hayat garip,ve çokça acımasız bizlere karşı.onca yılın ardından ilk kez birini seversin.diğer yarın olduğunu,ömrün olduğunu hissedersin.o'nun da seni sevdiğine inanırsın.derken zaman geçer sevdiğin kişi senden uzaklaşmaya başlar,adeta kaçar,yalanlar söyler.saklanan bir şeyler vardır,hissedersin.başka birinin varlığından şüphelenirsin,varlığına ait delilinde vardır üstelik.kızarsın,bağırırsın,kovarsın ama için yanar.durmaksızın kanar kalbin.yine de vazgeçemezsin,vazgeçmek istemezsin.hep bir açıklama beklersin ama o açıklama asla gelmez.seni sevdiğini söyler,hep var ol der,kaderim der,bir tanem der ama kaçar.bin tane soruyla başbaşa bırakır.sonra her şeyin koptuğu bir anda o meşhum itirafı yapar.sevdiğiniz,gözünüzden sakındığınız kişi ciddi anlamda hastadır.bir anda anlarsınız tüm yalanların,kaçışların nedenini.bir yanınız inanmak istemez,öyle ya sadece türk filmlerinde olur böyle şeyler.inatla direnirsiniz ama bir yanınınız bilir böyle bir konuda yalan olamayacağını.keşke dersiniz,keşke beni hiç sevmediği doğru olsa da bu yalan olsa.yanına koşmak istersiniz,destek olmak,ellerini tutmak.hayatı paylaşmak istediğiniz kişidir o,böyle pıtı pıtı koşan çocuklarınız olmasını istediğiniz tek insan odur.siz böyle dersiniz de o istemez sizi.yanında olmanızı istemez.yerini bile söylemez size.bağlar elinizi kolunuzu.haklıdır kendince,kimseyi arkasında bırakmak istemez ve düşünmek istemez kimseyi.sizi taşıyamayacağınız kadar ağır bir yükle baş başa bırakır.bilmez yanında olsanız her şeyin daha kolay olacağını,bilmez sevginin gücünü.bilmez böyle yaparak kimsenin hayatından çıkılamayacağını,aksine daha çok içine saplanılacağını.yalvarırsınız yanında olmak için,işe yaramaz.hayır demiştir bir kere ve hayır diyorsa bu hayır demektir.elinizden gelen tek şey kalbinin bir an önce yumuşaması için dua etmektir.hayat ise tüm bunların arasında ellerinizden kayıp giden şeydir.artık bir hayatınız yoktur.o'nun yanında olana kadar da bir hayatınız olmayacaktır.
gariptir. gaiptir. bir kizi sev, vefat etsin. bir zaman sonra bir kiza asik ol. bu sefer o seni oldursun. mevzu sadece kiz mevsuzu degil. zira hayat bundan ibaret de degil. ve ben bunun farkindayim da.
muhim olan ve cok korktugum konu su(sizin de bu olmali): dunyevi hayatta cektigimiz onca cile ya gunahlarimiza kefaret olmuyorsa? ya isledigimiz gunahlarin cezasini ayri ayri tek tek ahirette de cekeceksek? insallah burda yasadigimiz vahim olaylar gunahlarimiza kefaret olur.
sevenler beraber olduklarında yaşamak ne güzel,
keşke zaman beraber olmadıklarında dursa.
bunu istemek çok şey istemektir. hayat yaşadığımız kadarın faturasını değil durmasını istediğimiz zamanın bile bedelini bize ödettiriken ancak işini acımasızca yapan bir banker olabilir.
dert dert dert
sıkıntı sıkıntı sıkıntı
kurtuldum dersiniz
en yakın arkadaşınız gelir
derdim var der.
derdi derdiniz olur
olması da lazımdır
ve hayat yeniden başlar
dert dert dert
sıkıntı sıkıntı sıkıntı
bahsedeyim biraz: aylardır hiçbir şeye ilgi duymuyorum. hiçbir şey heyecanlandırmıyor beni.
mutlu olmaya çalışmıyorum.
aşık oluyorum bazen, ama kız salak çıkacak ve onu eskisi gibi sevemeyeceğimi düşünerek yanına yaklaşmıyorum.
küçük heyecanlar olsa da 2 güne geçiyor. yazın avrupa'ya gideceğim belki kafam dağılır diye. yaza çok var.
yaşamak için bir amacım yok. ne çalışmak, ne para kazanmak istiyorum. sadece yaşamak ve ölmek istiyorum.
düzgün bir iş, bir diploma ve harika not ortalaması istemiyorum. üniversiteye gelmemin tek sebebi ailem. tercihlerimi de onlara yaptırdım zaten.
bu dünyaya katabileceğim pek bir şey yok ve bu acı veriyor.
bir gün öleceğim ve kimsenin beni hatırlamayacak olması daha da acı veriyor.
eskiden (ve bazılarını halen) deliler gibi sevdiğim kadınların başka erkeklerle olmaları, onları öpmeleri, okşamaları, onlarla sikişmeleri midemi bulandırıyor.
eğer ölmek için bir tuş olsa ve acısız-hızlı öleceğimi bilsem kesinlikle o tuşa basarım. ancak en acısız ölüm en uğraştıranı ve onun için bile uğraşmak istemiyorum.
bazı insanlardan nefret ediyorum ve bunu yüzlerine söyleyemiyorum. hatta kimseye söyleyemiyorum. sadece hissediyorlar ve "bizim hakkımızda böyle mi düşünüyorsun" diyorlar. o zaman bile doğruyu söyleyemiyorum.
korkağın tekiyim.
sırf muhabbeti hoşuma gittiği için karı-kız konuşunca abaza yaftası yiyorum. halbuki aşık olmadığım kıza sikimi sürmem. bunu söylediğimde insanlar hadi ordan der gibi bakıyor fakat ortalamanın üstünde kazancı olan bir ailede yaşıyorum ve her hafta parayla kadın alabilecek düzeydeyim.
bol bol kitap okuyorum. kitaptaki insanların sevdiği-sevmediği her şeyi en ufak ayrıntısına kadar bilmek hoşuma gidiyor.
arkadaşlarımın gereksiz tavırlarından nefret ediyorum.
insanların salak duygularından nefret ediyorum.
üniversiteye "kız kaldırmaya" gelmiş embesillerden nefret ediyorum.
ağlayan kadınlardan nefret ediyorum.
hayatımdan nefret ediyorum. çocukken bunu hayal etmemiştim ben.
ve tüm bunları değiştirmek için elimden bir şey gelmeyeceği için kendimden nefret ediyorum.
umarım en kısa zamanda ölürüm.
edit: bu yazıyı sadece yazarı ilgilendirecek derecede subjektif entry olduğu için silecek orospu çocuğu moderatörden nefret ediyorum.
hayat ne moruk biliyor musun ? saat 5.20'de kadıköy'ün bilmem ne sokağında, bilmem kaç nolu apartmanının, bilmem kaç nolu siktiri boktan evinde iki tane çıplak hatunla yatarken evdeki bozuk paraları bulup dışarı çıkmak.
çok içmişsin moruk. Bu lafım sana bak başkasına değil. Sanma ki bunu okuyacak başka birine yazıyorum bunu. kafama esti ama sırf sen oku diye yazıyorum bunu. sağa sola da bakma. aç archive'den again şarkısını, yak sigaranı oku bunu. kafan güzel moruk değil mi ? benim de öyle boş koy. o yüzden yazıyorum zaten. hani vardır ya amınakoyduğum hayatının insanın yüzüne vurduğu anlar. Hah işte tam da o denk geldi şunu yazmama sebep olan zamanda.
cebimde, evine misafir olduğum arkadaşımın biriktirdiği bozuk paralardan avucuma sığdırabildiğim kadarı vardı. çıktım moruk dışarı. amaç karın doyurmak, yeterse düşeşe bir paket sigara alabilmek.
önce sigaramı aldım tabi. kaçar mı ? sen olsan ne yapardın ? hiç kafa sallama hak verdiğini biliyorum bana. aç kalsak da talimliyiz be olm. gittim rıhtıma.
olm inanmazsın. bu saatte. sabahın 5'ini bilmem kaç geçerken, tezgahta sırf sarhoşlara, yola gitmek için turizm şirketlerinin önünde bekleyen insanlara, taksicilere sandviş satan adamlar var baban yaşında. Hayal et bakalım.. baban sabahın bu saatinde 5 kuruş için ekmek arası satıyor soğukta, yağmurda, kışta.
ah be reis.. amacım kafanı kaçırmak değil mübarek yıl dönümünün ertesi gününde. ama çıkana kadar ben de farkında değildim siktiğim dünyasının.
aldım hacı sandviç ekmeğimi. pastırma koydurdum içine. zeytin ezmesi, turşu, domates, bok püsür. karnın acıktı değil mi sabahın bu saatinde okuyunca ? acıkır moruk..
ama yanında aldığım 5 şekerli çayı içerken kaldırımın ıslanmayan yanında, önümden geçen ve sokakta yaşadığı her halinden belli olan o adam kadar acıkmamıştır.
kafam da güzel dedim ki, "abi karnın açmı ?" cevap vermedi moruk, insan olan anlıyor zaten halinden tavrından. elimi hiç korkak alıştırmamışım allahtan bu yaşıma kadar. böldüm en fazlasını, uzattım abime. aldı. "sigara içer misin" dedim, istemedi. dedim çay iç, al abim çekinme, ben de çok kaldım sokaklarda, kışın büyükçekmece'lerde çocuk parklarında yattım.
dudağımın değdiği yerden uzatmadıysam bardağı en adi orospu çocuğuyum. onun içtiği yerden keyifle tekrar içtim ben moruk anladın mı ? çünkü o adam kaç kişiye denk gelecek benim gibi, senin gibi ? senin gibi diyorum çünkü bunu okuduktan sonra o çayı onla paylaşmazsan ne adamsın, ne de insansın..
Ah be kardeşim. sığmıyor olm içim içime. evime yürüdüm sonra. yürüdüm, yürüdüm, inceden yağan yağmurla usul usul. beynimde türlü türlü düşünceler dolaşa dolaşa. sonra bir sokak köpeği. belli yani aç olduğu her halinden. sağı solu koklaya koklaya yürüyor az önümde.
cebimde kalmış en fazla birkaç lira para. bilmiyorum da ne kadar. sabahın bu saati. yel değirmeni'nde fırınlar açık. girdim birine, "abi dedim, ver şu köpeğin yiyebileceği bir şeyler". sağolsun 3-4 tane sosisli açma gibi şeylerden verdi.
inanır mısın moruk 40-50 metre peşinden gittim de durduramadım köpeği yemesi için onları. böldüm attım, çiğnedim attım önüne ama dönüp bakmadı kahpe.
işte moruk. bu yazı sadece sana. sanma ki başkası da okuyacak bunu. sadece sana yazdım ben bunu. al elini vicdanına ve duyarsız kalma çevrende olup bitenlere. Askerde şehit düşenlere, sokakta ıslak yatanlara, karnı aç gözü tok olanlara, gözü aç karnı yok olanlara.
bazen öyle anlar var ki hayatta, o köpeğin beğenmeyip yemediği açmayı yemek için dua eden adamlar görüyorsun sokakta. paylaş moruk neyin varsa. biliyor musun ne zaman öleceğini ? yarın ölüyorsun dese biri çıkıp "hassiktir lannn!" demez misin moruk ?
yarın ölecek gibi yaşa kardeşim. neyin varsa paylaş insanlarla, hayvanlarla, doğayla, tabiatla. topraktan geldin, dönüp dolaşıp gideceğin yer yine orası. ha cebinde 3 tane açmayla gitmişsin, ha çay içtiğin bardakta sokakta yaşayan bir adamın bıraktığı bir izle.
kefenin cebi yok ya hani, paylaşmayanın da yeri yok öbür dünyada...