ntv deki 90 dakika isimli spor programında oldukça başarısız olan yazarımsı. Dikkat çekmek için değil belki ama söyledikleri bir insanda futboldan bu kadar mı anlamaz yahu. ne ofsayt taktiğini biliyor nede 3-5-2 sistemini. Hıncal uluçl'a kanka olmuş ama oda trendi olmasını sağlamadı.
hep aşağıdaki gibi veya benzeri bir diyalog yaşamak istediğim insan.
m*- oğlum bak yaşıtların işini gücünü kurdu, çoluk çocuk sahibi oldu, toruna torbaya karıştı. sen hala keşkedesin, yalnızlıktasın, aşktasın, meşktesin oluyor mu böyle?
h*- haklısın abi:(
m- hadi eğme başını dik dur. git çay söyle.. al şu parayı da gofret neyin alırsın.
h-oleey!
siyah beyaz sakallarıyla kendisini pandaya benzettiğim, bununla da kalmayıp o sakalları, saçı kesse nasıl bir tip olur acaba diye merak etmekten kendimi alamadığım kişi.
9 metre 15 santim uzunluğunda parmaklara sahip ve bu parmakları tvden izleyicilerin gözüne gözüne sokmaktan çekinmeyen spor yorumcusu. ve ayriyetten (bkz: korkuyorum).
şair ruhlu, zarif, karakteri düzgün adam gibi adam. ama futbol konusunda benden beter ve tv'de yorumculuk yapıyor. asıl konu, kamera bundayken yaptığı yorumlarda, hıncal'dan olur bekleyen bakışları yok mu. hıncal abisinin hiç bir dediğinden çıkmıyor. ya senin oturmuş bir kişliğin, bir insiyatifin yok mu, kullansana onu. niye hıncal abinden medet umuyorsun ki. emme basma tulumba gibi her lafında hıncal'a evet abi sepet abi.siz orada birbirinize muhalif değilseniz ne kıymeti kaldı.*
hıncal uluç tarikatının; şeyhine sıkı bağlarla bağlı, ağır abi pozlarında ahkam kesen, oysa bildiği yanıldığına yetmeyen, muhteris müridi.
bilgili olabilirsiniz, kültürlü olabilirsiniz, entelektüel de olabilirsiniz. evet ama, iyi güzel de bu hıncal abiye biat ve koşulsuz itaat durumları hepsini götürüyor be haşmet abi. neticede kafe basıp ahmet hakan a dayılanmakla gerçek yüzler ortaya çıkıyor.
trabzonsporun şampiyon olmamasındaki en büyük nedenin sistem tarafından kabul edilmemesi olduğunu söyleyen adam. bu medya düzeninde, istanbul takımları vazgeçilmez olduğu sürece zaten bir beklentimiz yok haşmetçiğim.
aşk, meşk, alaçatı zamanlarından arta kalan anlarda muhafazakarlığını gösteren yazar. tabii bir sıkıntım yok isterse en muhafazakar kişi olsun ama yaşadığı iki hayat birbirinden son derece uzak ve o bunları yaklaştırabildiğini sanıyor.
Vakıf olduğum bir konu olmadığından futbola dair yorumları nasıldır bilemiyorum ama hayata dair dokunup yorumladığı bir çok şey incelikle dolu, yüreğiyle yaşayanlardan ama bunu akil kalıp yapanlardan, böyle hissettiriyor bana. Gazete okumak ve haber izlemekten nefret ettiğim zamanlarda bile hiç tereddütsüz okuyabildiğim yazar. Ha yalnız bu şöyle anlaşılmasın, hafifletilmiş, çerez konular işlemiyor köşesinde, sadece hayatı, acıyı anlatırken bile en samimi ve yalın haliyle anlatıyor. Kiminle karşılıklı sohbet etme fırsatı bulmak istersin deseler onu söylerdim.
en sevdiğim yanı olaylara yeni bakış açıları getirmesidir. beğenirsiniz beğenmezsiniz o ayrı ama okuduğunuzda ben hiç bu yönden düşünmemiştim dersiniz.
örnek: yaşamdan dakikalar'da sunay akın oyuncak askerler getirmiş ve bunlar türk çocuklarının bir dönem en sevdiği oyuncaktı diye anlatıyordu. sonra da alman çocuklarının oynadığı oyuncak askerleri gösterdi. o figürler bizimkilerden farklıydı. bizim oyuncak askerlerimiz, elinde silah tutan asker figürleriyken; almanların ürettikleri figürlerde yemek yiyen, duş alan vs.. askerler vardı. tabi herkes bizim oyuncaklarımızı eleştirdi. ama haşmet babaoğlu 3 yorumcunun aksine şuna benzer şeyler söylemişti: '' ben sizden farklı düşünüyorum. bizim çocuklarımızın oyuncaklarını bir savaş oyunuyla sınırlayabilirsiniz. ancak diğer askerlerle her türlü oyunu oynarsınız; savaş figürlerini hayatın her alanına, çocukların her hayaline sokarsınız.''
Olayın hemen ertesinde büyük gazetemiz Güngören;deki patlamaları hangi örgütün gerçekleştirdiğine karar vermiş ve manşete çıkarmıştı.
Oysa polis açıklama yapmamıştı.
Bombanın karakteri hakkında kesin belirlemeler bir yana sadece havada uçuşan yalan yanlış tahminler vardı.
Söz konusu örgüt iddiaları yalanlıyordu.
Bombaların patlama biçimi hakkında ilk gelen bilgiler o örgütü olduğu kadar çok karanlık başka odakları da işaret ediyordu.
Durum hâlâ böyle!
Peki neden bu tavrı seçmişti o gazetemizin yazı işleri?
Bugün oturup yaptıklarının ertesi gün sokaktaki adamın zihninde ve sokakta ne kadar tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini düşünüyor, yanlış yaptık; diyorlar mı acaba?
Sıcağı sıcağına terörü ve teröristi adlandırmanın teröre karşı savaşta yarar değil zarar verdiğini söyleyen uzmanların sesine kulak vermeye niyetleri var mı acaba o arkadaşların?
Halka belki çaresizce ;lanetleme; imkânı veriyor ama aslında örgüt isimlerinin manşete çıkması örgütü sevindiriyor! Zaten terör bu medya pratiği ve pazarlaması üzerinde yükseliyor.
Bunu da mı bilmiyor bu gazetedeki arkadaşlar? Hiç sanmam.
Hepsi bir yana...
Tez elden dile getirilmiş enformatik kılıflı bir iddianın asıl faili koruyan bir dezenformasyon işlevi görebileceğini hiç mi düşünmüyorlar
Yoksa?.."
kendi grubuna yakın diğer yazarlar gibi istihbarat işlerini de öğrenmiş yazardır kendileri.
biz yukarıdaki yazıdan bunu öğreniyoruz.
gelecekte "taraftar" falan diye bir gazete kurmasını bekleyebiliriz.
kıçındaki kıllar kadayıf gibi olmuş halen alemlere akmaktan aşktan bahseden clubber köşe yazarı. futbol yorumlarında bile felsefe yapmaya çalışır garibim.