uefa kupası gruplarından sonraki ilk durağı fc bordeaux olan takımım. çekilebilecek en normal kuralardan biriydi bakıldığında ama insan artık farklı bir tat arıyor bu maçlarda. devamlı aynı takımla eşleşmekten gına geldi.
eşleşmeye bakıldığında galatasaray için gayet iyi oldu. kış zamanında kuzeye gitmek iyi olmazdı açıkçası. çünkü takımlarla yapılan mücadeleden çok daha fazlası hava ve saha koşullarıyla yapılıyor. en azından galatasaray sadece karşısındaki takımla mücadele edecek. bu maçın ikinci güzel tarafı ise ilk maçın deplasmanda olacak olması. eğer yanlış hatırlamıyorsam bundan önceki iki karşılaşmamızda ikinci maçlarımız hep onların sahasında olmuştu. şimdi bu döngünün kırılması da önemli. ve tabii ki bu sene galatasaray'ın deplasman performansı bir başka önemli etken. gruplarda oynanan maçlar bunu gösterdi açıkçası. bir de kim ne derse desin galatasaray'ın bu eşleşmedeki en önemli şansı milan baros. senelerce fransa'da oynamış bir golcünün orada kendisi kanıtlama isteği belirleyici olacak bu maçlarda. ne demek istediğimi anlamayanlar almanya semalarındaki cassio de souza soares lincoln şovunu seyredebilirler.
bu takımdan sıyrıldığımız vakit işler daha da ciddileşecek ve orada da rakibimiz yine dişimize göre olacak. şu anda ivica olic - mladen petric ile iş yapan hamburger sv ile oynayacağız büyük ihtimalle. ama yine büyük ihtimalle bu ikiliden ivica olic devre arasında başka bir takıma transfer olmuş olacak. almanya bize her zaman iyi gelmiştir. fc bordeaux'dan sıyrıldıktan sonra bu engel de aşılır diye düşünmekteyim.
aslında en önemli şeyi haldun üstünel söyledi. "galatasaray taraftarı avrupa'da bahar aylarını görecek" dedi az önce yaptığı açıklamada. bu bile yeter.
uefa kupası 3. turunda fiorentina dışındaki tüm takımları eleyebilecek olan takımım. tabii ki fiorentina bir real madrid değil ama sonuçta italyan takımı denince bir tiksinme geliyor bana.
birinci olsaydı da karşısına aston villa, psg, sampdoria gibi takımlar gelecekti. sonuçta bu sene gayet zorlu olan uefa kupasında final hedefleniyorsa zaten her turun atlanılması lazım. o yüzden fazla evham yapmaya gerek yok.
Hürriyet gazetesinin okuyucuları (200.000 oy kullanılmış) arasında yapılan efsane 11 anketine 6 oyuncu sokarak bizleri gururlandıran türkiye'nin en büyük futbol kulübü.
sağlık kurulunu veya adı her neyse şu futbolcu sağlığı ile ilgilenen kısmını anlıyamadığım takım. takımda son yıllarda üst üste gelen sakatlıklar ve bu sakatlıkların uzun süren iyileşme periyodu zaten dikkat çekici. son bir olay ise yanılmıyorsam futbolig'de gündeme geldi.
konu servet'in maskesi. malumunuz elmacık kemiğinde ki kırıktan dolayı servet maçlara maske ile çıkıyor ve bu maske servet'in kendi beyanına göre, görüş açısını daralttığından zaman zaman hata yapmasına yol açıyor. aynı sakatlığın daha şiddetlisini yaşayan şu anda ismini hatırlamadığım bir antalyaspor'lu futbolcunun taktığı maskede böyle bir sorun yaşamadığı antalyaspor teknik direktörü mehmet özdilek tarafından açıklandı.
şimdi benim aklım almıyor. oyuncunuz taktığı maske yüzünden hata yaptığını beyan ediyor ve bu maskenin bu tür hatalar yapmasına sebebiyet vermiyecek modelleri de var, niye müdehale edilmiyor. antalyaspor'un bulduğunu galatasaray bulamıyor mu yoksa bu kadar mı ilgisizler.
#4344063 giriye ultraslan grubunun son bildirisini hatırlatmak istediğim takımdır.
taraftarlarını sevmem. tek sevdiğim taraftarı minik mavi balina dır. sevimli kerata.
fenerbahçe gibi, ''galatasarayı yenelim de şampiyon olmasak da olur'' demeyen takım.bu tanım cümlesiydi.
bu yüzden seviyorum bu takımı, hala heycanlanıyorum maçlarını izlerken, avrupa da özellikle. fenerbahçe çeyrek final oynadığında, takımı hatırlamıyorum, devid`in 40 metreden gol attığı maçta evde tektim ve sesim kısılmıştı bağırmaktan. anlamıyorum fener yenilince sevinen galatalıları, ya da galata yenilince sevinen fenerlileri. ulan damcık, fenerin şampiyonlar ligi şampiyonu olması birkaç sezon içinde galatasarayın da işine yarar, bakarsın üçüncü olup şampiyonlar ligine gideriz sayelerinde.
herneyse, bu sezon başında beni inanılmaz şaşırttı bu takım. baroş, kewel, meira santic falan. harbiden yıldız adamlardı. helal olsundu. sonra oynanan futboldan hoşnut olmasam da ara ara memnunum hala takımımdan. ha, bir fanatik de değilim elbet. sikimde olmaz yenilse, ama tam oalrak anlam veremediğim bir sevgi var içimde. alışkanlık gibi, her türk genci gibi bize öğretilen takımalrın ismini ezberler onlar için heycanlanırım ben de.
fm oynarken egosunu tatmin etmek için transfer döneminde uğruna ortalığın amına koyduğum takımdır galatasaray.
fenere de ucuza adam satarım bu arada lig heyecanlı olsun diye.
dün akşam herta maçında izledim takımımızı. ulan bu nasıl iş. almanya ligini izliyorum resmen, herkes yürüyor. sanki pes'de bütün oyuncular yorulmuş oynar gibi. lincoln'e gelmek bile istemiyorum. bir kewell birde barış özbek vardı sahada. gördüğüm şu: skibbe takımı skibbe atmış.
ne kadar yensekte, hayal kırıklığı oluşturmuştur bende takım. ne kadar beraberliğe oynasakta, bu oyun galatasarayımıza yakışmamıştır. biz ne maçlar gördük, böylesini görmedik...
herhalde artık (ve de lütfen inşallah bu son) ideal kadrosunu bulmuş takımımdır.
de santics
sabri meira servet hakan
barış mehmet
arda kewell
lincoln
baros
gibi kabaca 4-6-0 bir dizilişle mücadele etmesi beklenmektedir bundan sonra. tabi bu 4-6-0 özellikle hücuma çıkıldığında 4-2-13 şekline dönüşmekte ve de verimli olursa baya iş yapacak gibi durmaktadır. şimdilik görünen tek sorun striker tipi bir golcünün eksikliğidir zira milan baros son vuruşlarda yetersiz kalmaktadır.
tekerlekli sandalye basketbol takımı kıtalararası dünya şampiyonu olmuş takımdır.
hani nerdesiniz ulan sarı ile kırmızıya gönül vermiş taraftarlar.
sadece futbol demekse sizin için galatasaray; bana aşktan, hayattan, taraftarlıktan, hele ki galatasaraylılık kültüründen hiç bahsetmeyin kuzum.
barış özbek ve mehmet topal'ın sakatlıktan kurtulmasıyla birlikte 4-5-1'den 4-2-1-3'e geçiş yapan takım. bu iki oyuncu çok koşan ve defansın yükünü hafifleten oyuncular olduğu için kewell ve arda artık açık değil kanat forveti olarak takılacaktır büyük ihtimal. yani barış ve mehmet bir daha sakatlanmayacaksa şayet, skibbe'nin de gönderilmesine gerek yok bence. boşa tazminat ödenip zarara girilmesin. zaten şu anki kadroya taktik vermeden sahaya salsan yine önüne geleni harcar. tabi 4 defansın önüne ayhan ve meira'yı dikip hadi çocuklar hücuma dayalı 4-5-1 oynayalım dersen olmaz akıl var mantık var mnıskim. neyse, allah barış'la mehmet'i başımızdan eksik etmesin.
engelli basketbol takımı tüm engelleri aşıp avrupa şampiyonlar ligi'nde şampiyon olduktan sonra dünya şampiyonu da olmuştur kendilerini gönülden kutluyor tebrik ediyoruz.