şukela butonundan entrylere göz atıyordum. bu (#5309205) entry geldi. uzun uzun güldürdü beni. tam buna çok benzer bir anımı yazacaktım ki lan adam belki görür de benden kopya çekmişsin der, dedim. yazar hakkında bilgiye tıkladım, 2 yıl önce girmiş son entryi. sonra gözüme "altıncı nesil yazar. aramızda." yazısı takıldı. hiç tanımıyorum doğrudur ama bir dakika önce güldürüp acaba o kızla sonra ne oldu diye düşündürürken bir dakika sonrasında hayatta olmadığını öğrenmek gerçekten garip hissettiriyor.
bir dakika öncesinde gülerken bir dakika sonrasına ağlıyor insan. bir saniye öncesinde nefesini alıp bir saniye sonrasında son kez bırakıyor boşluğa. hayat hep bir 'an'dan ibaret kalıyor.
zaman bu kadar umursamaz ve hızlı geçebilir mi? ama geçiyor işte ve her şey birbirini tekrar ediyor. ölümünün ardından 2 yıl geçmiş tam ve bize yeniden ölümü hatırlatmış. ille de cennet olsun mekanı.
sözlüğü açtığımda şükela entry'siyle karşılaştığım, entry'yi okuyup güldükten sonra kimmiş bu diye nickine baktığımda tüylerimin diken diken olduğu toprağı bol olsun yazarı. 2 yıl olmuş kaybedeli. rahmet içinde yatsın.
yıllardan iki yıl önce. kaybettik. şeker hastasıydı. çok neşeli, vurdum duymaz, kafasına göre eserdi. son sözlük'te tanıştık onunla. onun için son oldu, maalesef. şimdi onun gibi o sözlükte yok artık.
selda bu dünya üzerinde en şeker hastalıktı. insülini ayırmazdı yanından. birkaç kere bizim de yaptığımız olmuştu. ama hiç gözümüzde büyütmemiştik bu hastalığı. o hep gülerek anlatırdı. gülüşü, muhabbeti, ortamı kahkahaya boğması, ne düşünürseniz düşünün bu kızda vardı hepsi. küçücük ağzı ile makarna dolanmış kocaman çatalı nasıl da löpür löpür süpürürdü, o rakı kadehleri yok mu hele. bir gece hayatın tam dibine vurmuşken ve kafalar güzelken eve dönüş yolculuğunda bu akşam ölürüm şarkısı çaldı radyoda. arabada bulunan herkes bağıra bağıra eşlik ediyordu. heaven ise bambaşka. o gün araçta olupta o şarkı ile coşan heaven'ın keyfini görmeliydiniz. ah be zalim kader. kelime oyunlarını çok yapardı. bir de kendine sataşanlara karşı hiç boş durmazdı. kızların delikanlısıydı yani. son oyununu dünyaya yaptı. bir entrysi vardı çok iyi hatırlıyorum, uçurumun kenarından gök yüzüne doğru uçarım diyordu. dediğini yaptı, uçtu. şimdi ne yazsam diye düşünürken öyle çok anı var ki, ah be selda. ah be. neden gittin?
gelemedim mezarına özür dilerim, hala geleceğim. geleceğim arkadaşım.
yokluğu zaman zaman insanın nefesini kesen can dostum. hayatta acı tatlı olan her şeyi onsuz yaşamak, güleç yüzünü, kahkahasını, sohbetini 3 senedir hissedememek çok ağır geliyor insana **
şaka gibi sözlük değil hayat o kadar garip ve kısa ki olanlara anlam veremiyorsun. sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi harcıyoruz zamanı.
aslında en güzelini yapıryoruz. ya bir gün ölürsek? istediklerimizi yapmadan ölmek kötü, insanları kırarak ölmekde kötü...
siz siz olun bazı zamanlar orta yolu bulun ama belli konularda.. sakın ha alışkanlık edinip orta yolcu olmayın....
Herhalde sözlüğün en sevmediğim tarafı bu durum işte.
Şükelalarda bir yazıya rastlarsın gülmekten mimiklerin acır.
Güzel fikirleri okursun akılda kalır.
Hayata dair notlara göz gezdirirsin.
Sonra bi bakarsın o yazar artık yok.
Vefat etmiş.
Buz kesilirsin.
Her ne kadar tanımasanda üzülürsün.
Allah rahmet eylesin.
sol frame de öldüğün görünce hüzünlendim biraz. sonra entrylerine bakayım dedim, daha bir hüzün kapladı içimi. güzel insanmış, nereye gidiyorsun ki? daha sonra otherside87 nin yazdığı entry ile #25311216 beni çok fena üzmüş yazar. gitmeseydin, hala yazsaymışsın keşke. umarım bulunduğun yerde mutlusundur.
hiç tanımadığımız , başka diyarlarda başka insanlarla hayatını paylaşmış ve her canlı gibi gelmiş , konmuş ve uçmuş bir yazar. yazılarını okuyunca ve akabinde artık bu dünyada olmadığını anımsayınca tuhaf hissettim.