yüreğiyle yalnız kalıyor insan. onun istediği gibi davranıyor, istediği hayalleri kuruyor mutlu oluyor. Hatta belki o hayalleri kurarken uyuya kalıyor belki de hayallerinin hiç gerçekleşmeyeceğini düşünüyor. işte o zaman anlıyor hayatı.
gecenin tüm yanlızlığı ve sessizliğinin hakim olduğu anlarda; sadece akla gelenin ayrılık acısını yaşatmış, içte ızdırap olmuş sevgiliyi hatırlattığını anlatır. şarkının şifresi son kıtanın "sevmedim hiç neden böyle seveni" dizesinde gizlidir. bu dizede karşılık görülmüş bir aşkın, istem dışı bittiği gizlidir. *
kemanın sanki kalbe kanı uçuran damarlarda çalındığı, cengiz kurtoğlu'nun unutulan kasedinde bulunan en güzel şarkılarından birisidir. öyle acıklıdır ki, dineleyen kişi, ertesi güne cenazesinin kaldırılmasını isteyecek derecede, hüzne bağlanır, karanlığa bürünür, siyahlardan çıkmak istemez, acı çeker, sevdalarından bir bukle gelir gözünün önüne...
edit: güzel keman icrasının icatı bulunmuştur:
(bkz: ferda anıl yarkın)
Gece olunca bu şehrin sokaklarında,
Birisi yürür.
ince sakalları, çirkin yüzüyle
Kaldırımlarda karanlıklara bürünür.
Hiç kimse görmez onu.
Ben görürüm
Ben yürürüm.
Gece olunca,
Biri kibrit çöpüyle denizi yakar.
Duygu buharlaşır,
Şehrin üstüne inceden bir yağmur yağar.
Hiç kimse ıslanmaz.
Ben yağarım,
Ben ıslanırım.
Gece olunca,
Bu şehri buram buram efkar basar.
Biri oturur; türküler okur, şiirler yazar.
Hiç kimse duymaz onu.
Ben duyarım,
Ben okurum,
Ben yazarım.
Ve gece bitince...
Deniz söner,
Yağmur diner,
Şiir biter.
Ben sönerim,
Ben dinerim,
Ben biterim.