çeşitli evrimlerden geçmiş, beyni yaratıldığı ilk zamanlardan beri daha çok büyümüş, daha çok düşünebilme yetisi kazandırılmış, düşünebilen en büyük yaratık. tüm bunların yanında amip kadar yaratıcılığı olan, en iğrenç, en bencil, en vahşi, en acımasız, en aciz, en nankör, en zavallı olan canlı türü.
bak ben her şeyi anlamaya çalışıyorum, lakin (kendim de dahil) insan dediğimiz varlığı anlayamıyorum.
mesela sırf rimeli aktığı için üzülen insanları anlayamıyorum. o, rimeli aktığı, çorabı kaçtığı, ruju taştığı için kederden boğulurken, dünyanın herhangi bir yerinde aynı dakikalarda yüzlerce türdeşi tecavüze uğruyor (kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin hem de).
sırf tuttuğu takım yenildi diye birilerinin gözlerini kin bürüyor, cinayet dahi işliyor. insan, alt tarafı bir futbol maçı yüzünden türdeşini katlederken, hatta hakem gol vermedi diye küfürler edip gözyaşları dökerken, binlerce canlı yaşam mücadelesi veriyor bir başka yerde.
amip kadar yaratıcılığı olan dedim ya, sahiden de amip kadar yaratıcılığa sahip olan insan, bir başka insanın kusurları ile dalga geçebilme cüretini kendinde bulabiliyor. ve bunu yaparken o kusurların sebebini hiç düşünmüyor. dahası, küçümsediği insanın içinde nasıl yaralar açtığına dair fikir bile yürütemiyor.
anne ve babasının belki 5 dakikalık zevki yüzünden, belki de bi plastik parçasının gazabından yararlanarak dünyaya geldiğini düşünmeyen, "en son ne zaman nefes alabildiğin için minnettar oldun?" diye sorulduğunda verecek cevabı olmayan insan, başka bir canlının yaşam hakkını çeşitli şekillerle gasp etme yetkisini de kendinde pek ala bulabiliyor. ne kadar zavallıca...
peki ya sen, "sevgili" türdeşim;
en son ne zaman "bugün de doydum." diyerek bunu mümkün kıldığına inandığın ne varsa ona teşekkür ettin?
ne zaman başını sokacak bir evin olduğu için minnettar oldun?
bugün binlerce aç ve evsiz canlı varken, senin tek derdinin "o kızı yatağa atmak" olması ya da "o adamın sana çiçek almayışı" ne kadar da basit bir fark etsen...
peki en son ne zaman "bugün de yaşıyorum" diyerek aynada kendine bir tebessüm ettin?
ne zaman göz göze geldiğin insanlara gülümseyip "merhaba" dedin?
demezsin değil mi? yapmazsın. yapamazsın. çünkü bütün bunlar önce sana yapılmalı, ilk adımı atan sen olmamalısın. çünkü insan(!)sın.
sevdiklerine "seni seviyorum" dediğin en son tarih ne zamandı peki anımsıyor musun? sevgilin değil kastettiğim, ailen, arkadaşların, vs... uzun zaman oldu, hatta belki de hiç söylemedin öyle mi? neden? çünkü onlar hep yanındalar. onlar hiç gitmeyecekler senden, hiç geç kalmayacaksın sevdiğini söylemek için değil mi? aferin. söyleme. düşünebilen en yüce yaratıksın ya, bir bildiğin vardır elbet bu konuda da.
vaktin olursa ömründe bir kez olsun çocuk esirgeme kurumuna git, bir aileye sahip olabildiğin için minnettar ol.
bir kez olsun bir barınağa git, türdeşlerinin yaptığı o iğrenç işkencelere maruz kalmadığın için binlerce kez teşekkür et.
bir kere de huzurevine git. yaşlandığında, sevdiklerini kaybedip yapayalnız kaldığında ne halde olacağını gör, ders çıkar kendine. geç kalma sevdiklerine, pişmanlık yaşama.
ya da boşver ya...
sen başkalarının kusurları ile alay ederek egonu şişirmeye devam et. yanından geçenleri görme, yardıma ihtiyacı olanları duyma.
yediğini, içtiğini, kimlerle nasıl seviştiğini, nasıl deli paralar harcadığını paylaş her yerde. hayat paylaşınca güzel çünkü.
sevmek de en kolay zaten.
hı hıı...
çok tuhaf gerçekten, sokakta yürüyorsun ve yanından geçen herkes bir dertten muzdarip. Kimi yok gibi yaşıyor kimi varlığına boğuluyor bunun. Herkesin yaralı bir yanı var, ama kimsenin yokmuş gibi davranıyor.
duyguların ve durtulerin * seni yönetiyorsa, artık özgür degilsindir. ve özgür olmamak, dolaylı yoldan diger insanların özgülügüne de tecavüz etmektir.
25 yıllık hayatım boyunca nasıl bir varlık olduğunu çözemediğim, sözde dünya üzerinde bulunan en akıllı varlık. ne isterler, neyden hoşlanırlar anlaması o kadar zor ki.... hayır yani başka işim gücüm kalmadı artık bu varlığı çözmeye çalışıyorum yani. kendimi derslerime o kadar verseydim, şimdiye okul birincisi olmuştum...
eğer istisnai bir zayıflık göstermiyorsa her türlü acı ve zorluğun üstesinden gelebilen, acziyetini iki daşın arasında unutabilen, beylik verildiğinde ilk babasını kesen aşağılık bir türdür.
Aslında var olan diğer canlılardan hiçbir farkı olmayan; sahip olduğu beynini, evrimsel süreç boyunca kazandığı gözlemsel bilgi ile çok iyi kullanan ve bunun sonucunda " kendisini yaratan bir varlık" fikri oluşturarak diğer canlılardan daha önemli ve de üstün olduğunu günümüze kadar benimsemiş ve de benimsemeye devam edecek, sıradan bir canlıdır.
Çoğu insana göre cins cins, diğer çoğu insana göre ise sadece ikiye ayrılan türü mevcuttur.
ilkinde belirttiğim kişinin herhangi bir nedenden dolayı, diğer kişinin sahip olduklarından ötürü o kişiyi sevme, o kişiye bağlanma olayı ile gerçekleşir. Bu adama göre bu özelliklere sahip insan iyidir. Ancak bu özellikler kişinin doğuştan sahip olduğu şeyler ise (din,dil,ırk...) bu kişiyi seven insan boş insandır.
ikinci durumda belirttiğim insan tanesi ise, kişiyi ikiye ayırır: (ortadan *)
1-iyi insan.
2- kötü insan.
Evet bu kadar basit bir genelleme yapar. Basit ve doğru bir karar verme biçimidir.
Ancak bunu yapmak için, ön yargılardan Arınmış, Hümanist bir kişiliğe ihtiyaç vardır. Bu insanlar, kişinin ne olduğuna, kim olduğuna, neci olduğuna, ne olacağına bakmazlar. Kişiliği iyiyse ve ona sempati duyabiliyorsa, o kişiyle empati kurarak konuşabiliyorsa o kişi, diğerine göre iyi insandır. Bunları yapamıyorsa kötüdür.
insan, acizdir. Ve bencildir de. Anne bile çocuğunu severken çocuğunu kullanır. Çünkü bebek annesini sevmiyordur. Memesini seviyordur. Ancak anne zorla onu kendine benimsetir, çünkü bebeğin sevgisine annenin de hormonal olarak ihtiyacı vardır. Öyle değil mi?
Ya da bebekler. Onlar dıştan gelen etkilere karşı neden ağlasın ki? Acıktığında, altını ıslattığında, Gazı olduğunda neden ağlasın? Nedeni basittir. Bebek ağlar, anne susturmak için ağzına meme verir. Bebek ağlar, anne altını değiştirir. Bebek ağlar, anne sırtına küçük vuruşlar yaparak bebeği tatmin eder. Dolayısıyla bebek, ağladığında ihtiyaçlarının karşıladığını öğrenir. Böylelikle hayatta kalmayı da, öğrenmeyi de öğrenir insan.
besin piramidinin en tepesindeki istilacı yayılmacı hayvan türüdür. doğal karnivoru olmadığı için popülasyonu kontrolsüz büyümektedir, ayrıca diğer hayvanların aksine, elini attığı her şeyi kurutup içine sıçması gibi bir huyu vardır.