42. bölümün hikayesi the hangover'den alınmıştır, evet anladık lakin orjinalindan kat be kat daha komik olmuştur. ben olaya daha çok öyle yapılmaz böyle yapılır mantığıyla bakıyorum çünkü son yıllarda hiç bu kadar gülmemiştim.
21.27.04.2010 tarihinde yayınlanan son bölümünde "the hangover" adlı filmden esinlenen dizi. özgün olmak en iyisidir ama uyarlamanında böyle güzeli yapılacaksa hiç bir sorun yoktur, dedirtmiştir bana. filimde kahramanlar mike tyson'ın kaplanını kaçırmışlar hatta fordlamışlardı da. allah'tan burda sinan şamil sam'ın kangal köpeğine falan birşey yapmadılar.
42. bölümününün seneryosunu the hangover dizisinden kopyaladığını leziz bir şekilde haykıran dizidir:
--spoiler--
sarhoşken dükkandan mal kaçırdıklarının farkında olmayan koyu bilal ve müfik'e koyu bilal'in babası dükkanın güvenlik kamerasının kaydettiği görüntüleri izlettikten sonra koyu bilal şu lafları sarf eder:
-yav baba, bu aslında yabancı bir film, üzerine komik dublaj yapmışlar.
--spoiler--
zaten bu dizinin hiçbir bölümünün senaryosu özgün değil. bu dizi, senaryonun üzerindeki komik bir dublaj. çok komik bir dublaj.
senaryosunun incelikleriyle değil, üslubunun ve söyleminin incelikleriyle güldüren, salı günlerine tat katan şahane bir dizi bu.
karikatür dergisi gibi...dizi olarak izlemediğim bir dizi, her sahne bir karikatür sanki, mürsel ve zekai karikatürleri süper.
şukufenin çıtır davranışları da bayıyor, neydi bugün tayançın abisine süzülmeler, baygın baygın bakmalar öyle, uzunca bir süre kendime gelemedim, midem bulandı yaw.
ulvi gittikçe yavşıyor, eskiden bu kadar itici değildi valla
sürekli izlemeyeceksin ki sıkılmayasın
yıllar sonra efsane 42. bölüm diye hatırlanacak bir bölüme imza atmışlardır.
bitiminden 8 saat geçmesine karşın hala yurdun dört bir yanından yarılma haberleri gelmektedir.
muazzez anne'nin felaket senaryolarıyla yedi numara*'ya; ulvi'nin densiz konuşmalarıyla kaygısızlar***'a selam gönderen hatta selam göndermenin de ötesinde saygı duruşu yapan dizimiz..
42. bölümü müthiş derecede hangover filmini anımsatan dizi. alkol muhabbeti, polis muhabbeti, damadın kaybolması, yeni gelin, güvenlik kamerası... kısacası tıpkısının benzeri. cidden enteresan.
edit: aklıma geldi söylemeden edemeyeceğim. devir abi biraz daha yakışıklı ve genç olsa, aynı olmuş derdim vallahi.
42. bölümde cevahir şukufesine okuduğu şiirle duygulandırmıştır. bu kadar saf bir anlatımla üstelik.. hoş.
--spoiler--
komşu kızı sensizliği kime haykırayım?
hasretini dokudum aşk tezgahında
yalnızlığımı haykırdım dert dergahında
müsibet karanlıklar yolumu keserken
mutluluğu buldum senin güzergahında
--spoiler--
uzun bir ara vermiştim diziye tekrar bugün yeni bölümünü izleyince o uzun zamandır gülmediğim kadar gülmekteyim. 40 küsür bölüm olmasına rağmen kabak tadı vermemesi başarılı bir dizi olduğunun göstergesidir.
az önceki duş yapan nancy'i bekleyen üçlünün sahnesi şahsımı çay içerken yakalamış, sonrasında pek de hoş şeyler yaşanmamıştır. türk dizileri tarihinin efsane sahnelerinden biriydi.
her sahnesi adeta bir karikatür gibi çok gülücüklü dizi. metin o kadar akıllıca yazılıyor ve o kadar komik ki, sadece yazılı metini çıkarsalar ekrana o bile güldürür. bazen oyuncular bile yetişemiyor metne. ara ara espirileri yiyorlar. senaristlere helal olsun lan.
senaristliğini bir mizah dergisinde çizen ve yazan iki güzel insanın yaptığı dizidir. repliklerdeki espirilerin tadı nerden geliyo! diye düşünmeye gerek kalmamıştır.