eskiler "kahkenin üçü antebin içi" demişler. sözler içinde bu sözün bir yeri varmış yedi sene sonra yeni anladım. bir gün nasip olsa da temelli dönsem hayalleri bir yandan kendini gerçekleştirme hayalleri bir yandan. zor imiş.
tbmm bir atatürk'e bir de gaziantep'e gazi ünvanı vermiştir. atatürk gaziantep'in bey mahallesi'ne kayıtlıtır nüfusta. bu anlamda atatürk gaziantepli diyebilir miyiz, bilemiyorum.
atatürk diyor ki: türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük türk köyü gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler. en eski çağlardan beri tarihi türk yurtlarında, türklüğün yüksek varlığını kahramanlıkla tespit etmiş olanlarla şahsen beraber olduğumu beyan etmekten duyduğum zevk ve saadet yücedir.
ayrıca;
ata diyor ki; bu tek türk şehri hiç bir yerden yardım görmeden kendi kahramanlığı ile kendini kurtardı ve gazi unvanına layık olduğunu ispat etti. gazianteplileri o gün olduğu gibi bugün de derin saygıyla takdir ederim.
türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük türk köyü gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler.
en eski çağlardan beri tarihi türk yurtlarında, türklüğün yüksek varlığını kahramanlıkla tespit etmiş olanlarla şahsen beraber olduğumu beyan etmekten duyduğum zevk ve saadet yücedir.
dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birinin üzerine kurulmuş şehirdir. şehrin tarihinde de günümüzde de ticaret ve zanaat önemli bir yer tutmaktadır. tüm bunların yanında şehirle ilgili en önemli olay herkesi hayran bırakan yemek kültürüdür.
tam ortasında duran kaleden bakılınca kendisine sanki eski bir çağ filmi için hazırlanmış sahne gibidir. gerçekten kadim bir şehir. eski ve efsunlu bir havası var.
zincirli bedesten'i izmir'deki kızlarağası'nın ufağı. ilave olarak baharatçıları var. çok meşhur olan imam çağdaş'ta yemekler güzel ama dışarının iki katı fiyatlı. yalnız ayran sunumlarına bayıldım. mekan da gayet hoş. kalesi dışarıdan kaleye benzemiyor. trafik biraz karmaşık. turistik gaziantep çarşısı ise şimdiye kadar gördüğüm en kötü yer. bir kere turistik falan değil. gaziantep birkaç günlüğüne gezmek için güzel ama yaşamak için bana göre bir yer değil. bir kere deniz yok.
türkiye'nin, istanbul, ankara, izmir, bursa ve adana'dan sonraki altınci büyük kenti. aynı zamanda güneydoğu'nun en büyük şehridir.
kesinlikle gidip görülmesi, gezilmesi gereken memleketlerimizden bir tanesi. özellikle türkmen nüfus ağırlıkta, canlı ticaret merkezi, güneyin paris'i denilebilecek güzide bir ilimiz.
ayrıca gaziantepspor taraftarıyla, türkiye'de bursaspor, trabzonspor, eskişehirspor, ankaragücü gibi takımlarla beraber en ateşli taraftara sahip anadolu takımlarından birisi.
şehircilik olarak batıdaki bir çok yerden daha modern olan ancak bununla birlikte kendine has bir kültüre sahip olan ve kültürü yaşatan, memleketimdir. antepte, tüm ekonomik sınıftan insanlar yaşamaktadır, asgari ücrete geçinen insanlar ile o insanların patronlarının yediği dürüm arasında pek lezzet farkı yoktur, hatta mahalle arasındaki bir çok mekan, tanışmış mekanlardan daha kalitelidir.
Antep'e yolunuz düşerse, dışarıdan doyduğunuz mekanlara gitmek yerine, sokakta birine selam verip, katmeri nerede yiyebilirim dayı diye sorabilirsiniz, sormalısınız.
Ayrıca gaziantep şehir merkezi ile ilçeleri arasında, kültür ve şive farkı da mevcuttur.
yolu oradan geçenler ya da yolu oradan geçmişlerle tanış olanlar bilir "aabi antep öyle bir gelişmiş kii avrupa avrupa yaa" mottosuna ev sahipliği yapan şehirdir. bu şehirden ne zaman bahsedilse 'entebin khamamları' gelir aklıma.
bu vatansever şehrin kalbine bırakılmış bomba, hiç bir zaman bu vatandan vazgeçmelerine sebep olmayacaktır. fahri gaziantep'li olarak tüm hemşehrilerime geçmiş olsun diyorum.