sabiha gökçen'in ermeni kökeni ile ilgili yaptığı haber ile tsk'nin ve devletin kimi derin yapılanmalarının hedef tahtasına oturmuş, her daim cinayetleri ile ön plana çıkan türk faşisti zorbalarca da tetikçiliği yapılmış dünya halklarının dünyaya kattığı değerlerden birisidir. elbette anadolu coğrafyasının... bütün çorak yobazlara rağmen.
ne yazarlığı ile nede gazeteci kimliği ile beş para etmezdi rahmetli, vurulmasıyla mal bulmuş mağribiler tarafından talan edilmiştir.
adı, sanı, esamesi okunmayan adam milliyetçi bir avukatın kafayı buna takması üzerine birden medya maymunu olmuş dikkatleri üzerine çekmiştir.
sonrası malum...
"soykırım destekçisi türklerin"* çok da sevmediği aşikâr olan sempatik, neşeli ve rahat kalbimizde, zihnimizde ve vicdanımızda yaşayan ermeni kardeşim, ahparig.
cenazesinde 100.000 ermeni olan türk'ten biriydim. onu da, ermenileri de çok severim. ırkçı molozların bol olduğu bir milletten çok daha fazla.
öldürülmesi tamamiyle entrikalar savaşı olan insan. ayrım şu bu derdi yoktu benim okuduğum kadarıyla ki öldürülmeden evvel ders niyetine bir kaç yazısı elime geçmişti hocalarım tarafından önerilen. sadece samimiyet istediğini biliyorum kendisiyle bizzat tanışan bir hocamın da dile getirdiklerinden. "insanlar samimi olur vicdan deden şeyin beyinlerini ele geçirmesine izin verirlerse bu ülke ve bu dünya terkedilmek istenmeyecek kadar güzel olur" minvalinde bir de cümlesi vardı.
ha noldu neler oldu onlarıgeçelim nasıl olsa yıkarlar ergenekon'da doğru mustafa balbay, hurşit tolonüzerine suikasti sonunda da ogün samast ve diğerleri erken tahliye olur.
sadece şu başlıktaki entry tarihleri bile çok şeyin ifadesi aslıan abakarsanız. uğur mumcu ve necip hablemitoğlu başlıklarındaki entry tarihleri gibi...
ölümüne bir hafta kala başlar bir hafta sonra da biter bütün bu kargaşa. olan olmuşluğuyla ölen ölmüşlüğüyle kalır. bundan kim ne çıkarlar elde etti ona bakmak lazım. bakarken görebilene ne mutlu!
bir insan ister türk ister ermeni ister fransız ister azeri ister boşnak vs. ne olursa olsun ölümle cezalandırılmamalıdır. eskiden insanlarımız mecburi yer edinmek için savaşmışlardır. hepimiz yurdumuzu benimsedik yerleştik eee daha ne? yok o bize ne demiş yok onlar bizden değil gibi laflar üzücü. biz neyiz biriz hepimiz. aramızda kültür, yaşantı tarzı, dil, din farkı olabilir. eskiden kötü olaylar geçirmişde olabiliriz. ama biz eskidenki insanların yaptığı şeyleri bu güne yüklersek olmaz. o eskidendi. o zaman savaş vardı ama bugün olmamalı. hele bugünlerde nice farklı farklı sorunlar varken savaş olmamalı. sonumuz yaklaşıyor bilmem farkındamıyız? kim ne derse desin eleştirsin, sövsün ne olacak abi. böyle yaşayın ama öldürmeyin. ölümün bir insanın elinden olması kötü. hele ayrımcılıkla öldürülmesi. yapmayın ya o bana ne demiş bakacaksa bu işler hepimiz öldürelim birbirmizi.
vatanseverlik ile vatanın manasız ve olmayan kutsallığına tapma içerikli milliyetçilik arasında çok fark vardır. ikinci genelde avamlığının en taptaze cahilliği ile dopdoplu çöllerden gelerek, fikire dair bir eleştirisi olmadığı olsa da bunu verimli bir edebi üretkenlikle açıklayamayacağı için, doğal olarak; karşısındakileri, " vatan haini, soadçı, rezil ve şerefsiz" olarak nitelendirmektedir. buna ad hominem denir. avamın titaniği, saklanacağı ilk ve son yer. kan, daha fazla kan; ölü ve ölüm daha fazlası... nereye kadar? sadece kendisi kalana kadar.
Bir daha açar mı karanfil korkusuz?
Bir daha uçar mı güvercin şehirde?
Yalancı güneşli bir ocak
Mübarek Cuma gününde
Gitti cancağızım gitti
Bitti son istanbul
Kaldırımlar zabıt tuttu şahidiz hepimiz,
Her yer tetikti
Sen de çekip gitme
Dayan be umudum
Dön gel, dön gel
Meydan okur hayat
Pabuç bırakmaz ölüme
Dön gel, dön gel
Bir daha yazar mı kalem kanaya kanaya?
Kağıdı da kan tutar, ağaç değil mi soyu?
Ağla, doyasıya ağla!
Aynı denizde çoğalır yüreğin özsuyu
sezen aksunun hrant dink'e yazdığı şarkıdır.
insanlık ayıplarından biri daha olan 19 ocak 2007'i unutmadık! unutturmayacağız!
kapitalizmin piçi ve maşası faşizm ve türkiye de bilinen pratiği ülkücülüğün, kanına girdiği binlerce ezber insanı olmayanlardan sonra en son kanına girdiği kişidir. ülkeyi böldürtmeyiz diye diye 50 sene para-iktidar da bulunmalarına rağmen en sonunda ülke bugün, coğrafi olarak değil ama kalp olarak sayelerinde bölünmüştür. kucağına oturdukları nato ve amerikanyanın bir o dizinde bir bu dizinde hophop zıplatılmaya aşık bu insanlar ağızlarındaki kan kokusu ile devletin işlediği bir suça yandaş olmaktalar ve tabi ki bu kimseyi şaşırtmıyor. şaşırtan bunun böyle olduğunun hala farkında olmamaları. hiçkimse, kendileri de dahil olmak üzere bu kadar cahil bırakılmayı haketmiyor. bir başka insanın öldürülmesini övecek kadar haysiyetsiz kan dökme arzusu ile dolu bu her an kavgaya hazır avam görüntüleri yurtiçindeki efendilerinin ve onların sahipleri olan yurtdışındaki kompradorlarının doğal isteği elbette.
bence katledilişi, türkiye'deki çarpık vatandaşlık algılayışı gibi uludağ sözlük gibi sanal platformlarda ucuzlaşan ve insani hiçbir değerle çakışmayan türk milliyetçiliğinin ezik, kana susamış, bir insanlık suçunu övecek kadar adileşip hâlâ azerilere uygulandığı söylenen bir soykırımdan bahsedebilen kompleksli yapısını daha da görünür kıldı.
birincisi, senin toprakların üzerinde 1915 yılında 1.5 milyon ermeni kardeşimiz "yok edildi." ve sen bugün bunu savunurken ermenistan ordusu tarafından katledilen azeri sivillerin soykırıma uğradığını iddia ediyorsun! bre şeref yoksunu milliyetçi algılayış: senin gibi katliam övgüsü üzerinden şekillenen hiçbir fikriyatın insana dair bir söz söylemeyeceğini biliyoruz. fransa'nın cezayir'de soykırım yaptığını söyleyip cezayir'in bağımsızlığı bm'de oylandığında fransa lehine oy kullananlar sizi peydahlayanlardı çünkü.
bu püritenlik arayışını freud'a sorsak ne derdi bilinmez, lâkin birilerinin ya da bir şeylerin eksikliğini hissettiğiniz ortada. barbar olduğu için yok olmuş bir "uygarlığın" yüzleştiği aşağılama ile bütünleşmiş zihniyetiniz, o beyninizden çok daha fazla tüketen bedeniniz! bu ekran başı katliam propagandasının nedeni de bu sanırım. iyi ki yemişsiniz bu şamarı, ama hâlâ bu kafa değişmediğine göre daha da yiyeceksiniz.
devlet denilen şey, aniden ortaya çıkan ve malum insanlara -sana, bana- "cicim ben seni korurum, yolunu elektriğini yaparım. ekonomini düzenlerim aksiyon çıkarsa aha polisim var, karşılığında da vergini alırım" diyen kutsal olmayan bir yapıdır. bu yapı ile vatandaş arasında bir anlaşma vardır. adı ad anayasadır.
türkiye cumhuriyeti anayası da diğerleri gibi halkı; devletinden korumak üzere yapılmıştır. asıl düşünce odur. 80 anayasası bundan farklıdır elbette ama herneyse.
şimdi devlet benimle yaptığı anlaşmaya göre beni öldüremez. öldürmemesi gerekir, çünkü can mal ve özgürlük güvenliğimi sağlayacağını kendisi iddia ederek kuruluyor. benimle aynı şekilde hrant dinki de bu sözleşmeye katıyor. vatandaşlık bağından dolayı. türk ve müslüman olmak bu anlaşmanın kuralı değil şartı değil.
hrant öldürülünce yok edilen benim de hakların ve evet sayın faşist senin de hakkın.
öte yandan devletin, benimle seninle ve hrant ile yaptığı anlaşmada sen vergini ver, ben azeriyi bosnalıyı her nerede varsa müslümanı koruayacağım diye şartı yok benim ve senin de beklentimiz yok.
çünkü yurtta sulh cihanda sulh diyip kurdular ülkeyi. savaşlardan ölümlerden bıktık artık sikimizde değil diyerek. ve evet ne kadar da doğru.
o sebeple, hranttan bahsederken azeri den filistinden elbette ve haklı olarak bahsedilmiyor.
ona buna ermenici diyen iktidarsız ergen zerzevatın laf atmak için habire azerileri öne sürdüğü yazar. daha hayatında azerbaycan'ı, uygur özerk bölgesini görmeyen bu cahil çoluk çocuk kendine güldürmeyi iyi başarıyor hakkaten. bu arada dua etsinler "ota boka kabaran pipi"miz var, sonra ağızları boş kalırdı...
türk değildi, müslüman değildi ama buralıydı. memleketi burasıydı. osmanlının hazinesi metroplitikliğindeydi. türkiyenin bu manada bir hazinesi yok bu da çok kötü bir şey aslında.
kendisini hiç umursamadığını söyleyenlerin hakkında ahkâm kestiği güzel insan. katil yaratan bir sistemde yaşamayı bir süreliğine daha sürdüreceksiniz ve bu ülke yok olacak. çünkü bu kadar pislik bir insan prototipinin avamlaştığı bir ülke ayakta kalamaz.
uludağ sözlük yazarlarının üzerinden ermeni soykırım yasasını benimsettirmeye çalıştığı zat. Ölmüş, Allah rahmet eylesin. Üzüldüm mü? hayır. Sevindim mi? ona da hayır.
azerilerle ermeniler arasındaki husumet üzerinden yükleniliyor kendisine. aslında buna yüklenmek denemez, çirkeflikle prim yapılmaya çalışılıyor.
neyse... kendi vatanında soykırıma uğratılan bir milletin buna rağmen küsmeyen bir ferdi idi. kaslarına gösterdiği özeni beyine yansıtamamış davulların gümbürdemesi pek de önemli değil.
şahsiyetsiz ırkçı piyonlardan ve onların eli kanlı siyasi liderlerinden çok daha fazla sahip çıkmaktaydı türkiye'ye. daha dün oradan buradan gelip kendini adam sananların tamamından çok daha fazla aitti bu topraklara ve hepsinden fazla söz söyleme hakkı vardı.
azerbaycan ile ermenistan arasındaki rezil savaştan bu adamı sorumlu tutan zerzevatlar da var ne yazık ki. "azeri dostlarımla" vs. şeklinde gerzekçe hamasi laflarla mensubu olmadığınız bir milletin* mensuplarını savunuyormuş gibi yapıp küçük duruma düşmeyin . ben bir azeri olarak sonuna kadar arkasındayım hrant dink'in, "azeriler şöyle azeriler böyle" demeyi bırakın bir zahmet...
en nihayetinde bir faniydi. ve ölümü tatdı. ölünün arkasından konuşmak adet olmuş ülkemizde. ideolojisi ne oolursa olsun artık yok. toprak oldu. allah taksiratını affetsin.