Bugün kadıköy-kartal metrosunda kulak misafiri olduğum bir diyalog. Kahramanımız, gözlüklü siyah sakallı, esmer orta boylu vatandaş. Onunla beraber de yanında olan da bir arkadaşı var.
-erkan bu kozyatağına niye böyle demişler biliyomusun?
-nie?
-buradaki herkes yatakta kozlarını paylaşıyormuş.hahahha
-!?!
Gülmesem de tebessüm ettim önce, sonra bu durmadı amk.
-erkan bu acıbadem'e niye Acıbadem demişler biliyo musun?
Erkan neyin geleceğinin farkında elini gözlerine götürür...
-nie?
-burada burada bademler acıymış da ondan...hahhahaha
içimden "dedimi la o onu" desemde duydu kulaklar bunu. Sadece ben değil makinist bile duymuştur amk.
Adam durur mu? Durduramıyoruz.
-erkan ayrılık çeşmesine neden böyle diyorlar biliyomusun?
-herkes oradaki çeşmede ayrılıyor muş.
-evet. Hahahhahah
Bu sefer erkan da gülmeye başladı, ben bunlara doksan derece açıyla duyorken iyice götümü döndüm.
Sonra bu 20li yaşlarda bir arkadaşa seslendi yine kozyatağı esprisini yaptı. Çocuk güldü geçti. Sonra bu esprili arkadaş Acıbadem'de indi yanlış hatırlamıyorsam. Asıl bomba bundan sonra bu indikten sonra teyzenin biri kozyatağı esprisine ayrıca özel olarak maruz kalan arkadaşa döndü "güler misin, ağlar mısın?" dedi. Çocuk da dönerek, "ağlanacak halimize gülüyoruz." dedi.
Ulan espilerden zaten buz kesmiştim. Çocuğun o cevabından sonra hayatımda duyduğum en kötü espilerden olay hayatımda duyduğum en saçma muhabbete evrildi.
Lise son dershane zamanlari pazar günü saatlerce süren etüt ve derlerin sonunda
+:sol elin isyani
-:dershaneden arkadaş
- Abi ne olcak bu sinavlar dersler, ben 1 sene daha hazirlancam
+ Abi zaten bizde sans olsa anamizdan kiz dogardik, yani ben kiz olsaydim hemşire olurdum puanida düşük oh mis
-(hak verir gibi bakar)
+Yani erkek olsaydim da imam olurdum gunde sadece 5 vakit namaz, çok rahat.
- dur bi saniye erkek degilmisin??!!
bavul hazırlayan arkadaşıma yardım ettikten sonra
+sağol lan senin hakkını nasıl öderim ben
-bi 1000 lik yeter
+bazı şeyleri parayla satın alamazsın kanka
-haklısın. gençliğini de verebilirsin bana
+lan cuma lan bugün cuma.
okuldan çıktım otobüs sırası bekliyorum önümde bir arkadaş grubu var üç kız bir erkek, hepsi çocuğun üstüne atlıyor mal mal haraketler çocuk gibi.
sonra sıra geldi bindik otobüse bu mallar şansıma arkama geldiler, kulaklığımı açana kadar deli saçması muhabbetlerini dinlemek zorunda kaldım.
kız internete gireyim falan diye aldı telefonu eline
erkek: sen şimdi götünün(vallahi böyle açık açık ve yüksek sesle) fotoğrafını koysan nolur?
kız:???!?!? Nasıl yanii
erkek: sen şimdi öyle fotoğraf koymak istemez misin?
kız: hayır, tabiki.
erkek: ya istersin işte böyle seksi pozları paylaşmak istemez misin mini etekli falan?
kız: yani seksi pozlar paylaşm isterim, paylaşırım da o kadar değil hem millet benim götümü napsın ya ayrıca ben tek birisi görsün isterdim.
Bir ayakkabı mağazasının kasasında yaşadığım olaydır.
Yaşlı iki arap adam kasa başında ödeme yapmaya çalışmaktadırlar fakat kartlarında problem çıkar. Adam karttaki problemi sorar, ben de kartın mağaza ile anlaşması olmadığını söylerim. Adam heyecanlı bir şekilde anlatmaya başlar
+ He has sooooo much money. Soooooo much moneyy. I am his şofoooor * Rich people doesnt have cash, he has credit cards,you understand? He has soooooooooo much money.
Bu diyalogdan sonra adam ikinci bir kart çıkarır ve kartın bakiyesi yetersizdir.
Jamaika da bir şeker kamışı tarlasında çalışan zenci uşak, ingiliz efendisinden izin istedi:
bana izin verecek, karım doğuracak çocuk
Efendisi izin verdi. Zenci, 10 gün sonra geldiği zaman efendisi sordu:
Oğlan mı, kız mı doğdu?
Zenci, ağzı kulaklarına vararak güldü ve şu cevabı verdi:
bu belli olacak, ancak dokuz ay sonra.
Benim değil bi abinin başından geçen diyalogdur.Abimiz bingöllü.Hastanede çalışmaktadır.Hastalardan biri bu abimizi yanına çağırıyor ve soruyor:
-Nerelisin evladım?
-Bingöllüyüm amca.
-Hımm olsun sen de insansın.
Ortam birden buz kesiyor.Abimiz dumura uğramış şekilde odadan çıkıyor.
az önce birine şahit olduğum diyaloglardır. 5 yaşındaki çocuk yürürken düler ve çocuk ile babası arasında şöyle bir konuşma geçer:
* oğlum düşün mü?
- evet baba düştüm ama çok eğlenceliydi. hep bunu yapmak istemişimdir. aynı bi rock yıldızı gibi düştüm.
* aferin benim oğluma .
çanakkaledeyim şu an ve çok şaşırdım. buranın insanı hakikaten farklı.
diyalog facebook üzerinden geçmektedir.
bana yazılan insan evladı: -
ben: +
- saçlarının çok güzel olduğunu söyleyen oldu mu daha önce?
+ evet, tabii ki, çoğu zaman.
- aa, peki ya gözlerinin?
+ eveet, tabii kiii, çoğu zamaan. (halbuki gözler özelliksiz, normal düz gözdür, blöf yapılmıştır.)
- ilk söylediğim doğruydu da ikincisi yalandı.
+ biliyorum, benim söylediklerimin de.
- (bkz: mavi ekran)
(kandil için arkadaşlar namaz kılıp dua edecektir.)
-dünya barışı için de dua edin len
+sanki bana miss turkey! ona kadar çin de katledilen uygur türklerini düşün bi sen şirefsiz yarın bi savaş olduğunda kim yardım edecek he sana.
(bunun ardından hiç umulmayan bir yerden ruh adam adlı romanın çıkması)
(bkz: tanrı türkü korusun)
bir mağazadan aldığım kart için görevli kimlik bilgilerimi aldıktan sonra nüfusa kayıtlı olduğum yeri kendi doldurmaya başladı. tabi il merkezi ilçe merkezi bilgilerini girdi mahahlleye egldiğinde bana sordu
-hangi mahalede oturuyorsunuz?
+burda oturmuyorum.
-tahminen
burda oturmuyorum dedim tahminen dedi adres bilgisi için. yaz akgül apartmanı olabilir dedim.
ilginç bile değil bu diyalog absürd vallahi.
- remziye; böyle girmiyor, bence biraz açmalısın.
- daha ne kadar açayım Fazıl, sok artık şunu sokacaksan.
- acaba yağ mı sürsek, vıztt diye kayıp gider vallahi.
- saçmalama fazıl. Turşu şişesi yağ içinde kalacak sonra.
Okulun bahçesinde beyaz yavru köpek bulunur , soğuktan üşümüştür ve içeri alınır.
- kanka bu erkek midir kız mıdır acaba?
* erkektir kesin.
- nereden anladın
* tipine baksana aynı erkek tipi var.