gündüz insanın kafasını dağıtacak bir şeyler mutlaka bulunuyor. iş güç, telefon, trafik, insanlar, gürültü derken düşünmeye pek fırsat kalmıyor. sonra gece oluyor, herkes kendi köşesine çekiliyor ve insan bütün gün ertelediği düşüncelerle baş başa kalıyor.
bir anda geçmişte yaptığın hatalar, hiç yaşayamadığın ihtimaller, kaybettiğin insanlar ve gelecekte ne olacağı üşüşüyor aklına. ortada yeni bir sorun bile yok belki ama sanki bütün hayatın yanlış gitmiş gibi hissediyorsun.
en kötüsü de neye üzüldüğünü tam olarak açıklayamamak. ne ağlayabiliyorsun ne de içinden bir şey yapmak geliyor. sadece bir süreliğine her şeyden uzaklaşmak, kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmamak istiyorsun.
sabah olunca çoğu şey aynı kalacak ama insanın içindeki ağırlık biraz hafifleyecek belki. gece düşüncelerinin her zaman gerçeği anlatmadığını, bazen yalnızca yorgun bir zihnin sesini yükselttiğini bilmek gerekiyor.
bazı geceler hayatı çözmeye çalışmamak, sadece sabaha ulaşmak bile yeterlidir.