hayat; bir çeşit dizginleme sanatıdır. içinden geldiği gibi yaşamak mutlu etmez. her istediğini yapabilmek; uyuşturucu krizlerine, arzu yitimine ve nihayetinde mutsuzluğa dönüşür. ve hayat bir çeşit umma sanatıdır. her şeyin gerçekleşebileceğini ummak tasarımıdır. ve gerçekleşen her hayal ölür öte yandan. Bir istek duyup, gerçekleştiremeyerek bir huzur salabilirsin kendine. komünistler de bu yüzden romantiktir.
geçen laflıyoruz.
birisi çıktı dedi ki,
"hayat bir çikolata kutusuna benzer içinden ne çıkacağını asla bilemezsin".
ben de dedim ki,
"hayat bi boka benzemeyen şeydir".
çeşitli bilgisayar yazılımlarının kurulumundaki toolbar eklentisi gibidir. zararları ayrıntılarda gizlidir. ne yaptığını bilerek devam edersen bu yolda, karşına "lanet olsun adamım bunlar da nesi böyle?! nereden çıktı bu aşşağılık şeyler, dostum?!" diyebileceğin şeyler çıkmaz. bilinçli bir şekilde ilerlersen temiz bir hayatın olur. tam olarak ne dedim ben de bilmiyorum ama görün işte, ne hale geldi hayatımız. hep bu toolbarlar yüzünden.
bir daha elimize geçmeyecek her anını güzel geçirmeye çalışmamız gereken uzun bir yol. sadece hatıralar,anılar ve şanslıysanız eşiniz kalır bir süre sonra sadece.
böbreğine zar atma sanatına iştirak edip, ilk zardan sonra körüklediğin o derin nefeste anasına avradına sövdüğün istanbul'un yatağına bin kez düşüp de hala bakirim demenin yüzünde bıraktığı utançtan da öte söndürülmüş bir izmaritin son kıvılcımlarına yetişen küçük bir tinercinin yapıştırıcı kokan nefesinde "saol abim" payitahtından yaşanası uçsuz başsız dinamit tadında bir melodrama..