eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya, ikincisinde daha çok hata yapardım. kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar. çok az şeyi ciddiyetle yapardım. daha çok riske girerdim, seyahat ederdim daha fazla. daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. görmediğim bir çok yere giderdim. dondurma yerdim doyasıya, daha az bezelye. gerçek sorunlarım olurdu, hayali olanların yerine. yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardan olurdum. farkındamısınız bilmem yaşam budur zaten. anlar, sadece anlar, siz de anı yaşayın. hiçbir yere, yanına termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben. yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda, papuçlarımı atardım ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla. bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer...
onun istemesine gerek yoktur aslında, onu kaybedecek olma fikri öyle korkutur öyle çok yakar ki içini değil ikinci, bütün şansları tek tek veresin gelir, yeter ki gitmesin diye.
ikinci şansı vermek ya saf sevgiden ya da saf salaklıktandır. sanırım biz gayler aşık olduğumuzda bir heteroya nazaran daha fazla dopamin salgılıyoruz bu da bizi iyiden iyiye mantıksızlaştırıyor. her zaman derim ilk şansı kaybeden eğer ikinci bir şansı kazanırsa üçüncü şansı kendisi için hak görücektir. *
Her çaylağa verilmesi gereken şanstır.
Sonuçta herkes hata yapabilir ve bundan dersler alabilir.
Bu nedenle dersini aldıklarına inandıkları çaylakları tekrar yazar yapabilirler.
Dün izlediğim, öyle aman aman bir film değil. Komiklik katmak istemişler olmamış. Romantiklik katmak istemişler o da olmamış. Filmi izlerken Özcan denizi her gördüğümde aklıma Nusr-et geldi.