kozmoz dahilindeki yaşamı çok ciddiye almak ve önemsemekle alakalı bir durumdur özünde. evet modernizmin bir çıkarımı olan materyalizmin ve humanistik anlayışın birer sonucu olan ölmüden sonraki hiçliğin duygusal neticesidir demek bu durumu özetler aslında, çokta uzatmaya gerek yok. ölü arkasından ağlamak, kahretmek gereksiz davranışlardır yani.
ille de heaven arkadaşımız ölmüştür, allah rahmet eylesin evet ama bu dünyadaki bizi ilgilendiren veya insanlığı ilgilendiren bir üretiminden habersizce bu derece rahmetliden bahsetmek ve alakasızca romantikleşmek ne alaka çözemedim. herkes ölüyor ve ölecek önemli olan ölünün geride hatırlanacak işlevsel bir fikriyatının olup olmamasıdır. evet uludağ sözlük yazarı biliyorum ama anlamsız... rahmet dileğin geçin. yazdıklarıyla (inceledim) fanilere pek şey katıcağını düşünmüyorum zaten ama o entry'ler de burda merak etmeyin. esas dikkate alınması gerekene işaret ederken en yakın örnek diye rahmetliyi örnekledim ve ölüye saygısızlık diye çemkirecekleri şimdiden esefle kınıyorum.
bir ölüme üzülmek için tanımak gerekmez, birinin ölümüne üzülmek için neden gerekmez. hiç tanışmadım, tanımak istermiydim bilmiyorum. belki de tanısam hiç sevmezdim, sevmesem bile bu habere üzülürdüm.
gençmiş daha anladığım kadarıyla,nedense gençler ölünce daha çok üzülürüz, o hayata doyamadan öldüğü için mi? yoksa biz o na doyamadan öldüğü için mi? onun için üzülürüz. bencilce aslında ölüme üzülmek ama elinden başka bi şey gelmeyince insanın tek çaresi kalıyor. üzülmek.
cennette sevdikleriyle birlikte olmasını dilerim. artık cennette tanışırız.
yine bir vadinin üstünden güneş battı, yine pırıltılı bir yaz gecesinde yıldız kaydı, yine kuru ateş ciğerlere doldu.
çekildi dalgalar limandan, sanki yutkundu deniz dibine düşen taşı, sonra daha da hırçınlaştı ama yapacak bir şey yoktu, çekildi tetik ansızın ve dinledi rıhtım sessizce kurşunun göğü yırtışını derinden...