bir kez sinemada, yanılmıyorsam iki kez de dvd ve vcd'de izlediğim ve çok beğendiğim cem yılmaz filmi.. az sonra tekrar izleyerek eski günleri yad etmek istediğimdir..
"ya komik degil bu film, olmamis cem efendi; gulduremedin bizi" diyenlerin aynaya bir bakmasi gereken, mukemmel naiflikteki, sicak ve de samimi oyunculuklarla bezenmis, cem yilmaz in her sey cok guzel olacakdan sonraki en iyi isi.
hele hele, gora gibi geyik bir senaryodan sonra, daha derin bir hikaye, genis bir kurgusu, olay orgusu olmasa da, kendine ceken karakterler, hayata gulumsese de, bir yerlerinde eksiklik duyan bir iskender*, sadik, ondan da ote bir kardes; yardimci olabilen maradona* ve bana kalirsa filmin en iyi oyunculuklarindan birisine imza atmis olan mazhar alanson un icten ice sorunlu gibi gorunse de, aslinda pamuk dede kivamina yavas yavas yaklastigi gorulen sait karakteri, ve kare asi olusturan, 90larin asi kizi, daha cok rocker i olan, ozlem tekinnam i diger kurnaz fatma nur gaye...
iste bu dortluden olusan takimin naif, kendi icerisinde baska yapraklari da bulunan, hafif, fazla gaz yapmayan yol hikayesi, her sey cok guzel olacak a benziyor diyenlere de inat, aslinda icerisinde bir adet baba ogul iliskisi ve asker gondermesi de barindiran, yine de zekice dolandirildigi belli olan bir senaryo. arada da, kaynamasa da mukemmel canakkale goruntuleri, ve yan rollerde yine muhtesem oynayan oncelikle kemal inci; sivesiyle bile cekirdek citletirken insani tebessumlere sevk eden caner alkaya ve yanlarinda hafif siritsa da, bir adet gurgen oz ve niceleri.
kisacasi, insanin kendisine pay cikarabilecegi, cok afedersin, 5 yasindaki cocuga hediye edilecek olan org dan bile dunyalarin senin olabilecegi, 300 ytl lik bir isten bile, bardagin her daim dolu gorulmesiyle, belki de ellerinde milyarlar varmis gibi davranmalari, aslinda filmin ogretisini ozetlemektedir.
konuk oyuncu gibi duruyor özlem tekin, misafir gibi ama yinede kotarabilmiş rolünü, cem yılmaz a durmak yasaklanmalı, daima film çeksin gösteri yapsın, hayatımızı renklendiren durum komedyeni cem yılmaz ne filmi çekse izlenir, üstad mazhar alanson filmde oğlunun iyiliğini isteyen tam bir baba, tv de tekrarı gösterilen film, arşivlik filmler arasında durmakta, keyiflenmek için seyredilmek üzre.
sondaki sahnede izleyiciye feci fake attıran, tam ağlatacakken güldüren vasat film. vasat diyorum çünkü atv'nin yayınında bir problem olduğu için cızırtılı yani cd bozukmuş havasında izledik filmi. diğer kanallar normalken neden atv'ninki öyleydi anlam veremedim. afedersiniz filmin mınakoydular. pek bi zik anlayamasam da bazı sahnelerden hoşlandım.
yine de bir geçiş filmi olduğu bellidir filmin. neye geçecek önümzdeki aylarda/yıllarda göreceğiz.
Filmde oynayan oyuncuların filmin hakkını verdiği,Trakya muhabbetlerine koptuğum filmdir.Goraya benziyeceğini zannederek sinemada izlemediğime, beni pişman etmiştir.Ailecek izlenebilecek,espri kalitesinin yüksek olduğu,insanın içini ısıtan film olmuştur.Filmin konusunu beğenmeseniz ,farklı beklentilerle gitmiş olsanız bile,Mazhar Alanson'un ve Cem Yılmaz'ın oyunculukları için izlemeye değer.
- cem yılmaz'ın türkiye'nin jim carrey'si olduğunun kanıtı olan filmdir.
- kendisinin komediden başka filmlerde de başarılı olabileceğinin kanıtıdır.
- filme yoğunlaşanları sonunda ağlatabilecek, bazı sahnelerinde de bolca hüzünlendirebilecek, aynı zamanda güldürebilecek yeteneğe sahip bir yapımdır.
gelinin kayınvalidesinin annesini hipnoz eden hokkabazla diyaloğu;
cem yılmaz(H):*şimdi gelinin nerede olabileceğini düşün, düşünnn düşünnn!
-ses yok
hokkabaz: belki de başka bir erkekle kaçmıştır?
gelinin abisi: öhöömm.
hokkabaz: düşünn düşünnn
kayınvalide: annne? anne cevap ver? anneeeee ya noldu?
hokkabaz: yoğunlaştı o yoğunlaştı
kayınvalide: ya anne ses ver. anneeee ya ses
hokkabaz: yoğunlaştı bi sn geçer panik yok bi sn.
sonuç bir cenaze kalkar evden.*
filmin konusu eh desek de film karakterleri de oldukça eğlenceli. ama konuda bir kopukluk ve bayağılık var. biraz daha fazla düşünülüp daha iyi halka sunulabilirdi. sonuç; sıradan , gidilmezse kayıp değil.
cem yılmaz'ın yönetmen koltuğuna daha bir ısındığının göstergesi; ayrıca yaratıcı kişiliğini gora'ya göre cok cok daha iyi ortaya koyduğunu düşündüğüm güzide film.
filmin insanlar tarafindan yuzlerinde bir tebessumle mi yoksa huzunlenerek mi hatirlanabilecegini yonetmenin son sahnedeki hamlesiyle degistirebilme yetenegine sahip oldugunu dusundugum guzel film.
filme genel olarak kötü denilemez, özellikle mazhar alanson tek kelimeyle "döktürmüş".
filmde en hoşuma giden olaylardan birincisi, emniyet kemeri mesajı dır, diyebilirim. öyle ki cem yılmaz, özlem tekin 'e emniyet kemerini bağlamasını söylemiştir ve yolculuklarını emniyet kemeri bağlı bir şekilde yapmıştır. bu güzel ve bence çok önemli bir ayrıntı. mesela gönül yarası filminde başrolu üstlenen taksici karakteri bile film boyunca bir kere bile emniyet kemerini bağlamamıştır. ikinci hoşuma giden olay da çanakkale şehitliği 'nin gidilmesi gereken bir yer olduğunu filmde mesaj olarak vermektir.
bu filme iyi veya kötü demek çok zor... her şey çok hızlı gelişiyor ve diyaloglar da yetersiz.mahsar alanson'nun oldukça iyi oyunculuğu filmi sürüklüyor,özlem tekin'de fena değil hani. tam bir film diyememem. cem yılmaz'ın önünde daha çok uzun bir yol var bu konuda maalesef.filmde bayat espriler de çok önceden tahmin ediliyor çoğu bu beni biraz rahatsız etti.
ben cem yılmaz hayranıyım diyebilirim daha iyisini yapabileceğinden eminim, ayrıca belirtiyim bu film türkiye'de yapılmış bir çok filmin çok üzerinde bir kalitede zaten.
bir kere filmde düzgün bir müzik yok ya da farketmedim müziksiz film olmaz,filmde bütünlük yok amatör sahneler var ayrıca çok kısa bir sürede çekilmiş gibi geldi film, öylesine çekilmiş izlenimi veriyor kimi zaman...
ve gelelim sonuna bir film böyle bitmez çok saçma olmuş komik filan da değil insanları şaşırtmak adına film rezil edilmez klib mi bu? ben istediğimi yaparım sizde onu izlemek zorundasınız
filmin bir sonu yok yani
her şey çok güzel olacak filminin yanına bile yaklaşmamış...