koduğumun ruh halidir. ulan bira alırsın güzel bir şarkı açarsın sigaranı tüttürürsünde geçmez. pis bir durumdur. geceyi seven insanın yaşamaması gereken durumdur.
tam ne güzel bilgisayarı kapatıp yatacağım arkaplanda youtube açık bi şarkı çalmış bitmiş kalmış öyle. sekmeleri tek tek kapatırken youtube'da geldim ve önerilen şarkılarda gökhan kırdar - üstüme basıp geçme. yani böyle eski sevgiliyi yolda yürürken başka bi erkekle görürsünüz ya kitapsızım aynı etkiyi yaptı play tuşuna basar basmaz. tabi uyku yalana bağladı. ne güzel söylemiş adam.
--spoiler--
bıraksan da elimi sevgim bana yeter
susarım öpüşüne avunur da söylemem
belki yalandır, oyundur derim ya
yine de korku basar
--spoiler--
he yalan amk he. yetmiyor bi sikim yokluğunda. yani tamam aramıyorum takmamaya çalışıyorum ama gece olunca bana böyle şarkılar gelince vuruyor beynimden.
--spoiler--
isyanım yanışıma ölüm bile susuyor
ardına dönüp giden sen misin a kadın
gururum yere düşer yeter ki bak yüzüme
üstüme basıp geçme yar
--spoiler--
bu dörtlüğe yazarsam muhtemelen tekel kundaklamaya giderim. o yüzden dokunmuyorum. dokunursam yanarım *
sözün özü çok özledim lan kitapsız seni. ama yemin ettim sadece özleyeceğim. sadece özleyeceğim ki ilerde geriye dönüp baktığımda seninle ilgili güzel şeylerim olsun.
fazla düşünmektendir. pencereyi aç derin nefesler alıp ver. dertlerin kalıcı olmadığını aklından çıkarma. olumlu ve güzel düşüncelerle yatağına gitmeden önce bi elini yüzünü de yıka, fena olmaz.
gelecek kaygısı, ekonomik şartlar, geçmişteki pişmanlıklar, bir daha asla sarılamayacağın insanlar… Hepsi bir arada kontra atakla saldırınca gelen bunalımdır.
gündüz insanın kafasını dağıtacak bir şeyler mutlaka bulunuyor. iş güç, telefon, trafik, insanlar, gürültü derken düşünmeye pek fırsat kalmıyor. sonra gece oluyor, herkes kendi köşesine çekiliyor ve insan bütün gün ertelediği düşüncelerle baş başa kalıyor.
bir anda geçmişte yaptığın hatalar, hiç yaşayamadığın ihtimaller, kaybettiğin insanlar ve gelecekte ne olacağı üşüşüyor aklına. ortada yeni bir sorun bile yok belki ama sanki bütün hayatın yanlış gitmiş gibi hissediyorsun.
en kötüsü de neye üzüldüğünü tam olarak açıklayamamak. ne ağlayabiliyorsun ne de içinden bir şey yapmak geliyor. sadece bir süreliğine her şeyden uzaklaşmak, kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmamak istiyorsun.
sabah olunca çoğu şey aynı kalacak ama insanın içindeki ağırlık biraz hafifleyecek belki. gece düşüncelerinin her zaman gerçeği anlatmadığını, bazen yalnızca yorgun bir zihnin sesini yükselttiğini bilmek gerekiyor.
bazı geceler hayatı çözmeye çalışmamak, sadece sabaha ulaşmak bile yeterlidir.