ne teröre ne cemaatçi kadrolara karşı gelebildi. genelkurmay başkanıdır. beceriksizdir. bir işe yaramamıştır. sadece sıfatı uzun ,başka bir numarası yoktur.
dünyada çad, namibya, nyanmar, filipinler vb. ülkelerde ve bölgelerde görülen, halkımın istediği eğitimdir, aştır, iştir. yatırım yapmalı, ekonomi şöyle olmalı böyle olmalı gibi beyanatlar verdiği görülen, bu ve benzeri ülkelerle yurdumu aynı askeri idareye benzettiği için üzgünüm. o ülkelerde de asker karar veriyor, bizde de ilker başbuğ siyasi geziler yapıyor. ne güzel.
birileri slogan atsa ya, türkiye namibia olmayacak! diye.
kendini estonya ya da italya genelkurmay başkanı sandığına inandığım yine de kendisinden umutlu olduğum genelkurmay başkanı. unutmaması gerekir ki demokrasi, ne şeriat ne darbe sloganları ahmakça ve hayalperest çözümcülerin ürünleridir. bunların gazına gelip "modern ve çağdaş bir ülkenin gnl.kur başkanıyım" ben diyorsa yazık eder başında olduğu orduya. unutmamalıdır ki türk milletinin ordu anlayışı diğer milletlerinki ile çok farklıdır. siyaset ve ekonomi gibi iki politika aracından ziyade silahlı kuvvetleri ile hedeflerine ulaşmış bir milletin genel kurmay başkanı bunu bilmelidir. kara kuvvetleri komutanlığı brövesinde M.Ö. 209 yazıyorsa bunu kavramalıdır. protokol olarak olmasa da manevi anlamda genelkurmay başkanı türk milletinin en çok güvendiği, ona en çok güven veren kişidir. bunun farkına varıp, ulus devlet modelinin zayıflatılmaya çalıştığı bugünlerde daha kesin ve net tepkiler koyup, daha net adımlar atmalıdır. türk milletinin gerçek vatanseverleri yapacağı her harekette türk silahlı kuvvetlerinin arkasındadır. şeker sineklerinin vızırtısını dikkate alacak bir kurum değildir silahlı kuvvetler!
muhtıra vermedi, darbe yapmadı ya artık demokrasi düşmanı ilan edilir. ufuk uras, baskın oran, ahmet insel cidden yazıklar olsun size. başbuğ'un değerini anlamıyorsunuz.
şu an hiç bir şekilde yerinde olmak istemediğim genelkurmay başkanımız. hatta yerinde olsaydım bu günkü hiç bir gazeteyi okumazdım. özellikle kendisinin en güvendiği gazeteler olan goğan grubu gazetelerini evime bile sokmazdım.
gün itibariyle son derece karizması çizilmiş yıpratılmış bir insan. en güvendiği gazeteler, gazeteciler bu gün en azından istifasını istiyor.
kendisi söz konusu belge için kağıt parçası derken biliyor muydu diye soranlar mı dersin, gereğini neden yapmadı diyenler mi dersin?
bir yazar bu gün istifasını istemiş hatta istifası bile yeterli olmazmış ilker başbuğ'un.
bir insan burnunun dibindeki karargahta düzenlenen darbe tertiplerini nasıl görmaz gibi eleştiriler.
yığınla eleştiri...
hayır bu eleştiriler yandaş, liboş gazetelerde değil ilker başbuğ paşa'nın en güvendiği doğan grubu medyasında gördüğüm eleştiriler. hürriyet, milliyet, vatan gibi gazetelerde.
zor durumda filan olmayan, sadece vatandaşla hainin, itle insanın karmakarışık yaşadığı bir ülkede genelkurmay başkanıdır. o kadar... ama kimse merak etmesin, alakasız konulardan da kendilerine zafer naraları hissesi çıkarmasın. gereken yapılır herkesin anladığı dilden hem de. mınakodumun böcekleri.
ülke adeta nefes alamaz hale gelmişken ve dağdan getirilen sürü adeta kahramanlar gibi karşılanmışken bile çıkıp ses veremeyen, sadece "kınıyoruz" gibi abuk bir açıklama yapan devletin dört numarası. kim bilir belki tam da esip gürleyecekken birileri kulağına "darbe, dursun çiçek, kağıt parçası" falan diye fısıldamıştır. ulu önder atatürk'ün ordusunu bu yetersizlerin yönetmesi ne acı. bir komutan düşünün ki sözde savunduğu ama özde kendisine rüyasında göremeyeceği imtiyazları yaşatan bir devletin adeta anası ağlatılıyor, hazretten çıt yok. hadi ötekini bir audi ve fenerbahçe kombinesi ile susturdular; sen neden susuyorsun paşa?
hilmi özkök'ten daha iyi bir genelkurmay başkanı olduğu gerçeği bir kenara, terör konusunda gösterdiği ve sarfettiği etkili cümlelerini bir türlü icraata dökememesi bende hayal kırıklığı yaratmıştır. evet iyi bir genelkurmay başkanı ama türk milleti, bir genelkurmay başkanından; diplomasi ya da cafcaflı ve vurucu cümlelerden çok icraat bekler teröristlerin kökünün kazınmasını ister çünkü askerlik demek savaş demektir, cafcaflı beyanlar vermek değildir.
erman toroğlu'na kulak verelim: ''askerlik ölme ve öldürme sanatıdır!''
edit: ama elbet onun başkanlığı döneminde bizde bu pkk denen orospu çocuklarına darbeyi fena indireceğiz, böyle bir umudum da var bunlara rağmen.
genel kurmay başkanı imzasıyla hazırladığı 10 kasım mesajı şu şekildedir. eline sağlık diyoruz.
--spoiler--
türk silahlı kuvvetlerinin değerli mensupları,
türk ordularının ebedi başkomutanı, cumhuriyetimizin kurucusu ve dünyanın gıpta ettiği eşsiz devlet adamı mustafa kemal atatürkü, maddi varlığının aramızdan ayrılışının 71inci yıl dönümünde bir kez daha özlem, saygı ve rahmetle anıyoruz.
engin düşünceleriyle bağımsızlığın, ulusal birliğin, bölünmez bütünlüğün, mutlu bir vatandaşlık ülküsünün ve barış içinde bir dünya düzeninin bayraklaşan ismi olan ulu önderimizin izinde olmayı büyük bir onur ve gurur vesilesi sayıyoruz. hedef olarak gösterdiği yolda, zamanın ve katılaşmış düşüncelerin kalıplarına takılmadan ilerleyebilmek için bilim ve akıl esasları üzerine kurduğu düşünce sisteminden güç ve ilham alıyoruz. bu nedenle, ulusal birlik içinde, mutlu ve güvenli bir şekilde ulusumuzu geleceğin uygar dünyasına taşıyan büyük önderimizi kalplerimizde bir hatıra gibi değil, düşüncelerimize yön veren canlı bir gerçek olarak yaşatıyoruz.
bir 10 kasım günü maddi varlığıyla aramızdan ayrılan atatürkün, düşünceleri ve bu düşüncelerinin hayat bulduğu ilke ve devrimleriyle dünya durdukça yüce ulusumuzun rehberi olmaya devam edeceğine yürekten inanıyoruz.
ebedi başkomutanımız atatürk,
insanlığa ışık ve hayat kaynağı olmaya devam eden düşüncelerinle aydınlattığın yolda kararlılıkla ilerlemeyi şeref sayan ve atatürkçü düşünce sisteminin özünde bulunan dinamizmin etkisiyle çağın gereklerine göre kendini sürekli yenileyen türk silahlı kuvvetleri, her zaman olduğu gibi yüce ulusunun hizmetindedir. ulusumuzun güvenine layık bir şekilde ve güçlü ordunun güçlü türkiye demek olduğu bilinciyle çalışmalarımıza devam edeceğimize manevi huzurunda bir kez daha söz veriyoruz.
başında bulunduğu kurumda dönen dolaplardan ya haberi yok yada salak numarası yapan genelkurmaybaşkanı. bir belge iddaası çıkar bu zatın kurumundan. şemdinli baskını, aktütün baskını, sahte sağlık raporlu genaraller ve akp bitirme planı belgelerinden herhangi biri. o an kameraların karşısına çıkar bağırır çağırır bu işin doğrusunu gün yüzüne çıkarıcam ve bize bu iftiraları atanlardan hesap sorucam nidalarını atar. bir kaç hafta sonra belgeler gerçek çıkar sus pus olur oturur yerine. gerçi bundan öncek genelkurmay başkanıda (bkz: tanırım iyi çoçuktur) derdi. beterin beteri mi var yoksa bu kurumun başına bu tipler mi geçiyor cözemedm gitti.
ne yapmaya çalıştığını anlayamadığım asker. trabzon'da savaş gemisinde basın toplantısı yapınca sorunlar çözüldü mü şimdi! giderek değerini yitiriyor, zaten ağustosta görev süresi dolacak, belki de ondan böyle yapıyor.
bugünkü suikast komedisinden sonra ne kadar haklı olduğunu anladığımız genelkurmay başkanımız.
star, vakit, taraf ve zaman gibi abd merkezli fetoş gazeteler hala kin ve nefret içinde tsk'ya hucüm etmektedirler.
(bkz: yavaş atın çiftesi pek olur)
söylediği söze etki katmak için yanına kuvvet komutanlarını almak zorunda kalan general. ilk önce arkasına tüm generalleri alıp artistik patinaj yaptı. [kağıt parçası] daha sonra savaş gemisine çıktı. sanırım bir sonraki açıklamasını f16 dan atılan füzenin üstünde verecek.
--spoiler--
Doğu ve Güneydoğu'daki karakolların "ödeneksizlik' gerekçesi ile yenilenemediği ileri sürülürken, istanbul'da Paşalar için 200 metrekarelik lüks konutlar inşaa ediliyor.
Vakit'in elde ettiği bilgilere göre; Org. ilker Başbuğ'un talimatı ile Fenerbahçe Orduevi içinde 10 adet lüks konut yapılıyor. Söz konusu konutların maliyeti ise 32 trilyon 750 milyar lira...
--spoiler--
vakit'i sevmem ama ordu'nun aptal halkımın gözünün içine baka baka onları kandırması, vatan millet edebiyatı yapması beni deli ediyor uleen!
son günlerde hakkında çıkan haberler karşısında yeter artık vurmayın adam öldü demek istediğim türkiye cumhuriyeti genelkurmay başkanı.
az bir şey savunacak bir şey bulsam savunacağım kendisini. trabzon'da açıklamalar yapmış. hukuk devletine bağlıyız demiş kendileri. gerçekten de hukuk devletine ne kadar bağlı olduklarını aynı konuşmada belli etmiş.
adli makamlar için diyor ki; askerlerle iligli bir şey söz konusu olduğunda adli makamlar gelsin bizden bilgi alsın. bunu hukuk devletine bağlı bir genelkurmay başkanı söylüyor.
aynı mantıkla herkes adli makamlara böyle diyebilir. mesela bana bir dava açılacaksa ihl sözlük yönetimi; adli makamlar gelsin bizden bilgi alsın diyebilir. amma güzel olur ha. * kurumlar arası çatışma da çıkmamış olur.
ah ah eskiden ilker paşa'nın koltuğuna oturmak için bütün askerler can atarlardı. planlar yapılırdı genelkurmay başkanlığını kapmak için. rakip görülen generalleri etkisizleştirmek için bazı gazetelere bazı enteresan haberler servis edilirdi.
ama artık dünya da değişti, türkiye de değişti. artık genelkurmay başkanlığı 90 bin tane askeri göz göre göre ölüme yollayıp, tek kurşun atmadan ölümüne sebep olup da hiç kimseye hesap vermediği bir kurum olmaktan çıktı. türkiye de bunların hesabını sormayan/soramayan bir ülke olmaktan çıktı.
bu yüzden artık ilker başbuğ'un; şu görev bir an önce bitse de kurtulsam diye iç geçirdiğini düşünüyorum. çok zorlu günler geçiriyor kendisi. ne dese annda cevap alıyor. elini kaldırsa birileri önce elini indir diyor. lav silahına boru parçası deyip işin içinden sıyrılmaya çalışsa, ertesi gün işin doğrusu gazetelerde çıkıyor. irtica ile mücadele eylem planı bir kağıt parçasından ibaret deyip olayı unutturmaya çalışıyor sonra o belgenin de gerçeği çıkıyor, ergenekondan yargılananları hapiste ziyarete adam gönderiyor adamın şeceresi gazetelerde çıkıyor..
ve bu adam koskoca bir ordunun başkanı.
ama suçu onda görmüyorum ben açıkası. suç onun başına geçtiği kurumu o hale getirenlerde. o ne yapsın ki? o nas'olsa genelkurmay başkanından kimse hesap soramıyor diye alıştırılmıştı. çünkü böyleydi bu zamana kadar. genelkurmay başkanı başbakan da azarlardı, cumhurbaşkanına da posta koyardı eskide ve kimse de kendisine bu iş senin üzerine vazife değil demezdi. o da böyle bir kurumun başına geldiğini düşünüyordu..
bu düzen değişti ve kabak da ilker başbuğ'un başına patladı. bundan 10 sene evvel genelkurmay başkanı olmak neydi be.. kendisi de bunu isterdi hiç şüphesiz. ama malesef o günler artık geçti inşallah.