türk tarihçiliğinin yetiştirdiği en büyük insanlardan. fevkalade objektif olmaya çalışan ender isimlerden. bir tarafta sinan meydan, bir tarafta mustafa armağan'ın olduğu bir ülkede halkın ortaylı'yı daha çok sevmesi, bu objektifliğin bir tezahürü olsa gerek.
üstelik, ilim ahlakında da zirvededir. ''ben fizikten, kimyadan bahsetsem kovalarlar, ama herkes rahatlıkla tarih, dış politika hakkında hüküm verebiliyor TVde'' diyerek, bunu gözler önüne sermiştir. ama kendisi geçtiğimiz günlerde türk ırkı ile ilgili bir şeyler söyledi. ''türk ırkı yoktur lafı abuk subuktur'' dedi. sosyal bilimlerde üzerinde konsensüs oluşan ender şeylerden biri de ''ırk diye bir şeyin genetik olarak mevcut olmadığı''dır. soy diyebilirsiniz, kültür diyebilirsiniz ama ''ırk'' kelimesi biyolojik temellendirmeler üzerine oturmuş bir mefhumdur. maalesef kendisi burada yanılmış.
ne türk, ne japon, ne de fars ırkı mevcuttur. ırk diye bir şey yoktur; soy vardır.
adam 80 kiloysa 79'u bilgi. dinlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. ayrıca en kritik, en hassas sorularda doğrucu bi şekilde lap diye cevabı ortaya koyuyor.
Orhan Pamuk kitabında "imam, ikindi namazı saatinde, caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu," şeklinde yazdığı cümle sonrası ilber Hoca şöyle demiştir:
1. namazın saati olmaz vakti olur. saat ve vakit ayrı kavramlardır.
2. Minarenin balkonu olmaz şerefesi olur. üstelik ezan şerefeye çıkarak değil içeriden okunur.
3. Ezanı imam değil müezzin okur.
kafası akıl dolu olan araştırmacı tarihçi. biraz fazla bilmiş gibi görünse de hakkediyor adam, ülkenin en iyi tarihçilerinden biri, saygı duyulacak ender insanlardan.
kibirli adamdır, ayar makinesidir.bu özelliği yüzünden biride şuna gelip ayar verse diye bekliyorum.ama türkiyede yok öyle biri.allah karşısına düşmanımı çıkarmasın.
wikipedinin dediğine göre, Türkçe; ileri seviyede Almanca, Fransızca, ingilizce, italyanca ve Rusça, orta seviyede Kırım Tatarca, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça, Boşnakça, Arapça, Farsça, Latince, ibranice, Antik Yunanca, ve Yunanca bilmekteymiş.
yürüyen tarih ya da yürüyen kütüphane tanımı cuk oturur bu cüsseye.
Kendisi 'ata'dir.
Cok seviyorum bu adami, gidip sarilasim geliyor. Oylesine tatli ve sempatik ki keske bizi yonetenler de bu adam gibi olsa her yonuyle.
insana kendini kocaman bir cahil hissettirmesine karşın daha öğreteceği kocaman bir tarih, hissettireceği cahillikler daim olsun, çok yaşasın dediğim profesördür.