ingilizce

entry795 galeri33
    793.
  1. türkçeyi nasıl ki o dile hakim insanlarla iç içe olarak öğrendiysem, aynı şekilde öğrendiğim bir başka dil ve artık döktürebildiğim beşinci dildir.

    ama her dili öğrenmenin kendine has bir meşakkati yahut kolaylığı varmış.

    mesela türkçeyi öğrenirken anama bolca küfür yemişim, farkında bile olmadan. nasılsa anlamıyordum ya; bana “orospu çocuğu” diyorlar, ben de gülüp geçiyorum. bir gün artık sıkça duyduğum için merak edip anneme “orospu çocuğu ne demek anne?” diye sordum. “kimden duydun bunu sen?” çıkışındaki o ani koruyucu saldırganlıktan da anladım ki herhalde pek hayırlı bir şey sormamışım.

    sonrasında kelimenin anlamını öğrendim. giriştiğim kavgaları da ayrıca anlatmayalım.

    da asıl mesele ingilizceyi öğrenirken yaşadığım tecrübeydi. öğrenirken en rahat hissettiğim ve en çok eğlendiğim dil oldu. zira native'ı olan insanlarla konuşurken hiçbir zaman aşağılanmadım, yanlış söylediğim bir şey üzerinden dalga geçilmedi. aksine, çoğu zaman beni konuşmanın içerisinde usulca düzelterek öğretmeye devam ettiler.

    mesela “how your was day, darling?” diyorsam, “how was my day? it was great, thank you for asking. how about you, baby?” diye cevap veriyorlardı. ne demek istediğimi anlayıp doğrusunu da cümlelerinin içerisinde bana gösteriyorlardı.

    yani öğrenme sürecim içerisinde hep hatalıydım ama aptal yerine konmadım.

    sanırım bu yüzden ingilizce, öğrenirken kendimi en rahat hissettiğim dil oldu. insan yeni bir şey öğrenirken küçümsenmeyeceğini bildiğinde, öğrenmenin kendisi de fazlasıyla keyifli hale geliyor.

    umarım ne demek istediğimi ifade edebilmişimdir.

    tşkrler.
    1 ...
  2. 794.
  3. öğrenmesi kolay falan değildir.
    0 ...
  4. 795.
© 2026 uludağ sözlük