algıda seçicilik ile satılır. bir insan zarar gördüğü bir insanın zarar görmesini ister. çok iç güdüsel bir şeydir, kendisine zarar veren insanın başına kötü bir şey geldiği anda ilahi adaletin işlediğini zanneder. oysa olay tamamen algıda seçicilik ve istatistiktir.
basketbol maçında, faul yapılıp yapılmadığı konusunda çatışma çıktığında bir karara varamayınca topun kimde olacağını belirlemek için üçlük atardık. girmeyince de aha 'ilahi adalet' işte derdik. ilahi adalet gerçekten böyle bir şey değildir umarım...
demet akalının var olduğunu iddia ettiği bir adalet türüdür. bence yoktur. adaleti göklerde aramak yerine yerde kurmaya çabalasaydık şimdiye daha yaşanılabilir bir dünyaya uyanıyor olurduk.
Ne kadar haksızlığa uğradıysam o kadar ilahi adaletin tecelli ettiğine tanık oldum zaman içerisinde. Ama yakın tarihte ama on yıl sonra hak yerini buluyor. Ve bunun mutluluğu paha biçilemez.
Kesinlikle ne insanlara ne hayvanlara nede başka bir şeye insanların tahammülü kalmamış, adaletin makbulu de en kısa zamanda tıpki video da örnekte olduğu gibi hemen tecelli etmesi.
haklı olduğumuzu düşündüğümüz, haksızlığa uğradığımız anlar bütününün, hak tarafından adalet çıbığının bize doğru çevrildiğine inanmak, fakirce bir avuntu zamazingosudur.
i kısa okunur. uzun ili olan adını aldığı tanrı gibi hayâl ürünüdür.
çalan çırpan, yetim hakkı yiyen, "devlet malı deniz yemeyen domuz" diyenlerin arkasından "öbür dünyada çekecek o ettiklerini" diye söylenip durun. dinlerin kuruluş amacı sizin gibi salakları avutmak zaten.
3 sene pesinde kostugunuz harbi sevdiginiz kiz size bir serce parmagi kadar yanasmayip bir o kadar deger dahi vermeyince, o kiz kendi ayagiyla gider gitmez gelen ilkokul aski ve daha nice guzelim kizlar olabiliyormus bazen. Gonderen kimse bu kizlari ona tesekkur ediyorum, kendimi biraz olsun iyi hissettirdi.