yaklasik 6 aydir giymedigim bir pantalonumu giydigim gun, birkac saat sonra elimi cebime attigimda kuru bir seye dokunmam. sonra ne ki bu diye cebimdeki seyi cikardigimda, kurumus bir hamam bocegiyle karsilasmam.
bir de uçan versiyonları vardır ki ardına bakmadan kaçıcaksın. bir gece vakti perdede gördüğüm deve gibi bir tanesini elimde raid spreyimle öldürmeye çalışırken yaratığın gelip üstüme konması ve ben onu saf saf yerlerde ararken, onun tişörtümün üstünde olduğu gerçeği ile yüzleşmem bana bunu öğretti.
insanlara karşı bağışıklık kazanan hayvan. mutfağa girdiğimde memelerini sıvazlıyordu şaka şaka tabakta kalan kek kırıntılarını yiyordu bu hayvan pislik yaratık. üstelik yanında kankagilleride var belki de ailesi, bu gece dışarda yiyorlar bir değişiklik yapalım demişler herhalde bir tanesi çok sevdiğim kola bardağımın ağız yüzeyinde kola damlacıklarını dahi içiyordu sözlük. hiç istifini bile bozmadılar lan ne bilim ben olsam bir noluyor kim ışıkları yakan terbiyesiz diye tepki verirdim. adamlar da tık yok. üstelik tezgaha sertçe vurmam bile bırakın kaçmayı hayvanları üzerime çullandırdı. o türksat 2a antenlerini bana doğru çevirerek birkaç saniye bakıştıktan sonra ailecek topukladılar. bu da böyle bir anımdır paylaşmak istedim saygılar.
14 lü yaşlarımda, eski evimizdeyim. orda halamlar var tabii. lavaboya gittim, sıcak ve nemli adana akşamlarında bu meredin üreyeceği bir güney mahallesinde.. ayakta masumca işerken kocamanından bir tanesine rastladım. üzerine işedim, beni kovalamaya başladı. bağırarak kaçtım.. gerisini bilmiyorum.
çok korktuğum böcek. *
hayır, o değil o kadar hayvanın arasında neden hamamböceği dimi?
daha 6 yaşında masum bi veledim, babaanneme kahvaltıya gitmişim. babaannem de marketten yeni aldığı 1 kavanoz zeytini tabağıma koyacak. lan böyle şey olur mu be? hala etkisindeyim. 1 hafta doğru düzgün yemek yiyememiştim. öyle iğrenç bi şeydi. neyse, işte koymuş getirmiş. ben tam çatalı alıp dokunucam zeytin sandığım şeye. kıpırdamaz mı birden. o şeyin varlığını tabağımda hissettiğim an ölmek istedim lan. az kalsın çatalımı batıracaktım, ramak kalmıştı. sonrasında uzaklaştım tabi oradan. bir daha da ne hamamböceği görmeye katlanabildim, ne de zeytin yemeye. *
geceleri terliklerimin içinden çıkan,mutfağa su içmeye gittiğimde ayağıma değen,gece rüyalarımda bana işkence eden kara antenli hayvan.evde onlara karşı alınmış binlerce önlem olmasına rağmen hala dirençle hayatta kalırlar.onlarla yaşamaya mahkumdursunuz.
şu yandaki resimlerine bile baktığımda beni, izlediğim en korkunç filmlerden sonraki halimden daha beter eden hayvandır. kusulasıdır kaçılasıdır. hele o antenlerini gevşek gevşek oynatışları yok mu? hayalet görmüşten beter eder insanı. *
az önce mutfaktaterlik ile savaş açmış bulunduğum hayvandır. 5 tane öldürdüm ama bana mısın demiyorlar. dalga dalga çoğalmaya devam ediyolar. detan gibi ilaçlarında etki ettiği falan yoktur.
an itibariyle bir kez daha şerefsizliğinin kirli yüzü, orp çocukluğunu göstermiş olan amaçsız böcek türü. her an ışığı açmanız ile birlikte gözünüzün önüne gelebilir, klozette işinizi görürken antenlerini kaldırıp size doğru bakarak oynatabilir... Yada az önce başıma gelen bir olayın benzeriyle karşılaşabilinir.
yaklaşık yarım saat önce masanın altına ayaklarımı uzattım. altımda mavi bir şort var. bir elimde gazoz'um diğer elimdede mousem. bir yandan soğuk gazozumu yudumluyorum bir yandan entry okuyorum. eskiciden 1 liraya aldığım fanla serinliyorum. klimalar dünya para. rahatım gayet yerinde. Ama bu rahat oluşum birilerine batmış ki beni gece gece katil etti, keyfimi kaçırdı. Bacağımda bir gıdıklanma hissettim. sanki biri bacağımın üstünde, kıllarımın arasında off road yarışı yapıyordu. hemen noluyo lan orda deyip bacağımı sertçe bi salladım ve odanın ışığını açtım.
Evet o. masanın altındaki çantanın altına saklanmış apar topar. fakat antenlerini gizlemeyi unutmuş şerefsiz. Nasıl keyfini bozdum lan ahaha der gibi oynatıyordu üstelik. hiç vakit kaybetmeden hale hazırda masanın üstünde bekleyen Raid böcek ilacını almamla beraber o şerefsizin üstüne sıkmam bir oldu. ve bir süre sonra kıllı antenlerini oynatmaz oldu. gebermişti saniyeler içerisinde. Aslında ayak baş parmağımla saklandığı ininde gebertmeyi isterdim fakat ilaca ayıp olacak diye yapmadım.
Okadar adi, şerefsiz böceklerdir ki karanlıkta can ciğer olurlar, bir arkadaşının göz göre göre can verdiği görüp karşı çıkmazlar, birlik olup meydan okumazlar. Gece gece üç kuruşluk keyfimi kaçırdılar.
son iki yıldır popülasyonunda düşüş gözlemlediğim böcek türü. einstein arılar yok olduğunda sonumuz gelecek demişti, şimdi de bu böcükler kayıplarda. acaba?
size başımdan geçen bir anımı anlatmak istiyorum...
bir yaz günü sevdicekle birlikte ufak bir tatile gitmek üzere niyet alınır, otelden rezervasyon yapılır ve otele ulaşılır. her şey çok güzel ilerlerken, kum, güneş, deniz vs vs vs hiçbir şey moralimizi bozamaz gibi görülmektedir. taa ki o geceye kadar...
tarih 13 haziran 2010 pazartesi saat 04.00 suları...
bütün gün deli gibi yüzmüş olan ndmmd, gece kütük gibi uyumaktadır. gün boyu tükettiği sıvı gıdaların artık mesanesine baskı yapmakta olduğunu hisseder ve derin uykusundan uyanır. sevdicek fosur fosur uyumaktadır. yanağına bi öpücük kondurur ve yataktan kalkar...
saat 04.01 suları...
ndmmd tuvalete doğru yürümeye başlar. nedenini bilmediği bir tedirginlik kaplar etrafını. bir an ürperir fakat yapacak bişey yoktur. o tuvalete girilecektir. tuvaletin kapısını açar ve ışığı yakar...işte o an... yerde nah kolum kadar bir hamamböceği ile göz göze gelir ve ardından çığlığı basar... sevdicek uykusundan kalkarak yanına gelir, o pis hayvanı yakalamak için harekette bulunur fakat hayvan ortadan kaybolmuştur. nere, nasıl ve bu kadar kısa sürede nasıl gözden kaybolmuştur? sorular soruları kovalarken ikili yatağa döner ve sabah olur...
saat 10.09 suları...
gece ki şokun etkisi altındaki ndmmd, tuvalete giderken olsun, balkona çıkarken olsun hatta adın atarken bile temkinli davranmaktadır. o, lavaboda makyajını yapan sevdiğini beklerken kahvaltı için üzerini giyinmesi gerektiğinin farkına varır. ama hava pantolon ve eşofman için çok çok sıcaktır, gözü yerde duran şorta ilişir.
saat 10.10 suları...
ndmmd t-shirt ünü giyer, şortunu alır şöyle bir düzeltir ve giyer. o ana kadar her şey normaldir. bir taraftan da sevdicekle muhabbet edilmektir. yavaş yavaş gece ki şok atlatılmaktadır. sevdicek gelir artık kahvaltıya inmek için hiç bir engel yoktur. tam kapıdan çıkarken, ndmmd'in aklına telefonu gelir. sevdiceğe beklemesini söyler ve içeri girer. telefon ele alınır, cebe sokulmak istenir, fakat cebin astarı kaydığı için telefon o cebe girmez. ilk önce elini cebine sokup astarı düzeltmesi gerekmektedir. nitekim öyle de yapar fakat...
saat 10.12 suları...
cepte yabancı bir cisim, bir yaratık hisseder, hareket etmektedir. orta parmağına bişey tutunmaktadır. çığlık, panik, şok ve sarsıntıyla el cepten çıkarır ve o geceki pis yaratıkla göz göze gelir... zaman durmuştur, hiç bir şey düşünemez, vakit-zaman eğrisi kaybolur ani bir refleksle yaratığı yatağa fırlatır. yorganın içine düşmüştür... sevdicek yetişir, bir kaplan edasıyla peçeteyle o mel'un hayvanın üzerine cullanır ve yakalar, ardından klozete atar ve sifonu çeker...
saat 10.15 suları...
şok üzerine şok yaşayan ndmmd, kahvaltı sofrasında boş boş bakınmaktadır. tatil zehir olmuş fakat öcü alınmıştır...
Siyah, parlak, iğrenç görünümlü, her pisliğe bulaşabilen bulaştıklarını her an bizede bulaştırma kapasiteleri olan, insanlar üzerinden geçimini sağlayan asalak yaratıktır. Önlem almazsanız her an azınlık durumuna düşebilirsiniz kendi evinizde.
geceleri korkulu rüyam haline gelen böcektir. her şeyi bilgisayar başında yiyince kokuya kırıntıya geliyor haliyle, bacağıma ve koluma tırmanan bu böcek beni hoplatmıştır. **