maalesef ''turk'ten boşalacak zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan ermeni'nin ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur'' cümlesini bir denemesinde kullanmış ve bunun bedelini bu şekilde ödemiş yazardır . bu yazısından sonra defalarca genelkurmaydan ve istanbul valiliğinden (bizzat istanbul vali yardımcısından) uyarı almıştır ..
bunlar ağır uyarılarda değildir , genelkurmay bir raporla kendisini uyarmış , 'halkın galeyana gelmemesi açısından...' demiştir .. istanbul vali yardımcısıda ofisinde 'hrant bey,siz tecrübeli ve kaliteli bir yazarsınız.söyledikleriniz ermeni ve türk vatandaşlarımız arasında sıkıntı yaratır,lütfen daha dikkatli olunuz' diyerek uyarılmıştır ..
bunların üstüne 6 şubat 2004 tarihinde 'türk kadınlarının sembolü sabiha gökçen ermeniydi' söylemli bir yazı yayınlamıştır ve bu kendisini türk olan vatandaşlarımız karşısında daha da sıkıntılı bir pozisyona sokmuş ..
inanamayanlar,an itibariyle Agos gazetesinin resmi web sayfasına girerek hrant dink'in son iki yazısını okuyabilirler.(12 ocak 2007 ve 19 ocak 2007 tarihli) bu yazılarında yukarda bahis ettiğim hususları kendi ağzından öğrenebilirsiniz..
şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım ; söylediği bazı şeyler (özellikle ilk değindiğim cümle) gerçekten yenilir yutulur değil..kendisininde son derece karşı olduğu 'etnik ayrımcılığı' apaçık yapmış,üstüne bir de hakaret eklemiş..
diğer konuya gelirsek ; diyelimki sabiha gökçen gerçekten ermeni,sen 'ben türkiyeli bir ermeniyim' zaten diyorsun, e o zaman sabiha gökçenle türkiyeli olduğu için övün,neden ermeni kimliğini gündeme getiriyorsun da ayrımcılık yapıyorsun..
ilk cümlesinin ağırlığını bir kenara koysak bile,hiç kimse hiçbir sözü neticesinde öldürülmeyi hak etmez.can,veren tarafından alınır.eğer inanmıyorsanızda doğa alır canınızı,nası bilirseniz öyle olsun.ama sokağın ortasında adamın birine 4 el sıkıpta indiremezsiniz yere sinirinizden dolayı.. keşke aramızda olsaydıda , bizde onu yüzüne bakarak eleştirebilseydik günün birinde , o da açıklasaydı neden bu kadar ağır bi ayrımcılık yaptığını ..
ermeni diasporasına " artık 1915den sıyrılın yoksa halkların kardeşliğini bitireceksiniz" diye seslendiği için ermeni cemaatinden tepki gören rahmetli gazeteci yazar.
ölümüyle bir kez daha 'ne övgümüzde sınır var, ne de sövgümüzde' cümlesini haklı çıkartan ermeni asıllı türk vatandaşı.
o kadar göklere çıkarıldı ki, sağlıklı bir eleştiri yapmak imkansız hale geldi,
o kadar küfredildi ki, söylediği güzel şeyler küfürler arasında kayboldu gitti...
orhan pamuk vakasında olduğu gibi; övenler övgüsünde sınır tanımadı, sövenler sövgüsünde.
zamanında romanlarını -zahmetli olduğu için olsa gerek- doğru dürüst irdelemeyip, eleştirmeyip onu büyük romancı yapanlar, orhan pamuk yazar kimliğinin çok ötesinde roller üstlenmeye başlayınca adliye önlerinde ona domates atmaktan başka çare de bulamadılar.
ne diyelim... ölümü, bu topraklar üzerinde yaşayan insanların kardeşliğine, hoşgörüsüne bir ortam yaratsın umarız...
"Ermeniler soykırım yapıldığına inanıyor ve buna inanmaya da devam edecekler. Türkler de soykırım olmadığına inanıyor ve buna inanmaya devam edecekler. Her iki taraf da, diğer tarafın neden böyle düşündüğünü araştırmalı ve buna anlayış göstermeli. Aslında her iki taraf da sadece atalarını korumaya çalıştığını anlarsa, bir adım ileri gitmiş oluruz"
yazdıkları hep tersten okunmaya çalışılan,bir kaç ay öncesine kadar devletin önemli şahsiyetlerince bile "vatan haini" olarak düşünülen,hakkında "türklüğe hakaretten" hapis cezası verilen,nedense öldürüldükten sonra türkiye yurttaşı olduğu hatırlanan demokrat gazeteci.
"Evet 1915 te olan bir soykırımdı çünkü 4 bin yıldır bu topraklarda yaşayan bir halk ve onun uygarlığı artık yok" şeklindeki açıklamasıyla ermeni soykırımını kabul eden yazar.
edit: yorum var mı? yok.. adamın söylediği lafı adamın isminin altına yazıyoruz eksiliyosunuz sebebi ne? sizinde soykırımı kabul etmeniz mi? soyunuz kırılsın..
türklüğe hakaretten ceza alması durumu gündeme geldiği günlerde yapılan ropörtajında gözleri dolu dolu "ceza almak hapis yatmak önemli değil ama ceza alırsam birlikte yaşadığım insanların yüzüne bakamam, giderim durmam buralarda..." demişti. gidemedi, kalamadı, göremedi içinde yaşadığı halk ile içinden geldiği halkın dost olduğunu. ruhu şad olsun...
türkiye'nin ab'ye giriş sürecinde son derece kritik bir dönemde hain bir biçimde planlanarak öldürülen gazeteci, yazar. herşeyden önce türkiye cumhuriyeti vatandaşıydı, bu ülkenin insanıydı, yazık oldu. öldürenlere iki kelimeyle: yazıklar olsun..
bazen kelimelerin, cümlelerin tükendiğini ve hiç bir anlam ifade etmeyeceğini düşünürsünüz ya. işte , hrant abinin yitirilişi de böyle bir şey. her şeyden önce adam gibi bir adamı, bir yurtseveri kaybetti bu ülke. umarım yarın cenazesine kendini yurtsever hisseden herkes katılır. politikacılar katılmasa da olur çünkü onların samimiyetinden şüpheliyim.
1- goruslerinin bircoguna katilmasam da mucadelesini ve vatanseverligini takdir ettigim, katledilmesine cok uzuldugum, istanbul'da olup da cenazesine katilip cenazesi gecerken uzerine bir karanfil atmayi cok istedigim gazeteci yazar.
2- bazilarinin katledilmesi uzerinden rant elde etmeye calisip saga sola saldirdigi yazar. daha once hrant dink'i elestirmis, onun goruslerine katilmamis herkesi bu cinayetten sorumlu tutmak ne akla ne vicdana sigar.
hedefteydi...
korkarak tıkladığım isminin yer aldığı bu başlıkta umarım sadece açıklama yapmıştır diye geçirdim içimden; çalışırken kitle iletişim araçlarına çoğu zaman uzak kalan bir insan olarak...
gencecik bir insandı, türkiye dışında yaşamak istediği başka bir ülke yoktu, ölüm meydana geldiğinde denecek başka bir şey kalmıyor...
yazıları ve katıldığı konferanslardaki görüşleri dışında tanımazdım, ama agos gazetesini okurdum, öncelikle nasıl bir ruh hali içinde yazıldığını anlamak için sanırım yapardım bunu...
ne yazılabilir?
bir insanın ölümüne sebep vermek, tetiği çeken elden, planlayana kadar nasıl bir ruh halinin ürünüdür...
bu tanrıcılık oyunu yüzünden, bu aciziyet yüzünden insanlar yüzyıllardır acı çekiyor...
ortadan kaldır...
güçlü olan kazanır...
güç mu bu, insanları öldürmek güç mü yoksa zavallılık mı...
ne hakla?
öldürülen kim olursa olsun, türk,ermeni,fransız,yunan,kürt...
bu önemli mi kökeni ne olmuş?
kaybedilen bir can; geri getirebilir miyiz yitip giden bir hayatı, kanlı elleri hangi vicdan temizleyebilir, neyle açıklanabilir...
kim olursa olsun, ne yapmış olursa olsun; bir insanın canını alma kararı bir başka insanın ya da insanların tasarrufunda olamaz...
Eğer ilerleme kaydetmek istiyorsak Türkiye olarak at gözlüğünü çıkarmamız gerekiyor.Nasıl oluyorda ayrı görüşteki insanların,düşüncelerinden bu kadar korkuluyor Lütfen fesat düşüncelerinizden arının TÜRK'ÜN TÜRK TEN BAŞKA DOSTU YOKTUR geyiğini de unutun!!!Birileri (cahil,bilgisiz,kimlik bunalımında olan)insanları örgütlüyor vatan millet sakarya deyip yola çırkarıyor bumudur vatan sevmek? Ne zaman ki BÜTÜN HALKLAR KARDEŞTiR olgusunu kabul ederiz işte ozaman fesat zihniyetten kurtuluruz diye düşünenlerdenim.
hrant dink'i ölmeden önce bilen ve takip edenlerdendim. onu her zaman orhan pamuk'la mukayese edenler, aynı sınıflandırmaya koymaya çalışanlara sinirlenirdim. hrant abi, orhan pamuk gibi elit bir çevrede yetişmiş , ab ve abd'den nemalanan bir tatlı su aydını değildi.yetimhanede annesiz ve babasız büyümüş, okuyarak ve tırnaklarıyla kazıyarak bulunduğu mevkiiye gelmişti. o, düşündüğünü söylemeyi seven, entellektüel ve samimi bir anadolu ermenisiydi. içimizden biriydi. düşündüklerinini söylediği zaman türkiyedeki faşist ulusalcı tabanı ve ermeni diasporasını kızdıracağını biliyordu ve öyle de oldu ama o susmamayı seçti. istese populist tavırlar ve söylemlerle türklere yakınlaşır ve nemalanırdı ya da diasporanın sözcüsü olup çok da zengin olabilirdi. ama o bunları yapmayacak kadar onurlu ve insani değerleri yüksek biriydi.
ne yazık ki hrant dink gibileri kolay yetişmiyor ve sanırım bir hrant dink daha olmayacak.o içimizden biriydi, onu koruyamadık ve yaşarken sahiplenip yeterince değeri veremedik. umarım öldükten sonra anısı güzel bir şekilde yaşatılır.
Bu memleketi kendilerinden başkalarının da sevebileceğini bir türlü anlayamayan, kendilerinden başkasına bırakın konuşmak yaşama hakkı bile tanınmasını hazmedemeyen, vatanperverlik bağırtılarıyla bu vatanı sessizce sevenlerin nefeslerini bile bastıran zorbalar!.. Hiç üzerinize alınmayacağınızı adım gibi bilsem de, yavuz hırsız tabiatınızla beni suçlu çıkaracağınızdan emin olsam da, bu söylediklerimin olmayan vicdanınızda bir yankı bulmayacağını, odundan daha odun kafanıza girmeyeceğini yıllardır tecrübe etmiş olsam da, sizedir bu sözüm size!..
Sayenizde, çok bildiğiniz ve istismar ettiğiniz bir tabirle "canından çok sevdiği" vatanında tedirgin gezen Güvercin'i vurdular, soğudu mu bir tarafınız? Sizin tabirinizle bir "hain" daha gitti, mutlu musunuz? Bu ülkeye, çok korktuğunuz "dış mihraklar"ın verebileceğinden çok daha fazla zarar verdiniz, gururlu musunuz? Toplumu böldüğünüz kampların sınırları iyice keskinleşti, iftihar ettiniz mi eserinizle? Hırant Dink'in berrak beynine giren o iki şerefsiz kurşunun çekirdeği kadar beyni olmayan, insanlıktan nasibini almamış meczuplar; tahrikleriniz meyvesini verdi, fark ettiniz mi?
"iyi de, gidersek nereye gidecektik? Ermenistan'a mı? Peki, benim gibi haksızlıklara dayanamayan biri oradaki haksızlıklara ne kadar katlanacaktı? Orada başım daha büyük belalara girmeyecek miydi? Avrupa ülkelerine gidip yaşamak ise hiç harcım değildi. Şunun şurasında üç gün Batı'ya gitsem, dördüncü gün "Artık bitse de dönsem" diye sıkıntıdan kıvranan ve ülkesini özleyen biriyim, oralarda ne yapardım? Rahat bana batardı"
Bu paragraftan ne anlıyorsunuz bilmiyorum. Kararsız kaldım, yoksa Türklüğü mü aşağılıyor, bana izah edebilir misiniz? Çünkü bizim izahlarımız sizin kafanıza girmiyor. Hani ben desem ki, "bu satırlar vatan sevgisinin tanımıdır efendiler, vatan sevgisi böyle ifade edilir"; biliyorum ki fehmedemeyeceksiniz. Nezakete pek yabancı, bir o kadar yaban olsanız da, körün taşı diyerek sizden rica ediyorum, bu cümlelerden ne anladığınızı bize ifade edin de biz de "doğru yol"u (!) bulalım.
Öz be öz Türk'üm. Vatan sevgimi tahmin bile edemezsiniz. Hırant Dink kadar vatanseverim ama bu dediğimi dikkate almayın, zaten kafanız almaz. Hırant Dink kadar bu ülkenin yerlisiyim ama siz bu cümle üzerinde de düşünmeyin çünkü ufkunuz yetmez. Kanım tertemiz Türk kanıdır ama Hırant Dink kadar Ermeni'yim; aman ne olur bu cümle üzerinde hiç durmayın, çünkü devreleriniz yanabilir.
Beni şimdiden kaydedin bir yere. Çünkü eğer ülkem şanslı ise, yani on beş yirmi yıl kadar bir başka gazeteci vurulmazsa, henüz okulunun sonunda mesleğinin başında bir gazeteci adayı olarak 62. faili meçhul olmaya adayım. Sizin sindirmeleriniz, provokasyonlarınız beni bu ülkeyi sevmekten ve düşündüklerimi söylemekten vazgeçiremeyecek, tıpkı Hırant Dink gibi. Çünkü istediğiniz kadar mahkeme basın, istediğiniz kadar kutuplara bölün insanlarımı; gerekirse güvercin gibi tedirgin gezeceğim ama birbirine düşürdüğünüz insanlarımı barıştırmak için elimden geleni yapacağım, Tıpkı Hırant Dink gibi! istediğiniz kadar bağırın, ülkemi hem seveceğim, hem de gitmeyeceğim, tıpkı Hırant Dink gibi!
Ve bir gün sıra bana geldiğinde, damarlarımdaki Türk kanını kaldırımlara bırakıp, yüzün koyun uzanacağım memleketimin güzel toprağına, tıpkı Hırant Dink gibi! Kaydedin adımı bir yere, vakti geldiğinde vurulmak için seveceğim ülkemi, tıpkı Hırant Dink gibi!...