(bkz: emret komutanım)
dün itibariye 2.5 saat süren basın toplanatısında(!) ki bu toplantılara ne kadar genel yayın yönetmeni,haber müdürünün katılması zorunlu değil mecburidir! iç siyaset- ergenekon- avrupa biriliği- dış siyaset gibi bütün siyasi meselelere değinmiş; keşke 9 şehidin verildiği gün golfçü paşalarıyla sırça köşklerde parti lideri gibi her konuda fikir beyan edeceğine diyarbakır lice de olsaydı denilen genelkurmay başkanı.
canlı yayında kendisine ve türk silahlı kuvvetlerine haksız ve kasıtlı olarak karalama ve yıpratma kampanyası başlatanlara, gayet hukuksal ve demokratik bir anlayışla cevaplarını tokat gibi tek tek vermiş genelkurmay başkanıdır.
irtica planına "kağıt parçası" diyerek gerçek olmadığını en açık şekilde ifade etmiştir. diğer taraftan ergenekon savcıları 30 haziran'da dursun çiçek ve 8 komutanı sorgulamak için çağırmışlar, eğer başbuğumuz bu askerleri ifade vermek üzere ergenekon savcılarına teslim ederse elinden öper, "helal olsun" derim; ama göndermezse külahları değişiriz.
sert ifade ve uslubunun birazda aksiyona gecmesi gerekir.
diger yandan ulkemizi demokrasinin asker yonetimi altinda ezildigini savunanlara, senin demokrasin bu askeriyenin yetistirdigi gibi adam yetistiremiyor dedirten lider kisiliktir.
kendisinde peygamber sabrı olduğunu düşündüğüm adamdır. zira bir tane daha "sözde irticayla mücadele ve eylem planı" gibi bir kağıt parçası çıkarsa karşısına bu ülkede kesinlikle bu akplilere hitlerin yahudilere yaptığı soykırımın on katını yapacak olan adamdır. tamam kesinlikle efendidir ama mal değildir. böyle hakaretlere bi noktaya kadar sabreder.
bu şahsiyet, global ısınma sonucu kuzey kutbunda yaşam alanlarını yitirmekte olan kutup ayılarının kaderini paylaşıyor.
çünkü, sivil iktidarları 80 yıl boyunca laiklik ve cumhuriyeti koruma maskesi arkasında emir eri zannedip, terör uygulayan darbeci gelenek, artık tıpkı kuzey kutbunun buzulları gibi eriyor.
suçluların telaşı ile, kapı gibi belgeye, "kağıt parçası" yakıştırması ile adeta çırpınıyor.
kutup ayısına acırım, buna acımam. çünkü türkiye'nin, dışarda kafasına kedi gibi çuval giyip, içerde arslan kesilen maaşlı 'kahramanlarla' ihtiyacı yok.
ilker başbuğ tsk'nın 30 yıldır beceremediği görevini yapsın, askerlerimizin canını , milletin güvenliğini korusun.
demokrasilerde hükümetlerden hesap sorulacaksa, bunu, maaşını milletten alan elemanlar değil, milletin kendisi sorar, çünkü patron millettir.
kağıt parçası yüzünden tutuklanan albayın serbest bırakılmasından sonra bir yerlere kağıtları sokmaya meraklı insanlara alıp o kağıdı sokmasını beklediğimiz komutanımız.
türk silahlı kuvvetlerinin komutanı. dün afyonkarahisarı ziyaret etmiş. belediye ziyareti esnasında bir gazeteci dört askerin şehit olması olayını sordu. cevap şu, bırak şimdi onu şuan otuz ağustosu kutluyoruz. büyüksün paşam var ol. asker dediğinin canının kıymetli olmadığını birkez daha gösterdin.
4 erin cinayete kurban gittiği kurumun başında olan,ve bu olay sorulduğunda burda zafer haftasını kutluyoruz diyebilen insanımsı şey...
askerine verdiği değeri bir kez daha ortaya sermiştir.
şimdi şavaşa girsek bu adam mı komutan olacak ...
bi de medyada el üstünde tutuluyor.yok okulunu ziyaret etmiş falan ....
kendisi askerlikten soğumak için yeter ve gerek koşuldur...
ha bi de kenan evreni ziyaret etmiş..aferin ..
eskiden türk ordusunun onurlu askerleri vardı.
mesela intihar ederdi, hiç bir şerefi kalmayınca.
genç subay kubilayı öldürenlerin torunları üzerine bu kadar gelmişken, onların istediği gibi davranmak, tüyler ürpertici.