ilk 3 film izletildikten ve bütün karakterler kafada oturtulduktan sonra 7 kitabının da bütün çocuklara okutulması gereken gelmiş geçmiş en iyi kitap serilerindendir. olayın heyecanı kaçmaması için diğer filmler kitaplar okunduktan sonra izletilirse daha iyi olur. çocuklarda hayal gücünü geliştirir.
harry potter'da ben lord voldemort'u tutuyordum baştan belirteyim marjinal olmaya çalışmakla da hiçbir alakası yok, filmler ve romanlar gerçeği yansıtmadığı için kötüleri de tutabilirim , voldemort denilen adam çalışkan, zeki, öngörülü, hırslı , hedefe emin adımlarla yürüyen, yetenekli, lider ruhlu birisi. Film serisi boyu Albus Dumbledore denilen bunak ve avaneleri voldemort'un önüne engel koyuyorlar ve harry potter da şans eseri ,zor bela voldemort'u yeniyor.
Şans ve yardım alarak hayatta kalan, yeterli zekaya sahip olmayan 'seçilmiş kişinin' olduğu bir kitap/film serisi. Dumbledore o kadar manipülatif bir herif ki, izlerken çileden çıkıyorum. Bir de evrenin tam olarak oturmaması ve yazarın hala kitapla ilgili bir şeyler çıkarıp, eklemesi var. Evreni ve konuyu sevsem de içinde çok fazla saçmalık olduğunu düşündüğüm seridir kendileri.
sanırım insanın hayatında bunlardan en az bir adet olmalı, biraz olsun aidiyet hissetmek, şu hayata bir gemi çapası misali demir atabilmek için. bu da harry potter'dır benim için.
sınırların epey geniş olduğu bir ölçekte özgürlükçüyümdür, 'isteyen istediğini yapsın'cıyımdır ama yok arkadaş. bu konuda eli kalem tutmamış, hayatı boyunca doğduğu kasabanın/köyün dışına çıkmamış bir dede bağnazlığındayım. bir yerlerde "pff harry potter mı.. çocuk musunuz abi ya" minvalinde laflar geçince elim ayağım titriyor, yumruğumu ısırasım geliyor.
saçma ve sağlıksız bir bağlılık olduğunun farkındayım ama sanırım bu da beni mutlu ediyor biraz. herkes bir ip bulmuş tutunmuş, bir şeylerin parçası olabilmiş. benim aidiyet hissedebildiğim pek bir şey yok. bu anlamda beni daha "insan" hissettiriyor harry potter. bu yüzden seviyorum belki de.