bir türk için öğrenilmesi en zor dillerin başında gelir. tam bir milyon kelimesi olan bir dil olmasının yanında sondan başa doğru okunması ve cümle yapısındaki farklılıklar öğrenmeyi zor kılan etkenlerdendir. ayrıca aksan farklılıkları da iletişimde anlaşmayı epey zorlar. ama her ne hikmetse türkiye'nin tamamı "orta derecede" ingilizce bilmektedir.
yıllardır uğraşmama rağmen öğrenemediğim dildir. diyeceksiniz ki çok mu aptalsın? hayır elbette değil ama olmuyor arkadaş, benim beyin yapıma uymuyor bu a.q dili.
nice salak arkadaşlarım var adamların genel kültür desen yerlerde sürünüyor, sayısal zeka dersen yok, pratik zekayı hiç duymamış ama gel gelelim adam çatur çutur ingilizce konuşuyor, kitaplardan baka baka 2 ayda anlaşabileceği şekilde fransızca konuşmaya başladı...
dil bilgisi kuralları bakımından latin dillerine benzemediğinden, dünyada öğrenilmesi en basit ve en kolay olan dil olma özelliğine sahip bir Anglo-Saxon dili.
ilkokul 4. sınıfta başlayıp üniversite 1. sınıfa kadar gösterilen ders. hem de 9. sınıfta haftada 10 saat. buna rağmen derdimi bile zar zor anlatıyorum. hata bende mi yoksa dersin veriliş şeklinde mi anlamadım. bana göre ingilizceyi adam gibi bilmek istiyosan yurt dışına gidicen aga. paran yoksa ya erasmus ile git yada work&travel ile git ama git.
Adamın biri bir gün ingiltere'ye gezmeğe gitmek istemiş. Tabi ingilizce bilmediğinden arkadaşına sormuş:
-Yav ben ingiltere'ye gidince onlarla nasıl anlaşacağım? demiş.
Arkadaşıda: -Bak konuştuğun her cümlenin sonuna 'ing' koy , onlar senin ne demek istediğini anlarlar demiş.
Ve adam ingiltere'ye gitmiş ve solugu bir cafede almış. Arkadaşının taktiğini uygulamaya başlamış ve garsonu çağırmış:
-Sen bana bir çay getirebiling? demiş ve garson şaşkın şaşkın çay getirmeye gitmiş. Garson çayı hemen getirmiş.
Adam demişki: -Bak , ben ne güzel ingilizce konuşuyoring değiling? demiş.
Garson lafı yapıştırmış: -Ben Türk olmaying , bok içerdin çaying.
eminönü meydanında güvercinlerin yanında dikilen kadına yanaşıp hello, what is your economic stiuation sorusunu duymamla gerekliliğini bir kez daha farkettiğim lisan.
Ingilizce öğretmenligi mezunu olanların bile iki kelimeyi biraraya getirip konuşamadikları dil. Tabiki hepsini kastetmiyorum ama böyle olanların olması çok acı.
pidgin english seviyesinin bile ülkemizde yerleşemediği dildir. uluslararası hukuk, ticaret, havacılık ve bilim dili olması nedeniyle öğrenilmesi elzem bir dildir.
ingilizce tu kaka diyenlerin kültürel alğı seviyesi düşüktür. her dilin kendine has tarihi etkileşimden gelen nev-i şahsına münhasır özellikleri vardır. bu özellikleri dikkate almadan hangi dil olursa olsun kaka dil muamelesi yapmak ahmaklıktan öte değildir.
diller sadece iletişim araçları değildir, aynı zamanda tarihtirler. mesela türkçe içerisinde yüklü miktarda arapça, farsça, yunanca, itaylanca, fransızca ve ingilizce kelimeler vardır. böyle olmasının sebebi tarihi süreçten süzülerek gelen ve yaşayan bir olmasıdır.
diller konusunda yorum sığlığına düşmeden her dili kendi coğrafi ve tarihi çerçevesinde anlamak akıllıca olur.
öfkemi kusucam sözlük. bu .mına kodumun dili yaktı beni yaktı. ilkokulda görmedim neyse dedik orta okulda görmedim neyse lisede dedik artık. çaat fransızca eğitim veren lise kazandık neyse dedik üniversite de artık kazandım hazırlığa başladım her şey güzel ortam, kızlar, dersler, hocalar en dandik kurdum* tabi alfaben başladık aa ne kadar kolaymış lan falan derken günler birbirini kovaladı proficiency geldi çattı. hayallerim vardı okula başlamadan hazırlığı geçip güya arkadaşlarla tatile gidicektik hayatımızda ilk defa özgürce. haziran da girdik sınava 1.aşamayı bile geçemeden kaldım neyse dedik temmuzda bir daha var bu arada herkes temmuzda geçersin sıkma canını seni bilmez miyiz koskoca mühendis olucan sen aslansın sen kaplansın diye veriyo gazı. temmuz sınavı geldi çattı o da nesi 2.aşamaya girmeye hak kazanmıştım tabi bu geçme notu 60 olan sınavdan 47 ile kaldığım gerçeğini değiştirmedi. neyse efendim eylülde bir daha giricem ki okulumun uzamaması için son şansım büyük konuşan bir insan değilim ama artık konuşucam .mına koyayım eylül de de geçemezsem intihar edicem. öğrenilemediğinde işte insanın bütün yazını elinden alan, psikolojisini, tüm planlarını alt üst eden, güzel ülkemde belli bir seviyede de olsa öğrenmenin mecbur kılındığı oldukça sikimsonik olan dile ingilizce diyoruz sözlük.
Artık adım soyadım olacak dil. Uluslararası ilişkiler okuyacak bir öğrenciyim ne de olsa. Hatta inkılap hariç tüm dersler ingilizceymiş. (bkz: boku yemek)
ismek kurslarında öğrenilmemesi geren hede. hocaların 2. kuru dersleri ingilizce anlatması sizi dumurlara sokabilir. kendinizi ingilterede ilkokul sınıfı öğrencisi gibi hissedersiniz bir anda.
dünyanın en kolay dili diyorlar ama avrupa kavimleri için böyle olsa gerek. yoksa biz türkler için hiç de kolay bir dil değil. bir kere ingilizce düşünmek diye birşey var. ingiliz miyim ben onlar gibi düşünücem amk.
mesela rusça'ya bakalım. rusça öyle mi? rusça daha kolay ingilizceden. cümle yapısı aynı, kurallar neredeyse aynı.
velhasıl kelam bir türk için çok da kolay bir dil değildir ingilizce. öğrendik mi öğrendik orası ayrı da hala zor.