirketi
pazar ürünleri reklamcılığı
yüzün yarısı saklanarak şarkı söylemek vb.
an itibari ile tarih, edebiyat, sinema gibi alanlarda güzel paylaşımlar yapan sayfaları takip etmek adına kaydolarak bugüne kadar ettiğim tüm sözleri yediğim platform.
hoş gerçek isim, fotoğraf koymadım.
hala burayı o cıvıtan kitle gibi sohbet, chat, tanışma, yürüme, pazarlama aracı olarak kullanmayı düşünmüyorum.
ama işte.
kaydolmayacağım deyip kaydolan, yarın onları da yapar mı? korkuyorum.
Her bokunu paylaşmayanlarca, her bokunu paylaşanların eleştirildiği uygulama.
Yıllar yılı insanlar kamuya açık alanlarda nasıl yaşamamız gerektiğine dair temelde cok da lazım olmayan kurallar koydular, bunlara görgü dediler, gelenek dediler vs. Lafın kısası sosyal medya yokken ve aslında hala da dışarıda insanlar yaşamak konusunda kısıtlanıyorlar. Yok onu milletin önünde yeme, bunu orada yapma, şunu giyme vs vs. Sosyal Medya ise insanların tamamen kendisine ait platformlardır. Yani? Yanisi şu, filanca kişinin yaptığı dünyanın en salakça paylaşımını sen istemediğin zaman görmüyorsun! Bu yüzdendir ki, sosyal medya insanların sokaklarda bulamadığı özgürlüğü tanıyan yerlerdir. isterse her bokunu paylaşır, isterse resmen sıçar tasa, fotosunu ya da sıçma anının videosunu koyar. Tutup da sen işe giderken yolunu kesip önünde yapmıyor ki bunu...
Hoşuna gitmedi mi? Takipten çıkarsın... Seni rahatsız mı ediyor? Engellersin. işte sosyal medya budur. Sen sokakta hazzetmediğin insanları engelleyebiliyor musun? Hayır. iş yerinde iş arkadaşlarını çalışma olayında takip etmeme şansın var mı? Hayır.
O zaman çıkıp da "istekram'da her bokono poylosoyorlor kisicim imi yii" deme hakkın yok. Zaten herkes her bokunu paylaşsın diye oluşturuldu oralar. ilk ve en temel özellik olarak da "engelle" "takip et/takipten çık" özellikleri de konuldu ki herkes istediğini görsün, istediğini görmesin amaçlandı.
Böyle de bomboş eleştiri yapan bir kitlemiz var işte. O da seçimde 1 oy değerinde, bu yazıyı okuyup hak veren mantıklı kardeşim sen de 1 oy değerindesin... Entresan.