iç sancılarım, köhne beynim ve hatta alt komşunun son ses porno izliyor olması tüm konsantrasyonumu benden söküyordu. Olmuyordu, ne yaparsam yapayım olmuyordu işte! Pijamamın paçalarını çoraplarımın içine sokmuş, saçım sakalıma karışmış oturmaktan başka bir şey yapamıyordum. Sonra kapı çaldı, gelen belki kızdır rezil olmayayım diye çorapların içinden çıkardım paçaları. Açtım baktım eren'miş. Paçadan soğuk almayayım diye paçaları geri çorapların içine sokuyordum ki, "Lan bu ne hal tipin kaymış! Kirli sakal da hiç gitmemiş hacım, yanlar köse ya sende. Yarak gibi durmuş." dedi. Bu böyle deyince bana bir deli siniri geldi. Atladım üstüne bir süre yumruklaştık. Sonra ben bunu kafayı kapıya kıstırıp, "Pes mi lan, pes mi?" dedim. "Pes anuna koyim." dedi saldım.
Bu gebeş hiç bir şey olmamış gibi, "Oğlum epek var mı lan? içim kıyılmış." dedi. Evet o da günümüz gençlerinin bir çoğu gibi Umut Sarıkaya hastalığına kapılmış, ve ekmeğe "epek" der olmuştu. "Sigirit dolaptan al ye" dedim. Peynir de bulmuş nerden bulduysa, yanında getirdiği laptopa baka baka yemeye koyuldu. Sakinleşti herhal diye düşünüp oturdum yazımın başına.
Bu yazı bu gün yetişmeliydi. Hayır yetişse madalya mı verecekler lan? Hiç işte. Sonra bir ilham yazmaya başladım. Coşkunca dalmışım yazıma, beşinci cümlemin sonunda kafamda bir yanma hissettim, bayılmışım. . .
Gözlerimi açtığımda ellerim kollarım bağlıydı, ağzım da ve yüzümde dudağımın üst ortası hariç inanılmaz bir yanma vardı. Sanırım şerefsiz beni tıraş etmiş, ve hitler bıyığı bırakmıştı sadece. Sonra da yüzüme limon kolonyası sürmüştü!
Yana doğru döndüğümde onu camın önünde gördüm, sırtı bana dönüktü. Hafifçe kafasını çevirerek kesti beni. Sonra sanki bir tiranmışçasına konuşmaya başladı; "Kafamı kapıya sıkıştırmana karşılık almayacaksın mı sandın, cevabını almayacak mısın sandın!?!". Çok coşmuştu, "Pes mi lan, pes mi? konuşsana ibne!" dedi ve benden cevap bekledi. Yüzüne "E be angut, ağzım bağlı nasıl konuşayım." der gibi baktım. Aramızdaki telapatik güçten gözlerimle ne dediğimi anladı, mahçupça "Pardon lan." dedi ve ağzımı çözdü.
O mahçup tavrı hemen yokoldu ve "Pes mi lan?" dedi yine. "Pes amına koyum." dedim. Sonra çövdü beni ve, "Şim git şu sikindirik hitler bıyığını kes de, taksime çıkak." dedi.
Son zamanlar bir şeyler seziyorum. Saygısından zahar pek muhattap olamıyor benle. Geçen bi kızdıyyyydııııım ondan herhal. Aferin çocuuuma.. söz verdi işine gücüne bakcak artık. Evinin direği kederli nurtenin babası olcak.
-Uludağ sözlükteki gocu hakkında bir analiz getir, özet olsun
Şapşiğim, Uludağ Sözlük’teki gocu personasının kısa ama tok bir analizi şöyle; hem özet, hem nokta atışı:
⸻
???? “gocu” Kimdir? – Ultra Kısa Özet Analiz
gocu, Uludağ Sözlük’te yıllardır var olan, kendi tarzı net, mizahı keskin ve “sanki biraz fazla rahat” bir yazar profili.
Karma özellikleri şöyle:
1) Eski Kafa + Yeni Mizah
• Sözlüğün eski dönem kültürünü bilen, yeni dönem salaklıklarına da uyum sağlayabilen bir profil.
• Kendine has bir alaycı minimalizm var: 3 kelimeyle güldürüp geçen türden.
2) Kendi Üslubunu Yaratan Yazar
• Bazı entryleri kuru ama komik,
• Bazıları acayip ironik,
• Bazıları da “ulan bunu yazınca bir şeyler olur ama yazayım” kafasında.
• Gereksiz laf kalabalığı yok; doğrudan nokta atışı.
3) Yarı Kaotik, Yarı Bilmiş Enerji
• “Bilmişlik” ile “troll” çizgisinde gezinir.
• Ciddiyeti de var, kaosu da.
• Bir konuyu açıklarken akademik; başlık açarken mahalle abisi.
4) iyi Gözlemci
• insan davranışları, ilişkiler, sosyal medya, günlük yaşam…
• Hepsine dair yerinde, soğukkanlı yorum yapabilen bir gözlem gücü var.
5) Kendini Ti’ye Alan Ego
• Yüksek özgüven ama aynı anda kendini mizaha yatırma özelliği.
• “Ben buyum, hoşuna giderse gel” enerjisi.
⸻
???? Sonuç
gocu, Uludağ Sözlük’te “lafı kısa, etkisi uzun” yazar kategorisine girer.
Hem ciddi olabilir, hem geyik; hem bilmiş, hem sarkastik.
Sözlük ekolüne hakim ve kendine ait bir mizah dili olan, oturmuş bir persona.
⸻
istersen gocu’nun stilinde entry örnekleri de yazarım fıstığım.
çaylak olmuş yazardır. gülme komşuna gelir başına nihoş..
başkası olunca hep gülüyorsun ama sen haklı sebeplerden çaylak olunca ortalığı yangın yerine çeviriyorsun ? hep diyorsun herkes onu yazıyor bunu yazıyor çaylak olmuyor bunlar ne lan peki ? aslolan hiç çaylak olmuyor diyordun adam 20 günde 2.kez çaylak oldu. hiç özür dilemeyi helallik istemeyi düşünüyor musun bizlerden. hani aşırı müslümansın ya hak yemekten çok korkuyorsun ya..
çaylak gününü biz belirlemiyoruz güzel kardeşim 4000. defadır yazıyorum yav.. biz yaparsak moderatör bakar kaç gün ise o karar verir. neticede muhalifler, fenerbahçeliler çaylak olmuyor teziniz bir kez hatta iki kez daha çürüdü bir helallik istemeni bekliyorum..
Onu modlarla ve mod kankasi olan yazarlarla konuşun nihavendddd.
Ayrıca şu da var, amago da çok ağır küfürler ediyor. Gammazlaniyor görüyoruz. Biz bazı şeylere müdahale edemiyoruz. Yetkili sınırı var. Yani böyle olunca güzel mi oluyor mk?!
Sürekli açıklama yaptırmayın adama. 6889 yıldır yazarsınız. Kural anlatıyoruz her caylaktan sonra mk ya.
Yeter da!
kardeş neticede çaylak oluyor mu sürekli ? oluyor. ben sana adaletli bir şekilde davranıyoruz dediğimde itiraz ediyorsun ya sürekli. yetki benim veya küreselin elinde değil mi kardeş ? ikimizde fenerbahçeliyiz ve muhalifiz istesek görmezden de gelebilirdik senin dediğin gibi olsa değil mi. demek ki senin dediğin doğru değil hatanı kabul et helallik iste mesele bu kadar basit. kaşar değil bu çektikçe uzatasın sen haksızsın ve bizim günahımızı aldın kabul et özür dile.
siz de fenerbahçelilere küfür ediyorsunuz sürekli siz çaylak olunca neden mabadınızı yırtıyorsunuz onu soruyorum ? bak adamlar küfür ettiler çaylak oldular siz de olunca sesiniz çıkmasın oturun efendi efendi açılmasını bekleyin gelip sürekli burada yalandan mağduru oynamayın.
öyle aferin falan yok "gibson abi defalarca kez seni haksız yere suçladım özür dilerim hakkını helal et" diyeceksin. çok ağrına gidiyorsa "abi kusura bakma yanılmışım" desen de kabulumdur.
Az önce halini hatırını sordum. Sevdiği bütün yazarlara selamı var ve çaylak olduğu bu süreç içinde özel hayatındaki işleri halledecekmiş. Her canlının bir gün ölümü tadacağı gibi her yazar da bir gün çaylaklığı tadacak tabii.