çocukluğunda topunun inşaata kaçmış olma ihtimali epey yüksek yazar.Azizim onlar nasıl eserler öyle, tecavüzler, cinayetler, zihin öldürmeler ve daha nice kötülükler?
Üslubun hoş ve akıcı; okutturuyorsun da bu ne karamsarlık?Kitaplarının ismi bile insanı bir yandan ürperiye bir yandan da meraka sevkediyor.
Gece kuşağındaki korku filmleri gibi bir edebiyat anlayışı, gerçekten acayip.
aforizma gibi etkili cümleler kurma konusunda inanılmaz yetenekli, imza günlerinde muhabbet ettigim kadarıyla oldukça zeki ve tutarlı, nick'ime konu olan romanlarında yazarı olan güzel insan.
az dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z. sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var. o alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. biri başlangıç, diğeri son. ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. yan yana gelip de birlikte okunmak için. aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. senin ve benim gibi...
--spoiler--
Sorarlarsa, 'ne iş yaptın bu dünyada ?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: 'yalnız kaldım. Kalabildim ! Altı milyarın arasına doğdum ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından.'
--spoiler--
az adlı romanında olay kurgularıyla "hadi canım" , "yok artık bu kadar da olmamalı" gibi tepkiler verdiren yazarımız.sadece bu kitabını okudum. ayrıca okurken bu kurgu konusunda elif şafak havası seziyoruz ufak ufaktan.gerçekten çok doğal bir dil kullanıyor. belki de kitabı elden bırakmama sebebimizdir bu. küfürleri bile sanki ben söylüyormuşum hissi uyandırıyor insanda.
ancak naçizane şunu belirtmeliyim ki bunca olayı anlatırken, daldan dala sürüklüyorken bizi keşke biraz daha o dallarda dursak, meydana gelenler her neyse biraz daha derinden anlatsa bize de tadına doysak. sanki bayram günü sayısız misafir gezmeye giden bir aile babası telaşı var üzerinde. azıcık soluklanıp da sakin olsa sanırım 2. bir tutunamayanlar ortaya çıkarabilirmiş. *
eserdeki oğuz atay vurgusu ve anlatımı için ne denebilir bilmiyorum. mükemmel, harika, enfes gibi bir sürü sıfat sanırım.
''Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun, üzülürsün, pişman olursun, sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın.''
Malafa adlı kitabında aşk için ''Akdeniz'in tuzlu suyunda gözlerini açamayan geçici körlere sunulmuş bir deliliktir.'' tanımını yapmış çok fena göze girmiş yazardır.
Zor değil dedi kendi kendine. insanları anlamak zor değil. Hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında. Biraz dikkatli bakmak yeter. Haritalara benzerler: Ölçeklerinin nerede yazdığını bulana kadar korurlar esrarlarını. Sonra bir güneş kadar bilinir hayatları. Sarışınlara benzeyen hayatları. Güzel ama aptal hayatları..
kalemkahveklavye dergi'nin öz konseptli 9. ve jübile sayısında konseptle ilgili bir röportajı bulunan yazardır. yeni çıktı efendim, taze taze. dergiyi temin etmek için buyrunuz:
dostoyevsky'nin daha gerçekçi ve marjinal hali olan, hikayelerinde daha çok soyut kavramları ele almasına rağmen sıkmadan okutan, yeni nesil türk edebiyatının incisidir. kim bilir diye düşünüyor insan, belki 100 yıl sonra bizimde tıpkı ruslar gibi övünüp, heykelini dikeceğimiz bir gogol, puşkin, dostoyevski'miz olacak. yeminle o kudreti görüyorum hakan günday'da.
2000'li yıllar türk edebiyatının kayıtsız şartsız en iyi edebiyatçısı, daha doğrusu romancısıdır. son kitabı azda da gözlendiği üzere oğuz atay'a gereken değeri verdiğini belirtmiştir. çünkü gariptir, birçok edebiyatçı oğuz atay gibi bir yazarımızı neredeyse yok saymaktadır.
--spoiler--
Diyebilirsin ki, bir insanı fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum...Az...
Sen de fark ettin mi? Az, dediğin küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...
Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...