hayat

entry2345 galeri116 ses1
    741.
  1. sona yaklaştıkça bitmesini istemediğin şey. sex gibi yani.
    0 ...
  2. 740.
  3. bitmesi gereken iğrenç bir eşşşek şakası...
    0 ...
  4. 739.
  5. gariptir. sizin son icraatınız 2 hafta önce iken, erzurumdan gelen arkadaşınız perfect week'e doğru koşabilir.
    0 ...
  6. 738.
  7. sınav içinde sınav...
    tesadüfler yığını...
    mutlulıklar hep kısa sürer hayatta.bu yüzden anlata anlata büyütmemiz gereken kavramın mutluluk olması gerekirken biz mutsuzluklarımızı anlatıp daha da büyütürüz.
    yaşamayı bilene , mutlu olmak isteyene güzeldir hayat.
    pozitif olcaksın hayatta , hakkını yedirmiceksin ama.
    ömrün boyunca yaşadıkların ve yaşayacaklarındır hayat. içinden kötü anıları at bi kenara iyileri al eline avcuna , sahip olmadıklarını bi kenara bırak saahip olduklarını al yanına , ne kadar çok şeye sahip olduğunu , ne kadar mutlu olduğunu ve ne kadar güzel bi hayatın olduğunu göreceksin.
    0 ...
  8. 737.
  9. kötü sürprizleri her zaman daha çok olandır.
    0 ...
  10. 736.
  11. insanların monoton bir şekilde iş,güç,çoluk,çocuk için yaşayıp ölmesi.
    0 ...
  12. 735.
  13. hayat sürekli plan kurmaktır. ama her zaman başında sevgi vardır. iyi bir eş. bütün planların başında iyi anlaşacağın bir eş gelir. sonra para, iyi bir iş, ev, araba vs. çünkü mutluluk sadece sevildiğine emin olmaktır. hayattan tek beklentide mutlu olmaktır tabi. bu yüzden hayatın başında sevgi gelir. ama lanet olası sevgiden emin olmak mümkün olmamakla beraber, insanı iyimserlikten uzaklaştırır. bu yüzdendir hayat sürekli planlar kurarken, içinde bulunduğun hal ve durumlardan ötürü sürekli korkmaktır.
    0 ...
  14. 734.
  15. bir yarışdır ki kimsenin aklına bir gün öleceği gelmez.
    0 ...
  16. 733.
  17. ntv'de yayınlanan şahane belgesel. seslendirmesi tuncel kurtiz'e ait.
    0 ...
  18. 732.
  19. her gün beynimize yeni bir tokat atma aparatı.
    0 ...
  20. 731.
  21. 730.
  22. geriye dönüp baktığında dün gibi yarına baktığında zul gibi gelendir.
    0 ...
  23. 729.
  24. 728.
  25. doğduğumuz günden başlıyor kendisi. belki de hiçbir şey anlamadığımız onca gün ile devam ediyor bir süre. ilk hatırladıklarımızla çıkıyoruz yola. daha sonra öğreniyoruz aslında ne demek olduklarını. aslında neden burada olduğumuzu bile bilmiyorken, istikameti görmeden, bir gün gideceğimizi bilmek bile ağır geliyorken, türlü türlü hesaplaşmanın içinde boğuluyoruz. bazen kendimizi cümlelerle anlatamazken, bir bakışın aslında neler anlatabildiğini yanımızdakine anlatamıyoruz , gösteremiyoruz sevgilerimizi; aslında en çok gösterilmesi gerekeni.

    tüm kırgınlıklarımızı, sinirlerimizi, hırslarımızı, mutluluk ve kızgınlıklarımızı, sevgilerimizi, merhametimizi, saygımızı, alınganlıklarımızı ve daha bilimum akla hayale gelmeyecek yaşanmışlıklarımızı sığdırmaya çalışıyoruz. biz gittikten sonra ise tüm bunları uzunlamasına bir sandıkla birlikte toprak anaya hediye ediyoruz. kendi elimizle getirdiğimizi yine kendi elimizle götürüyoruz.

    kelebekler uçuyor içimizde. hepsi de birbirine çarpıyorlar; tıpkı bir ölüm dansı gibi, sonucunda yok olacağını bile bile yola devam etmek gibi, hayat gibi...

    çok kısa. yaşadığımız onca mazi, yaşarken uzun gelmesine rağmen, çok kısa.
    insanlar doğuyorlar, insanlar yaşıyorlar, insanlar seviyor ve seviliyorlar. ve değerli olanın hangisi olduğunu kaybettikten çok ama çok sonra anlayabiliyorlar. elini uzatıp tutacak kadar yakın değilken hem de.

    bir çift sözün, bir güzel tebessümün çok görüldüğü zamandır, hayatın zindan olduğu dakikalar. hayattan ne kadar zevk aldığımızı düşünmeden ölmek istiyoruz bazen; geride kalanlara ne olacağını düşünmeden ve umursamadan. aldığımız nefesin önemini suyun altındayken anlıyoruz, yürümenin verdiği güveni ise konduktan sonra. hep kaybettikten sonra...

    hayat, kaybettiklerimizi anlamakla geçirdiğimiz ve geri kazanabilme ihtimallerini didiklediğimiz kısa metraj bir film gibi; güzelliğine benzetme bulamıyorken, çirkinliğine devamız da yok. hüsnü kablel vukunun hayattaki silüeti güldürür gözleri.

    sürüyoruz, varacağımız yeri bilmeden. harcıyoruz sevgilermizi düşünmeden. her şey o kadar eşsiz ki; kaybetmeden anlaşılmalı değerleri.

    bir köpeğin kuyruğunu deli gibi sallatmak, ağlayan bir kadını burnunu çekerek gülümsetmek, bir çocuğu kucakta uçak yapıp hayallere daldırmak, annenin/sevgilinin yanağında bir gamze olabilmek, daha önce görmediğin bir yeri görme isteği, tatmadığın bir lezzete ulaşmak, koklamadığın bir kokuyu damarlarında hissetmek o kadar değerli ki... bir insana hayatım demek o kadar önemli ki...

    ben kaybettim hayatımı...!
    1 ...
  26. 727.
  27. kimi sevdiğiniz kimi incittiğinizdir.
    kimi mutlu kimi mutsuz ettiğinizdir.
    sizin olanları koruyabilme ya da mahvedebilmenizdir.
    dostluklarınızdır.
    neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir.
    hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir.
    içinizde sevgiyi taşımak büyütmek ve dağıtmaktır.
    ama en önemlisi yalnız başınıza asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi
    yapmak hayatınızı başka insanların kalbine dokundurabilmektir.
    başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz.
    ve hayat bu seçimlerdir zaten.
    hayat silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır.

    alıntı
    0 ...
  28. 726.
  29. 725.
  30. en az 30 yaşından sonra anlaşılabilendir.
    0 ...
  31. 724.
  32. seks yoluyla bulaşan ölümcül bir hastalıktır.
    1 ...
  33. 723.
  34. hep yalan söylemeye meyillidir. önemli olan doğruları söyletebilmek.
    1 ...
  35. 722.
  36. her şey tepetaklak giderken, hatta hayat yerinde durmuş bekletmenin sıkıntısını yaşatırken; birden her şeyin çözümü ayağına gelir ama sonra çok da uzun sürmez ve yine sarpa sarar. seni öyle bir yener ki yenilgiyi kabullendiğini gösterecek mecalin bile kalmaz.
    arada yaşattıkları halüsinasyondan ibaretmiş anlarsın, acısı fazlasıyla gerçek olup açtığı yara derinlere kadar inen.
    0 ...
  37. 721.
  38. cinsel yolla bulaşan bir hastalık der pit10 bunun için.
    0 ...
  39. 720.
  40. Ne başındayız yolun neden sonunda,hep ortasındayız yaşamla ölüm arasında.
    0 ...
  41. 719.
  42. 718.
  43. ''önemli işlerden arta kalan zamandır''.
    0 ...
  44. 717.
  45. hayat... sanki bir deniz, biz de suyun üzerinde ilerliyoruz. ama öyle böyle değil. ciddi ciddi adımlar atıyoruz. umarsızca... fütursuzca… kimi zaman öyle catwalkluk adımlar da yetmiyor boyundan büyük adımlarla giriyorsun devreye… ilk zamanlarda, deniz çok dalgalı, sen ise sanki ufak bir salın üzerinde çırpınıyor, bir an önce hızlı hızlı gitmek istiyor, ancak pek fazla yol alamıyorsun. halbuki o vakit denizin en sakin hali. sen küçüksün deniz büyük ya daha da çalkantılı geliyor. illaki… zaman geçtikçe teknen büyüyor, kalitesi ve hızı artıyor, ancak senin hızlı gitme isteğin git gide azalıyor. yavaş yavaş tadını çıkararak gitmek, etrafı seyretmek istiyorsun. ancak çocuklukta hızlı gitmek ne kadar zorsa, yaşlandıkça yavaşlamak da o denli zorlaşıyor. bütün motorlarını stop etsen bile artık kocaman bir gemi olmuş olan aracın çarşaf gibi denizin üzerinde hızla ve sessizce kayıyor. sen ise güverteden geminin pruvasının yardığı suların iki yana doğru açılarak uzaklaşmasını ve ufukta beliren karşı kıyının hızla yaklaşmasını hüzünle izliyorsun. ve tek eşlik eden sana... hay allah nerdeydi benim çakmağım?
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük